<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689</id><updated>2012-01-31T04:27:32.675+02:00</updated><title type='text'>denizkızı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>293</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3025348116293513322</id><published>2012-01-30T12:02:00.000+02:00</published><updated>2012-01-30T12:02:34.543+02:00</updated><title type='text'>oyun toplaşması</title><content type='html'>Öyle hoş geçiyor ki günler, evde çok sıkıldığımız anlar olsa da, ben bu yılı hep cam kenarında çocuklarla karı izleme halimizle hatırlayacağım. Geçen öğleden sonra başlayan karda, evin ışıklarını kapadık, perdeleri açtık ve sokak lambasında kar seyrettik, mandalina kemirdik. Sonraki güneşli hafta sayesinde, büyüyüp mükemmel bir genç hanım olmuş kuzenimle kahvaltıya gittik çoluk çocuk. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de evdeyiz tabi, sürekli bir şeyler geçiyor zihnimden, herhalde vakit olmayacağıı için. Yapmak istediğim ne çok şey var ve onları yapmak için ne kadar az vakit:) Fena halde bir kitap çevirisine gömülmek istiyorum mesela, kanaviçe yapmak istiyorum çocukların odalarına, girişimci ruhum zıpzıp zıplıyor bir yandan ve tabi bütün bunlarla birlikte günlük telaşlar. Evet bazen yetişemiyorum ama aslında iyi idare ediyorum, sadece hep daha fazlasını istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ki, onlarla bir yere gitmek sıkıntı verici değil, yemeğimi yiyebiliyorum, sohbet edebiliyorum. Havalar&amp;nbsp;biraz sakinleşsin&amp;nbsp;çok eğleneceğiz. Ama böyle kendi cinsinden küçük insanlarla nasıl olacağını merak ediyordum,&amp;nbsp;ki bu hafta oldu ve&amp;nbsp;iyi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün internet anneleri mail grubunda kendiliğinden oluşan oyun grubuna katıldık Pompik1'le. &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;Ev sahipleri&lt;/a&gt; inanılmaz sakin. Onları tanımlayacak tek bi kelime seçmem gerekse bu olurdu evet; sakin. Aliş çok tatlı bir insan olmuş, saçları çok güzel, minik minik konuşuyor. Annesi fotoğraflarda göründüğünden çok daha zayıf.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok garip bu blog olayı, okuyorsun, konuşuyorsun, paylaşımların var ve bazen sadece o kadarla kalıyor, bazen bir kaç adım ileriye taşınıyor. Ben genelde -blogüstü bir arkadaşım hariç- çekimser kaldım, çünkü hayatıma yeni birilerini dahil etme konusunda hızlı davranamam. Belki de bu daha güzel, zamanla demlenen arkadaşlıklar daha güzel. Ve&amp;nbsp;böylesi de çocuklar için bir oyun grubundan daha samimi. Aynı frekansta olduğun annelerle bir araya gelince, bebekler de anlaşabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapıdan giriyorsun mesela, ilk kez görüşüyor olmalısın ama pek tanıdık, sıcacık, tereddütsüz oğlanı kucağına verip ayakkabıları çıkarıyorsun ve sarılıveriyorsun. Sonra anne kız içeri giriyorlar, sen onların evlilik hazırlıklarını bile okumuştun, öyle tanıdık. Güzel şeyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum pek eğlendi, hiç arıza çıkarmadı, ortalıkta dolaştı, &lt;a href="http://leomio.blogspot.com/"&gt;Aliş'in&lt;/a&gt; tamir kutusunu binlerce kez doldurdu, boşalttı, ev sahibi küçük adam çok güzel mızıka çalıyor ve&amp;nbsp;oğluma da teklif etti ama o henüz beceremedi. Sonra &lt;a href="http://lacintenel.com/"&gt;Nil Hanım'a&lt;/a&gt; marakasını verdi ve onun kitabını kurcaladı. Sanırım onunla epey anlaştı.&amp;nbsp;Oyun şarkısını dinledi. Ablaları inceledi. Bir tanesinden kedili bir kitap aldı ve hala kitapla birlikte miyavlayarak geziyor. Arada yorulup kucağıma geldi.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıştığıma sahiden memnun olduğum annelere ve oyun grubununu cici bebeklerine çok teşekkür ederim. E hadi bir daha ne zaman:)?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3025348116293513322?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3025348116293513322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3025348116293513322&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3025348116293513322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3025348116293513322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2012/01/oyun-toplasmas.html' title='oyun toplaşması'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5576426150878777989</id><published>2012-01-06T13:57:00.001+02:00</published><updated>2012-01-06T14:15:00.572+02:00</updated><title type='text'>iyi ki'ler</title><content type='html'>Yeni yıl sahiden mis geldi. Bir sakinlik, bir güzellik. Akord tam da olmuş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama hani olur ya, insan bütün gün koşturur ve oturunca anlar nasıl yorulduğunu. O an belinin ağrıdığını fark eder örneğin. İşte onun gibi. Pek de oturduğum yok aslında, kastettiğim farklı bir şey. Herşeyi günlük telaşıyla ilerlerken bütün bu huzurun içinde durup hatırladığım kısacık anlar, kırgınlıklarım, endişelerim. Öylece gülerken, yemek yerken, o kısacık anlarda fotoğraf gibi geliyor gözümün önüne. Pıt çıt seslerle. Hafif buğulanıyor camlar ve geçiyor hemen. "İyi ki"ler hep çok fazla. Yoluna unutmadan devam etmek de öyle güzel ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada komik bir sabah yine, büyük kardeş kitapta kedileri gösterip sesini incelterek miyavlıyor, küçük kardeş bizim müzikle dansetmemize bakıp kikirdiyor. O kadar haylaz ki Pompik1, odalarına aldığımız raflara tırmanıyor, duvarın öbür tarafına geçmeye çalışıyor. Pompik2 kendisiyle konuşulduğu müddetçe pek mutlu, evin kendi telaşı onun için yeterli bir eğlence oluyor. Abisinin ısırmak, çekelemek&amp;nbsp;gibi&amp;nbsp;sevgi gösterilerine de&amp;nbsp;alıştı artık, ağlamıyor.&amp;nbsp;Hava kapalı bugün park yok. Öğleden sonra için bir eğlence bulmalıyım. Ben bu iki minik adamın annesi olmayı çok seviyorum, onlara şarkı söylemeyi, oyun oynamayı, popolarını temizlemeyi, hepsini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ikisinin de uyuduğu kısa anlardan, ben biraz kelimeleri kovalayayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5576426150878777989?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5576426150878777989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5576426150878777989&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5576426150878777989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5576426150878777989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2012/01/iyi-kiler.html' title='iyi ki&apos;ler'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8653156483612520819</id><published>2011-12-30T12:09:00.002+02:00</published><updated>2011-12-30T12:14:21.579+02:00</updated><title type='text'>2012</title><content type='html'>Dün gece biri sağımda, biri solumda, uykumun arasında sırayla onları yumuştururken, mis kokularını içime çekerken, gelecek yıla nasıl gireceğimizi düşündüm ama hayal bile edemedim. Geçen yıla hastanede girmiştik biz, sahiden oluyor mu nasıl girersen öyle devam eder denen inanç? Çünkü en çok oraya gittik tüm yıl. Neyse unutalım bunları, yeni yıla bir mektup yazdım;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevgili 2012;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kardeşin 2011 zor bir yıldı,&amp;nbsp;ama biz onu hep getirdiği müthiş armağanla hatırlayacağız;&amp;nbsp;Güneş'imiz. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Senden,&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Büyük oğluma; daha hızlı adımlar, daha çok neşe, daha çok muzurluk, yeni kelimeler, boya kalemleri, arkadaşlar, şakalar, düşen tırnağın yenisini&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Küçük oğluma; büyüme enerjisi, uzun saçlar, pirinç dişler, mutluluk, kemirilecek meyveler, iştah, keyif&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Her ikisine de; bol bol oyuncak, hayalgücü, kahkaha, sevgi, şefkat, kardan adam, yaz mevsimi, çiçekler, çakıl taşları, mırnav kediler, uslu köpekler, şarkılar, salatalık, gıdıklanma, çizgi filmler, kartpostallar&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevgilime; dinçlik, kuvvet, kazanç, severek okuyacağı kitaplar, filmler, yeni kıyafetler&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bana; zaman genişliği, güç, bilgelik, yeni yemek tarifleri, spor yapma isteği, yapmak istediklerim için vakit &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ve hepimize, sağlık, huzur ve aşk getirmeni istiyorum. &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Akıllı ve uslu ol, bizi yorma, yıpratma olur mu?&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8653156483612520819?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8653156483612520819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8653156483612520819&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8653156483612520819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8653156483612520819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/12/2012.html' title='2012'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6596214210334837529</id><published>2011-12-21T12:11:00.006+02:00</published><updated>2011-12-21T12:15:53.030+02:00</updated><title type='text'>Az Kural, Çok Sevgi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="st"&gt;&lt;em&gt;"...Ah sevgili Mürşide Hanım, sevgili babaannem, sizden iki kuşak sonra Türk kadınları arasında mesleklerini, eğitim ve özben-lerini, anne olmaktan daha çok önemseme fırsatı bulan ve bundan utanmayanlar çıktı. Müsterih olun, rahat uyuyun."&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span class="st"&gt;&lt;em&gt;Kumral Ada Mavi Tuna/Buket Uzuner&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="st"&gt;&lt;/span&gt;Kedimiz Duman geliyor aklıma sık sık. Doğum yapışı, lohusalık süreci... Evet, bence kediler de lohusa olabiliyor:) Sahiden yorgun ve huysuzdu biraz. Ama onlar etrafta yorum yapan ve anneliğine müdahale eden kimse olmadığı için daha kolay atlatıyor. O ilk halleri hep aklımda; yavrularına sarmaş dolaş oluşu, çok nadir yanımıza gelip biraz dinlenişi, sonra yeniden onlarla kucak kucağa oluşu ve tabi o aslankaplan hali. Yaklaşmamıza izin verişi ama hep gözünün üzerimizde olması. Hiç unutmuyorum bir kere süpürge açtım ve bebekleri korktu diye beni yiyecekti neredeyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi anneliğimi onunkine benzetiyorum düşününce. Ve ikinci bebekle katmerlendi, şekillendi iyice. Çok okudum, hala okuyorum, ben kitapların faydasına çok ama çok inanıyorum. Ama beslenme listesi yapmayı bıraktım mesela. Zaman içinde hem kendimin hem bebeklerimin iç güdülerine güvenmeyi öğrendim. İlk bebekte daha gürültülüydü zihnim, şimdi sakinleşti her yer, onları ve kendimi duyabiliyorum. İkisi de yatak ve uyku yerini öğrendiler ama canları istediğinde birlikte uyuyoruz. Hala ağlatarak bir şey öğretmeye inanmıyorum ben. Çaresizlik duygusuyla kendi yatağında uyumayı öğrenmiş bir çocuk durumunu, hangi metod olursa olsun,&amp;nbsp;hiç bir şekilde anlamıyorum. Zorlama hiç bir şeyin insan ruhuna faydalı olduğuna inanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet delice bir telaş evde. Bazen zor yetişiyorum, bazen gerçekten bütün kemiklerim ağrıyor. Bazı şeyler aksamıyor mu? Elbette aksıyor. Ama asgari düzeni sağlayabiliyoruz. Onlarla vakit geçirmek ve yemek meselesi öncelikli. Temizlikse; yerden bir şey alıp yutmayacakları ölçüde:) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hala bebeğe anne ve babanın dışında birilerinin bakmasını anlayamıyorum. Tamamen benim düşüncem, benim anneliğim bu tabi. Hayat o kadar kısa ki, bir kaç yıl sonra okul zamanları, arkadaşları derken, bu sarılıp koklaştığımız, uzun uzun uyuduğumuz zamanlar geride kalacak. Belki çok ilkel gelecek ama; "kendim bakmayacaksam niye doğurayım ki?" diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az kural, çokça sevgi... Aksi şekilde büyütülmüş biri olarak, bunun insanın ruhunda açtığı yaraları görmemem imkansız olurdu. Salon olarak belirlenmiş kısım onlara ait. Karıştıramayacakları hiç bir şey yok. Olumsuzluk eki içeren kelimeler yok. Hayır var sadece, çok net bir hayır, o da prize dokunmak istediğinde, televizyona tırmanmak istediğinde sadece. Ağlatana kadar hayır değil, net bir hayır. Sadece güvenlikleri için kullanılıyor hayır kelimesi. Mesela en sevdiği oyuncaklardan biri; süpürge. "Bununla oynanmaz" demek mantıksız geliyor, çünkü bir nedeni yok. Onun merakı, büyüklerin gereksiz ve sebepsiz kurallarından, evin kirlenmesinden, dağılmasından&amp;nbsp;değerli. Deliler gibi oyun oynuyoruz. Müthiş bir enerji ve keşfetme hali.&amp;nbsp;Ben o "hadi oğlum küpleri dizelim" annesi olamadım, genelde o karar veriyor ve başlıyor, ben katılıyorum. Çocuk dünyası o kadar eşsiz ve sonsuz ki, aslında hiç bir yönlendirmeye ihtiyacı yok bu anlamda. Artık sürekli konuşuyor, konuşuyoruz. Kardeşle birbirlerine bayılıyorlar ve bu beni mutluluktan uçuruyor. Bazen sinirleniyor, ağlıyor, hemen ilgisini dağıtmak doğru gelmiyor, ağlamak istiyorsa ağlıyor, onu anladığımızı hissedince sakinleşiveriyor. Yemek yaparken ayağımın altında geziyor, dolapları boşaltıp dolduruyor, çöpü karıştırmaya kalkamadıkça sorun yok. Blender'ı çalıştırdığımda kikirdiyor mesela, çamaşır makinesine bakakalıyor. Kendi eliyle yiyebildiği her şeyi seviyor. Öğünlerin devamı banyoda son buluyor. Yemeye itiraz ettiğinde üstelemiyorum, bir diğer öğünde telafi ediyor, ya da en geç ertesi gün. Havaya aldırmadan sokağa çıkıyoruz, kestane falan alıyoruz. Sokakta ıvır zıvır yemek ayrı bir eğlence. "Üşümez mi?" diye muhakkak soruluyor, üşümez evet, ya da üşüse dünyanın sonu değil, burnu akar geçer. Açık hava kesinlikle şifalı bir şey. Ben bu üşüme ve aç kalma korkusunu anlamıyorum :) Oyun grubu, oyun ablası çok araştırıp, üzerine düşünüp bir türlü içime sinmeyen bir şey. Parayla sosyalleştirmek tuhaf geliyor. Park var bizim için, yakın arkadaşlarımız var. Onlarla bir araya geliyoruz, birbirlerinin saçını çekmek, oyuncakları değiş tokuş etmek ve kıkırdamak tüm yaptıkları. Sokağa çıktığımızda gördüğümüz insanlarla merhabalaşmaktan ala sosyalleşmek mi olur? Tek tük çeviri bile yapıyorum bazen, mutlu ediyor beni. Slingi hala kullanıyorum, sokakta daima ve bazen de evde sarılıp uyuyoruz. Ben anne olarak gece boyunca onları özlediğime ve sarılmak istediğime göre, onların da buna ihtiyaç duyması bana çok doğal ve normal geliyor. Kocaman yatakta dördümüz uyuyoruz bazı geceler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6596214210334837529?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6596214210334837529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6596214210334837529&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6596214210334837529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6596214210334837529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/12/az-kural-cok-sevgi.html' title='Az Kural, Çok Sevgi'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5069068878208612322</id><published>2011-11-30T13:24:00.000+02:00</published><updated>2011-11-30T13:24:58.286+02:00</updated><title type='text'>me and my boyz</title><content type='html'>Bazı günler yorgunluktan hangi arada uyuyakaldığımı unutuyorum, öylesine bir telaş. Ama çoğu zaman kendi içinde düzenli bir delilik. Zamanı iyi kullanmak diye bir şey olduğuna eminim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu aralar yine o "sanki kasım'a nisan kaçmış" günlerden. Dışarı çıkıyoruz. Kuşlarla simidini paylaşıyor Abi, Kardeş şaşkın şaşkın bakıp bana sokuluyor. Bazen parka gidiyoruz. "Üşümez mi bu?" diyen teyzelere aldırmıyoruz. Kırmızı burun oğluma pek yakışıyor hem. Arkadaşlar ediniyoruz, hatta bu hafta aşıda miniğimle adaş, sadece bir gün büyük ve üst sokakta oturan bir bebekle tanıştık, tam bir süpriz. En sevdiğim arkadaşlarımdan biri yakınıma taşındı, bu en güzel süpriz, benim haşarı oğlum onun prenses kızının saçını falan çekiyor, sonra kucağıma gelip ters takla atmaya çalışırken, küçük hanım kikirdiyor sadece,&amp;nbsp;gülmekten ölüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala süt sağmanın dünyanın en müthiş icadı olduğuna inanıyorum çünkü mesela bu sayede formül süt kullanmamıza gerek kalmadan dışarı çıkabiliyoruz. Ama bir yandan emzirmek de şahane bir şey. Minik karıncamla birlikte uyuyoruz, çok tatlı bir bebek oldu, o pek minik hallerden gürbüz bir bebek olmaya doğru gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı akşamlar çıkıp tek başıma yürüyorum, banka oturup denize bakıyorum, kestane falan yiyorum. Kısa bir süre sadece ben olmak iyi gelir sanıyorum ama uyudukları halde, bir işim olmadığı halde koşarak eve dönüyorum. Bir anda çok özlüyorum evimi, bebeklerimi, sevgilimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle güzel geçirdik ki çocuksuz zamanları, şimdi hayatımızın burasında, böyle olmak çok güzel geliyor. Çocukları bırakıp eskisi gibi geç vakitlere dek dışarda olmak, "başbaşa yemek yemek" gibi klişelere hala ve henüz ihtiyaç duymuyoruz. Yapabildiğimiz herşeyi onlarla yapmayı seviyoruz sadece. Bana çocuklu hayatla yaşanan değişim normal ve doğal geliyor. En sevdiğim elbisemdeki kusmuk lekesini seviyorum, yorgunluktan tabanlarımın zonklamasını seviyorum, sevgilimle -evet hala sevgiliyiz- sarılırken koşarak gelen Pompikle üçümüz sarmaş dolaş olmayı seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aralar her akşam bir film izliyoruz, tv tamamen çıktı hayatımızdan. İyi de oldu, televizyondaki en bir izlediğim dizi olsa dahi yoruyor, film izlemekse sahiden zihnimi tazeliyor. Parmak uçlarımıza basarak sofra hazırlıyoruz, miniklerin uykuları o saatlerde derinleşiyor, yemek yiyoruz, film izliyoruz bebekler uyuduktan sonra. O film benim için ciddi heyecan, çünkü sevdiceğim seçiyor, getiriyor yüklüyor falan, sanki gerçekten gong sesini bekliyorum öylesine pırpır ediyor içim. Gecede bir kaç film izlediğimiz, pizzaları yuttuğumuz o eski günlerdeki gibi. Film tabi bölünüyor arada bazen, minik mıkırdamalarla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film faslı da bitiyor, ben mutfağı ve evi ertesi güne hazırlıyorum, kafamda bir liste sanki tek tek tik atılıyor. Biberonlar yıkanıyor, makinelerden birini çalıştırıyorum, belki ekmek makinesi, belki bulaşık-çamaşır,&amp;nbsp;ertesi gün için birşeyler indiriyorum belki buzluktan ve ardından uyku. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o anlar mükemmel. Yatağa yatıyorum, belki biraz kitap okuyorum, ya da bazen bir kaç dakika öylece durup&amp;nbsp;evi dinliyorum. Ev sessiz, herkes uykuda. Bir günü daha sağlıkla, güzellikle, huzurla bitirmenin sakinliği. Gece kimse yokken denize girmek gibi bir şey. Öyle mutluyum ki o anlar. Dünyanın en mutlu yorgunu.&amp;nbsp;Ve bu&amp;nbsp;duyguyla uyumak ertesi güne tam bir enerjiyle, coşkuyla&amp;nbsp;uyanmama yetiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5069068878208612322?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5069068878208612322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5069068878208612322&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5069068878208612322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5069068878208612322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/11/me-and-my-boyz.html' title='me and my boyz'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1961293811069172221</id><published>2011-11-11T11:12:00.000+02:00</published><updated>2011-11-11T11:12:13.040+02:00</updated><title type='text'>haberler</title><content type='html'>Her yere o kadar çok şey yazıyorum ki, yeniden kalemi sever oldum. Kağıtlara, defterlere, çocukların defterlerine... Bloga yazacak bir şey kalmıyor pek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çılgınca bir telaş, tempo. Sabahın ilk ışıklarında uyanma ve akşam geç vakte kadar aynı şenlik hali. Oyun, eğlence, küçük kardeşle ilgilenme, süt dengeleri, yemek, içmek, şarkılar... Ev sahibimiz, bebek viyaklaması değil, şarkı sesleri geldiğini söyledi bize, pek sevindik tabi. &lt;br /&gt;Burada, evimize&amp;nbsp;on dakika yürüme mesafesinde bir park var. Kocaman bir park, yürüyüş alanı var, havuzu var, tertemiz bankaları var. Hani filmlerde olur ya, anne kitabını okur, bebek arabada sakince etrafa bakar, ya da çocuklar mutlulukla oynar, anne oturduğu yerden onları izler sakince... Hayat şahanedir. İşte tam da o parklardan. Oraya gidiyoruz sıkça. Salıncağa bayılıyor Abi. Kardeş henüz sadece temiz havanın keyfine varıyor. Parkın yanında bir ilkokul. Birden hayaller kurarken buluyoruz kendimizi, işte çocuklar bu okula gidiyormuş, ilk yıllar&amp;nbsp;sevdiceğim ya da ben&amp;nbsp;götürürüm tabi, sonraki yıllar&amp;nbsp;kendileri yürüyerek gidebilir, okul çıkışı bu parkta takılıyormuşuz biraz, sandviçler getirmişim, onları yiyip oyuna dalıyorlarmış. Sonra hoplaya zıplaya ev. Neden olmasın? Şimdiye hayal ettiklerimiz hep oldu. Çocuklara vermek istediğimiz hayat, burada, böyle bir evde, şehrin bu yakasındaydı. Biz hiç site içi ya da şehre bilmem kaç kilometre, ya da o karman çorman semtlerde yaşamak istemedik. Sokak çocuğu olsunlar, güvenli bir yerde büyüsünler, yan komşunun ağacından erik istesinler, sokaktan kedi getirsinler eve, iskelede balık tutsunlar... Yaşadığımız yerde tüm bunlar mümkün.&lt;br /&gt;Kitaplar okuyorum, her bulduğum aralıkta.&amp;nbsp;Zihnim bu telaşta eskisinden de iyi çalışıyor&amp;nbsp;galiba. Mükemmel kitaplar buldum, içiyorum sanki. Yeni yeni hobiler ediniyorum, küçücük vakitlere sığıyor seviniyorum. Leziz çorbalar yapıyorum, eskiden çorba sevmediğime inanamıyorum. Gördüğüm her sebzeden çorba yapabilecek kıvama geldim, kendime gülüyorum. Hala her detayı doktora danışıyorum, bazı şeyler iki bebekli olmaya rağmen değişmiyor. &lt;br /&gt;Bazen üçümüz çıkıyoruz sokağa, işte o halimiz tam komedi. Burada bizi tanıyorlar artık ama uzaklaşırsak biraz, bir bakan dönüp bir daha bakıyor. Bazen turist zannediyorlar, bazen deli sanırım. Yaşasın baby wearing, küçük kardeş slingle bana yapışık, abi ise arabada. "Orada da mı bebek var?" diye soruyolar, evet orada, cebimde, kapşonumun içinde, her yerde bebek var:)&lt;br /&gt;Büyüyorlar. İlki doğumgünü pastasını kestik bir kaç gün önce. Bebeklikten çocukluğa geçiş ilginç bir süreç. Abi artık parktan dönerken mızıldıyor mesela, ben "hayır" deyince bir şeye, dudak bükebiliyor. O dudak bükmesi içime dökülüyor. Kollarını iki yana kocaman açıyor, onu kucaklamamızı istediğinde. Uyurken kendi kendine gülüyor, sabah uyandığında yatağında o incecik sesiyle şarkı söylüyor. Kardeş o ilk üç ayın klasik sorunlarını yaşamaya başladı. Rezene çayı, çeşitli karışımlar&amp;nbsp;içiyor. Hala kundak seviyor. Ama gözler görülür şekilde büyüyor; aldığımız ilk tulumlar küçülüyor. Ayakları bebek kokuyor. Kafasını çeviriyor, gözleri cin cin bakıyor. Ağlaması bir kaç saniye içinde ciyaklamaya dönüşüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle tatlılar ki, ikisini de alıp sonsuza kadar içimde saklayasım geliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1961293811069172221?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1961293811069172221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1961293811069172221&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1961293811069172221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1961293811069172221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/11/haberler.html' title='haberler'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5219410314228122217</id><published>2011-11-03T14:47:00.002+02:00</published><updated>2011-11-03T14:53:04.166+02:00</updated><title type='text'>bu kasım</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bu yıl kasım ayı pek şenlikli. Minik kardeş kırkını çıkardı, abi bir yaşına basacak, sevdiceğim bir yaş daha alacak, bizim birlikteliğimizin beş yılı bitti... Pek çok eşikten geçtik hep birlikte. Günler müthiş bir telaş, yorgunluk&amp;nbsp;ve neşeyle geçiyor. Abi en arka dişini çıkarmayı başardı mesela, ve ona diş buğdayı da yaptık nihayet. Kardeş artık çevresiyle ilgilenmeye başladı, ve ona özel şarkılar da uydurmaya başladık. Çok güzel bir mevlüt yaptık, varlığı için, aramıza sağlıkla katıldığı için&amp;nbsp;Yaratıcı'ya şükrettik. Kocaman pofuduk&amp;nbsp;bir sevgi yumağı içinde yaşıyoruz sanki, her gün kendi minik evrenimizin güzellikleriyle. Tarihleri unutur haldeyim, çünkü önemini yitiriyor eğer özel bir gün değilse. Ama saatleri iyi biliyorum, bakmadan bile söylerim, mama saati, uyku saati, muhallebi saati gibi... Her günümüz yeni bir macera, biraz daha büyüyorlar, not ediyorum, fotoğraflıyorum, kaydediyorum. Sanki yine de yetmiyor. Bu günleri öyle eşsiz ki, onlar hiç hatırlayamayacak ama ben hiç unutmayacağım ve onları hep bu halleriyle hatırlayacağım sanki.&amp;nbsp;Ve&amp;nbsp;öyle garip ki,&amp;nbsp;şimdiden özlüyorum, mümkünse içimde saklayıp tekrar tekrar yaşamak istiyorum. Annelik sahiden bir delilik hali.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Sevgili küçük mucizem;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Hayatının ilk kırk günü sana iyi bakmayı, seni mutlu etmeyi başarabilmişizdir umarım. Dudak büken, içli bakan değişik bir bebeksin sen. Bize sanatçı ruhlu olacakmışsın gibi geliyor, öyle bir sakinliğin var. Eldiven sevmemen abine benziyor, ama onun aksine emzik seviyorsun. Büyüyüp abinle ve bizimle&amp;nbsp;oyun oynayacağın günler için heyecanlanıyoruz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Seni öyle çok, öyle çok&amp;nbsp;seviyoruz ki, tahmin bile edemezsin. &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Annen.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sevgili yaramaz sincabım;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Bir yaşına basmak üzeresin. Hayatımın en eşsiz, en güzel bir yılı için sana teşekkür ederim. Herşeyi merakla ve neşeyle kucakladığın bugünlerin çok güzel bebeğim. Hep böyle enerjik ol, hayat dolu&amp;nbsp;ol istiyorum. Uçsuz bucaksız&amp;nbsp;büyü...&amp;nbsp;Büyümene heyecanla tanık oluyoruz babanla. Sana filmler, oyunlar, kitaplar hazırlıyoruz. Son&amp;nbsp;günlerde "küçük primatım" diyor baban sana.&amp;nbsp;Kardeşine yaklaşıp sesini incelterek "ayyyy" yaptığın anlar sevgiden kalbimiz duracak zannediyoruz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Seni her gün artan bir sevgiyle seviyoruz.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;em&gt;Annen&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5219410314228122217?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5219410314228122217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5219410314228122217&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5219410314228122217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5219410314228122217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/11/bu-kasm.html' title='bu kasım'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-796622570624091141</id><published>2011-10-02T20:10:00.020+03:00</published><updated>2011-10-02T20:28:56.735+03:00</updated><title type='text'>Masalların Masalı</title><content type='html'>Nasıl anlatsam, nereden başlasam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son iki ay hep sancıyla geçti, ve ebeveyn olmak iki kişilik bir durum, genelde sancıları birlikte çektik sanki. Devamı sıklıkla doktora gitmek, sürekli tetkikler, bir hafta hastanede yatmak, gözüm saatte sıklık saymak, ilaç yutarken "durdursun tanrım" demek içimden, ilaçların yan etkileriyle savaşmak, çok ama çok yorulmak, bir yandan neşe küpü oğluma bir şey hissettirmemek, onunla gün boyu hoplamak zıplamak, giderek ağırlaşmak ve en kötüsü de endişeler... Ne kadar duracak, nasıl olacak, küveze girecek mi vesaire... Zor günlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Güneş'imiz doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar şanslıydım ki, bu süreci en uzun ve olabilecek en hafif şekilde atlatmama yardım eden bir doktorum oldu. Çok tedirgindim bu kez ameliyata girerken, insanın çocuksuzken anestezi almasıyla, çocukluyken alması&amp;nbsp;arasında kesinlikle fark var. Oğlumla vedalaşıp, kardeşi getirmek üzere ameliyata gitmek daha bir zordu ilkinden. Ama hastane mükemmel.&amp;nbsp;Herkeste sanki beni riskli bir sezeryan ameliyata değil, solaryuma götürüyormuşçasına bir neşe, bir rahatlık. Anestezi yayılırken, "oh" diyerek gözlerimi kapadığımı hatırlıyorum, öyle bir rahatlama. Güleryüzlü hemşireler ve mükemmel tedbirler, öyle ki, geçen seferki gibi astım sorunu yaşamadım mesela... Ödem bile kalmadı, şimdiden alyansım parmağımda. Doğurmamış gibiyim desem, abartmış mı olurum? Ama öyle hissediyorum. Çok daha farklıydı herşey bu kez ve hatta bir doğum fotoğrafçım bile oldu süprizden. Odada bizi bekleyen armağan sabunlar, kapıda yine neşeli harfler, kalbimde bir heyecan, dualar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aramıza ne zaman ve nasıl katılacağına kendi karar veren mucize bebek. İnatçı. "Tutunamaz" dediler, tutundu. "O kadar beklemez" dediler, bekledi. "Küveze girer, dayanamaz" dediler, dayandı. Şimdi sakin, munis bir bebek. Abi muzur bakardı, kardeş daha içli bakıyor. İlk görüşte aşk denen şeyin ta kendisi bu. İlk aşk gibi, ilk öpücük gibi. İlk göz ağrısı, her ikisi de. Sanki kalbim büyüdü, büyüdü ve&amp;nbsp;içinden bir kalp daha doğurdu. Ve kalplerim öyle güçlü atmaya başladı ki, içimden bir anne daha çıktı, anne kare oldum. Daha güçlü bir kadın, daha çok anne oldum. Hayatın planların dışında aktığını ve bunun muhteşem bir heyecan olduğunu, suyun akışına müdahale etmemeyi&amp;nbsp;bu yaşımda öğrendim.Ve sevgilim mükemmel bir&amp;nbsp;kahramandı, hepimize yetişti, işe gitti, hastaneye geldi, refakatçilik etti, abi'ye baktı. Baba oğul öyle büyük bir aşkları var ki, 11 aylık kısa bacaklı bir pompik onun geliş saatini anlayıp heyecanlanıyorsa, yorgun argın işten gelen baba ellerini bile yıkamadan &lt;em&gt;-"dur oğlum bir dinleneyim" ne nefret bir yaklaşımdır sahi-&lt;/em&gt; onunla oyuna oturuyorsa, hayat güzel demektir. Doğru bir adama "evet" dedim ben... Kendime bir baba seçsem, onun gibi olmasını isteyeceğim bir adama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve işte o yeni bir insanın dünyaya katılmasının verdiği heyecan.&amp;nbsp; Bunun tarifi yok. Gerçekten yok. Katlanarak artan, çoğalan bir sevgi, aklını kaybetme hali. Tebrikler, duygu yoğunlukları, yemekler, hem de en sevdiklerim, lohusa şerbetleri, armağanlar. Yine emzirmek, yine rezene çayları, mükemmel yemekler yemek. Çok güzel ve bir yıla sığan iki doğuma rağmen özlemişim. 40 gün 40 gece şenlik hali. Hayat bana çok büyük bir kıyak geçmiş gibi. Öyle şımarıyor ki insan, sonsuz bir teşekkür&amp;nbsp;isteği.&amp;nbsp;Dostlarıma, yakınlarıma, meleklere, yaşam sevincime, 4 kişilik aileme, tabi en çok Yaratıcı'ya.&amp;nbsp;O kadar büyük bir güzellik ve mutluluk ki bu, ancak sevdiklerimize, yakınlarımıza yer var kendi minik evrenimizde. "Kalbinde kötülük olan kimse yaklaşamasın evimize, bebeklerimize" duamın kabulü olmalı bu.&amp;nbsp;Ve o kadar iyiyim ki, bu&amp;nbsp;kez unuttum o ameliyat sonrası nekahat dönemini, çünkü bu çok büyük bir kavuşma, hayata hızla dönülmeli, beni bekleyen iki minik sevgilim var. İyi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün 9 günlük,&amp;nbsp;mükemmel bir Pazar geçirdik. Yolda "ilk bebeğin mi?" diye soran&amp;nbsp;hanıma, mutlulukla&amp;nbsp;"hayır ikinci" dedim, sanırım uzaya gitsem&amp;nbsp;ancak bu kadar gurur duyardım kendimle.&amp;nbsp;Fiziksel yorgunluklar dışında hiç&amp;nbsp;bir zor tarafı yok. Ve biz hala ikimiz bakıyoruz bebeklerimize ve eminim bir kaçı daha gelse, yine öyle yapacağız. Hayat o kadar güzelleşti, sevgimiz o kadar katmerlendi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş doğdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;su başında durmuşuz&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;su serin,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;çınar ulu,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;ben şiir yazıyorum,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;kedi uyukluyor,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;güneş sıcak,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;çok şükür yaşıyoruz.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;suyun şavkı vuruyor bize&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Nazım Hikmet Ran&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-796622570624091141?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/796622570624091141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=796622570624091141&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/796622570624091141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/796622570624091141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/10/masallarn-masal.html' title='Masalların Masalı'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3517884045778567410</id><published>2011-07-22T17:19:00.002+03:00</published><updated>2011-07-22T17:25:59.570+03:00</updated><title type='text'>"ey özgürlük"</title><content type='html'>"okulda defterime, sırama ağaçlara, yazarım adını&lt;br /&gt;okunmuş yapraklara, bembeyaz sayfalara, yazarım adını&lt;br /&gt;yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, krallarin tacına&lt;br /&gt;en güzel gecelere, günün ak ekmeğine, yazarım adını&lt;br /&gt;tarlalara ve ufka, kuşların kanadına,&lt;br /&gt;gölgede değirmene yazarım.&lt;br /&gt;uyanmış patikaya, serilip giden yola,&lt;br /&gt;hıncahınç meydanlara adını, ey özgürlük."&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşındık, nihayet.&lt;br /&gt;Ben hem bebekli, hem hamile halimle -bir önceki yazıda bahsi geçen doğum-, sevdiceğim hayatının en yoğun çalıştığı döneminde... &lt;br /&gt;Ama taşındık.&lt;br /&gt;Tabi bu süreçte melekler faktörü etkili oldu. Biri ev buldu, biri yemekler pişirdi getirdi, biri topladı, biri yerleştirdi, biri bebek baktı, biri bana baktı...&amp;nbsp;Çevremi saran ve ben söylemeden yanımda bitiveren melekler&amp;nbsp;sayesinde, yorularak ama yıpranmadan bu zor dönemi rüya gibi atlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, deniz kokan bu sokakta, penceremin önünde bir bahçe...&amp;nbsp;Evdekiler öğle&amp;nbsp;üzeri uykusunda, ben&amp;nbsp;tıkır tıkır yazıyorum, ah bir de sigara yakabilseydim diyorum. Bedenim gerçekten çok yorgun ama ruhum yepyenilendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası bizim yeni evimiz, adresi ancak sevdiklerimin kalplerine&amp;nbsp;fısıldıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehrin aşkımızın başladığı yakasındayız. Burada eğik tavanlı bir evde geçirdik ilk yıllarımızı. Çocuksuz ve kedili. İş nedeniyle, taşındık ama hep özledik ve sevgiyle andık. Bu tarafa her geçtiğimizde, vapurdan indiğimizde eve geldiğimizi hissettik, hep. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçeden köprünün ışıkları görünüyor, sokağım deniz kokuyor. Hayatın tatlı bir yavaşlığı var, sanki hep yaz mevsimi.&amp;nbsp;Sabahları iskelede yürüyüş, taze simitler ve gazete, akşam güneşi yine iskelede batırmak. Çiçekli bir elbise günü geçirmeye yetiyor. Püfür püfür esintide, çay içerek gazete okunuyor. Oğlum alıştı buraya, kahvaltıyı açık havada etmeye, yolda herkese gülümsemeye,&amp;nbsp;günde üç kere küvete girmeye,&amp;nbsp;akşam yemeğini denize, kuşlara bakarak yemeye... Gezmekten yorgun düşüp bahçede uyumaya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımın&amp;nbsp;evin&amp;nbsp;bahçesinde&amp;nbsp;birbirlerini kovaladıklarını düşünüyorum, pencereden bakıp "kek pişti,&amp;nbsp;hadi bakalım"&amp;nbsp;dediğimde koşup geldiklerini... Sonra bir telaşla yine oyuna döndüklerini. Ya çok şanslıyım, ya da hayatın bir yerlerinde doğru bir şeyler yapmış olmalıyım, bütün bu güzellikleri&amp;nbsp;başka türlü açıklayamıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımdan pek çok düşünce geçiyor, hayatım boyunca çok iyi öğrendiğim bir şey var, onu farkediyorum. Kötülük, tıpkı iyilik gibi sonsuz bir kaynak. Nasıl melekler hep aynıysa, şeytan da öyle. Değişmiyor. Onun bir iddiası var biliyoruz; "ben üstünüm, bana secde edilecek", iş hayatınızda, hatta belki de ailenizde, etrafındakilerin onun "ayaklarına kapanarak özür dilemesini", "ona muhtaç olup sürünmesini"&amp;nbsp;bekleyen insanlara bakın, işte saf kötülük. Şeytanla uzlaşamıyorsunuz, o ıslah olmuyor, onunla mantık çerçevesinde iletişim kuramıyorsunuz, çünkü nasıl iyi insanlar, iyilik yapmadan duramıyorsa, ne bileyim nedensiz bir şekilde susamış bir kediye su veriyorsa, işte kötü insanlar da, böyle nedensiz bir şekilde, o su kabını deviriyor, kediye tekme atıyor. Hep aynı şeyleri tekrarlıyor. Kötülük bir ahlak ve ne yaparsanız yapın, değişmiyor. Bu yüzden kesip atmak lazım, hastalık&amp;nbsp;taşıyıcıyla&amp;nbsp;bağlantıyı tamamen koparmak lazım. Çünkü nasıl iyi insanlar iyilik neşrediyorlar, kötü insanlar da kötülüğü saçıyorlar. Bağışıklık sisteminiz güçlü olabilir, ama gerek yok, çünkü pis bir şey işte ve bir şekilde sızıyor. Bu yüzden, hayatınızdaki kimlikleri her ne olursa olsun, tamamen yok olmalılar. Çünkü haketmiyorlar, çünkü virüs yaymak dışında bir amaçları yok.&amp;nbsp;Unutmayın; onlar ölü ve ölülerle konuşulmaz. Kutsal bildiğim herşeyin; özgürlüğümün, aşkımın ve anneliğimin üzerine yemin ederim, çocuklarım bu tür kötülüklerin gölgesinde büyümeyecek. Onlar daha küçük yaşta, iyilik ve kötülük arasındaki, dolayısıyla iyi insan ve kötü insan arasındaki farkı ayırd edebilecek, kötüden uzak durmayı, iyiye yönelmeyi seçecekler. Belki biraz yalnız olacaklar hayatta, ama çok mutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredeyse bir hafta olacak, ama aylardır buradaymışız gibi yerleştik, meleklerin yardımıyla. Hayatımızın bu yeni ve iki çocuklu dönemine, burada başlıyoruz.&amp;nbsp;Şimdi bu&amp;nbsp;oturup bu çayı içene&amp;nbsp;kadar uzun bir yolculuk yaptık tabi. Kalbim yoruldu, ben yıprandım, sağlığımla ilgili tehlikeler atlattım, öfkelendim, neşelendim, savaştım, sakinleştim, umutlandım. Ama şimdi çok iyiyim, çünkü sadeleştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki aşık oldum Ona, iyi ki evlendik, iyi ki aramızda açtı bu çiçekler, iyi ki çoğaldı aşkımız bu minik adamlarla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=DqyLcsGqW4s"&gt;Bu evde dinlediğim ilk şarkı bu oldu. Öyle manidar ki şu günlerde... &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"kapimin eşiğine, kabima kacağıma, içindeki aleve,&lt;br /&gt;canlarin oyununa, uyanik dudaklara yazarim adini.&lt;br /&gt;yikilmis evlerime, sönmüs fenerlerime, derdimin duvarina,&lt;br /&gt;arzu duymaz yokluga, çirçiplak yalnizliga, yazarim adini.&lt;br /&gt;geri gelen sagliga, geçen her tehlikeye,&lt;br /&gt;yazarım ben adını, yazarım.&lt;br /&gt;bir sözün coşkusuyla, dönüyorum hayata,&lt;br /&gt;senin için doğmuşum, haykırmaya.&lt;br /&gt;ey özgürlük"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3517884045778567410?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3517884045778567410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3517884045778567410&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3517884045778567410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3517884045778567410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/07/ey-ozgurluk.html' title='&quot;ey özgürlük&quot;'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6789304059682086435</id><published>2011-06-19T16:01:00.003+03:00</published><updated>2011-06-20T22:36:17.469+03:00</updated><title type='text'>güneş</title><content type='html'>Gerçekten çok mutluyum. &lt;br /&gt;Ben hayatımın burasında, yine ve yeniden, hayatın planlanabilir bir şey olmadığını&amp;nbsp;tecrübe ettim. Tam da&amp;nbsp;cc'leri not ederken, beslenme chartları hazırlarken, minik oğlumun her gününü detayla şekillendirirken, hayatın planlanamadığı gibi, anneliğin de tüm planların ve bilgilerin ötesinde bir durum olduğunu deneyimledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce hiç yaşamadığımız&amp;nbsp;dönemdeyiz. Zor zamanlar geçirdik, dev dalgalar atlattık. Sonra, gemimiz rotasında ilerlerken, minik bir sapma yaşadık. Tabi biraz sallandı gemi, şaşırdık, çevremize bakındık. Etrafımızdan hızla uzaklaşan kayıklar da gördük, Kaptanın savaşması gereken korsan gemileri de. Ama bizimle yüzen yunuslar, yanımızda neşeyle kanat çırpan kuşlar, sihirli değneklerini dokunduran periler&amp;nbsp;de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O milimlik sapma, hayatımızı baştan aşağı yeniden biçimlendirdi.&amp;nbsp;Bu&amp;nbsp;rotanın&amp;nbsp;bizi cennet kadar güzel koylara götüreceğini bilmiyorduk. Kaptan yine telaşsız ve kendinden emin. Miçolar heyecanlı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün babalar günü. Bu bana anneler gününden anlamlı geliyor, çünkü anneler gününe nice güzellemeler yapılırken ve annelik olabildiğince kutsanırken, sanki bu gün atlanıyor. Oysa ben mesela, babalığından gurur duyduğum bir adamla evliyim. Tıpkı annelik gibi, babalığın da biyolojik bağların ötesinde bir şey olduğunu büyük bir mutlulukla izliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum büyüyor. Emekliyor, minik pirinç dişler çıkarıyor, her geçen gün daha da güzelleşiyor onunla olmak. Babasıyla ilişkisi de bu oranda katmerleniyor. Başbaşa vakit geçiriyorlar, çıkıp dolaşıyorlar, birlikte oyun oynuyorlar. Artık muhakkak babasının geliş saatinde uyanıyor, onu bambaşka bir heyecanla karşılıyor. En kolay ve en kısa sürede babasıyla uyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sakin bir limanda, Güneş'in doğmasını&amp;nbsp;bekliyoruz. Hem biraz dinleniyoruz, hem de hayaller kuruyoruz, gemimizi hazırlıyoruz, yeni kamaralar yapıyoruz. Kısa bir süre sonra, yolculuğun daha büyük bir heyecanla ve daha kalabalık devam edeceği günleri merakla bekliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=DFZxBvUMlG0"&gt;Teşekkür ederim hayat, bana verdiğin herşey için.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6789304059682086435?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6789304059682086435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6789304059682086435&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6789304059682086435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6789304059682086435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/06/gunes.html' title='güneş'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5507279817383514659</id><published>2011-06-07T23:50:00.001+03:00</published><updated>2011-06-07T23:52:50.640+03:00</updated><title type='text'>doktorculuk</title><content type='html'>Twitter'da çok tatlı bir taze anne ekibi var. Onlarla genelde annelik, bebek, bakım gibi konularda bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Bu gayet üstü kapalı gidiyor. Üstelik bu insanlarla biz özel hayatımızda da görüşüyoruz. Sanal bir arkadaşlık söz konusu değil. Dolayısıyla diyalogların bir başı, sonu, devamı var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bir de, acayip bir kaç kişi var ki, mesleği örneğin; marangozluk, avukatlık, mühendislik vesaire. Ayrıca arkadaş ya da bir yakın değil. Yine de utanmadan ve tamamen orta yerden;&amp;nbsp;diyet, anne sütü, bebek bakımı, ilaç gibi konularda tavsiye veriyor. Hem de kendisine sorulmadığı halde. Nedense uzman konuk olarak&amp;nbsp;kendine bir yer edinmeye&amp;nbsp;çalışıyor. Bu iki kişi sohbet ederken yan masadan konuya dahil olup, bütün sohbeti batırmak oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kilo vermek zor" yazın hemen otomatik bir yanıt: @bikbik evet emzirirken zordur, bilmem ne yiyin, bla bla için"&lt;br /&gt;Kimsin sen pardon?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yetmiyor, doktoru puanlıyor mesela, "iyi doktor şöyle yapar, kötü doktor bikbik der, hmm doktorun doğru söylemiş" Nasıl yani? Sen hangi sıfatla bunu söylüyorsun? Mesleğin doktorluk ya da hemşirelik mi? Tabipler odasından mı bildiriyorsun? Veya herhangi bir tecrüben var mı? Açık seçik bir şekilde ilaç adı paylaşmak yasal mı? Tvde reklam bile doğru değilken. Sen hangi bilgine güvenerek ilaç öneriyorsun? Bizim doktorumuz mesela telefonda anlattığımız herhangi bir konuya "tabloyu tam olarak görmem mümkün değil, getirin bir muayene edeyim" der". Daimi hastasıyız, ama telefondan tek bir kere ilaç önermedi.&lt;br /&gt;Kimse onunla ilgilenmiyor, hatta durumunu fark edip üzülüyor ve&amp;nbsp;nezaketten terslemiyor ama o bunu farketmiyor bile, özel mesajlarla aynı tacizi sürdürüyor. Çünkü çok emin, en doğruyu -her nereden öğrendiyse- o biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşhis alanı, çiçek bakımı, ev temizliği falan olsa tamam, ne bileyim kitap önersin, içtiği kahveyi paylaşsın harika. Ama yok nedense, her nedense ilgi alanı sağlık işleri olmuş ve şifa dağıtmayı kendine görev edinmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkokuldaki basit ilk yardım talimatlarında dahi son madde "en yakın sağlık kuruluşuna..." diye biter. Evet, o tekdüze yaşamında&amp;nbsp;yapacak daha iyi bir şeyinin olmadığının farkındayım, ama "bir genç kızın gizli defteri" dünyasında yaşamıyoruz.&lt;br /&gt;Gerçekten bu tip insanların kafasına vura vura "sen doktor değilsin ve 3 yaşında olmadığın için doktorculuk oynaman da doğru değil" demek istiyorum. Sonra "şimdi bu yarılmış kafana kezzap sür, biraz acıyacak ama&amp;nbsp;hem mikrobu kırıyor hem de&amp;nbsp;kesinlikle iyi geliyor" demek ve hatta bunu izlemek istiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Bu tür yazılarda genelde "yoksa ben miyim" yorumu gelir, ama soranların bu tür davranışlarla ilgisi yoktur. Keşke gerçekten üstüne alınması gereken hadsizler alınsa. Hem belki lokman hekimliği bırakılar, ne dersiniz, hoş olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Roaaaaar :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5507279817383514659?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5507279817383514659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5507279817383514659&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5507279817383514659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5507279817383514659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/06/doktorculuk.html' title='doktorculuk'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-408050148505515989</id><published>2011-05-16T22:09:00.007+03:00</published><updated>2011-05-16T22:20:44.720+03:00</updated><title type='text'>anne sütü üzerine</title><content type='html'>İnternet&amp;nbsp;çok zengin, gerçekten. Bir çok anne-bebek blogu ve deneyimleri çok şey katıyor. Ama herhangi bir doktor tavsiyesinin son derece rahat bir şekilde paylaşılmasını garip buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor konusu zaten başlı başına çok çok derin bir mesele. Ben doğumda çocuk doktoru olarak seçtiğim doktoru, birkaç hafta içerisinde değiştirdim. Telefonda ilaç önermeye kalktığında, birkaç sorumu geçiştirdiğini hissettiğimde, bir hastanın sorusunun hafife aldığını gözlemlediğimde yeni doktor araştırmalarına başlamıştım bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten önemli, çünkü bir nevi bebeği birlikte büyütüyorsunuz. Benim kişisel tavsiyem; yenidoğan uzmanı bir doktor seçmek. Bu ilk dönem için ideal oluyor. Ve doktor konusunda turnusol kâğıdı olduğuna inandığım birkaç konu var;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin; emzirme konusuna yaklaşımı. Evet şaşırmayın, doktorların emzirme konusundaki yaklaşımları değişebiliyor. 2 yıla kadar emzirmeyi hangi tıp bilgisiyle anlamıyorum ama gereksiz bulan hekimler var. Rahatlıkla mama öneren, hızlı bir şekilde ek gıdaya başlatan, her şeyi kilo alımıyla hesaplayanlar var. Oysa bebek gelişimi, boy, kafa çapı vesaire gibi dengelerle bir bütündür, ve tek gösterge kilo alımı olmadığı gibi, yegane çözüm de mama desteği değildir. Çok kesin konuşuyorum çünkü bu konuda bir çok uzmana danıştım ve kendim de deneyimledim. İnanamıyorum mesela çekmecesinden promosyon mama çıkarabilen doktorların varlığına. “Sütünüz yaramıyor, zaten artık faydası yok” diyebilen doktorlara sıkı bir tokat atmak istiyorum gerçekten. Bu yaklaşımdaki bir doktorun muayenehanesini hızla terk etmenizi öneririm. Normal doğum konusundaki savaşı emzirmek söz konusu olduğunda da sürdürmek zorunda olmak çok acı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-h1ODrrAQOTs/TdF0-dQDp8I/AAAAAAAAAp0/ncUFSqCKeMA/s1600/breastfeeding1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256px" j8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-h1ODrrAQOTs/TdF0-dQDp8I/AAAAAAAAAp0/ncUFSqCKeMA/s320/breastfeeding1.jpg" width="320px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Anne sütü büyülü bir şey. Sihirli bir iksir. Hiç unutmuyorum, ağrı kesici özelliği olduğunu okumuştum ama bebeğim 3 aylıkken, bronşit geçirdiğinde, gerçekten de emzirirken yapılan iğneyi hissetmediğinde çok şaşırmıştım. Ve bebek dostu bir hastanede olmamızın avantajıyla doktorumuz ve hemşireler emzirirken uygulamayı önermişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya sağlık örgütü’nün konuya yaklaşımın okumak isterseniz; &lt;a href="http://www.who.int/child_adolescent_health/topics/prevention_care/child/nutrition/breastfeeding/en/index.html"&gt;şu linke tıklayabilirsiniz.&lt;/a&gt; Kabaca çevirirsek, 2 yıl ve daha fazlasında talebe bağlı emzirmeyi öneriyor. Gece ya da gündüz fark etmeksizin, bebeğin talebi doğrultusunda emzirmek. Evet kulağa zor geliyor değil mi? Bu doğal ebeveynlikte de uygulanan bir şey. Doğal ebeveynlik, birlikte uyumak, slingle gezmek gibi eğlenceli şeylerin beraberinde, emzirmeyi de şart koşuyor. Üstelik anneye de kanser riskini azaltmak başta olmak üzere birçok faydası var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek gıda dönemi hakkındaki &lt;a href="http://whqlibdoc.who.int/paho/2003/a85622.pdf"&gt;şu kitaptan alıntılar&lt;/a&gt;;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Scientific rationale: Breastfeeding continues to make an important nutritional contribution well beyond the first year of life. Breastfed children at 12-23 months of age whose intake is similar to the “average” amount of breast milk consumed at that age (about 550 g/d in developing countries; WHO/UNICEF, 1998) receive 35-40% of total energy needs from breast milk (Dewey and Brown, 2002)."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"A longer duration of breastfeeding has been linked to reduced risk of childhood chronic illnesses (Davis, 2001) and obesity (Butte, 2001)"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"During illness, the need for fluids is often higher than normal. Sick children appear to prefer breast milk to other foods (Brown et al., 1990), so continued, frequent breastfeeding during illness is advisable."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hızlı bir şekilde çevirirsek: “&lt;strong&gt;Bilimsel gerçek: Anne sütüyle beslenmek yaşamın ilk yılının devamında da önemli bir besin kaynağıdır. 12-23 aylar arasında anne sütüyle beslenmeye devam eden çocuklar, ihtiyaç duydukları enerjinin yüzde 35-40 arasını anne sütünden almaya devam ederler."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Daha uzun bir emzirme dönemi, çocukluktaki kronik hastalıklar ve obezite riskini azaltır."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Hastalıklar esnasında, sıvı ihtiyacı artar ve hasta çocuk anne sütünü diğer gıdalara tercih eder. Dolayısıyla, hastalık sırasında düzenli ve devamlı emzirme önerilir."&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilk 2 ay pompadan faydalandım. Çünkü toraman bir bebek değildi ve gerçekten pompa sayesinde mama desteği olmadan güzelce toparladı. Mastit sorununu ve burada detaylandıramayacağım pek çok sorunu onunla çözdüm. Ayrıca anne bir anda olunmuyor, aslında hem öğrenilen, hem de içgüdüsel bir şey&lt;em&gt; –who aynı betimlemeyi emzirmek için kullanıyor-&lt;/em&gt; bu nedenle, pompa aracılığıyla, 2 saatlik döngüde nöbeti babaya devrederek uyuyabiliyor ve çalışabiliyordum. Şu anda hala, uyku öğününü muhallebi yaptığımız ve uyumadan önce az emdiği için, kalan sütü sağıyor ve başka bir öğünde kullanıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, pompa gerçekten harika bir icat fakat emzirmek tamamen tanrısal bir şey. Evet bazı anneler için meşakkatli ve hatta acı verici olabiliyor, fiziksel sorunlar var, zor bebekler var, ama bu kadar güzel bir şey için emek vermeye değmez mi? Üstelik bu bebeğin en birinci ve doğal haklarından biri değil mi? Kafasını çevirmeyi bilmeyen bebek, emmeyi bilerek geliyor dünyaya. Bu zamanlar öyle hızlı geçiyor ki, inanın hatıralarınızda uykusuz geceler değil bebeğinizle paylaştığınız bu özel anlar kalıyor. Ben doğum sancısını, mastitteki acıyı, ilk günlerdeki ağrıları, miktar hesaplamalarındaki endişeleri çoktan unuttum bile. Doğumla ilgili heyecanım ve kahkahalarım, ilk emzirme günlerine dair de; acıktığında nasıl hırsla emdiği, komik suratı ve tarifsiz kokusu kaldı aklımda. Ve daha şimdiden o anları bile özlüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirme süreci öyle enteresan bir hal ki; gerçekten insanın ruhundaki belki de en ufak bencillik kırıntıları bile yok oluyor. “Sen iyi ol yeter, bebek de mutlu olur”dan ibaret bir durum olamaz annelik, bazı vazifeler var. Kabul etmek istemeseniz de bu böyle. Sadece alışveriş yapmak, tokalar takmak, oyun oynamak, yalnızca neşeli anlarda var olmak ve zor olan her şeyi bir başkasına devretmek ya da başka bir şekilde çözmek bir nevi annecilik oynamak oluyor. Tekkelerde bin yılda öğreneceğiniz bir şeyi, dakikalar içinde öğreniyor egonuz annelikle. Nirvanaya giden en kısa yol. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben emzir&lt;strong&gt;e&lt;/strong&gt;meyen kimseyi eleştirmiyorum, bilakis üzülüyorum ama bilinçli bir tercih olarak emzirmemeyi asla anlamıyorum. Ve bunun örneğini gördüm; 10. günde bilinçli bir şekilde emzirmeyi kesen anne gördüm. Yaşamının ilk saatlerinde "canım yanıyor mama verin" diyen anne gördüm. Bunu anlamıyorum işte. Çünkü bu normal doğum-sezaryen gibi bir seçim değil, çünkü emzirmek bebeğin ihtiyacı ve size ona bu konuda fikrini sormuyorsunuz. Size en çok ihtiyaç duyduğu ve bunu dile bile getiremediği dönemde onu yalnız bırakıyorsunuz. Ve bunu ileri bir davranış zannediyorsunuz, oysa "ileri" bulduğunuz bir çok ülkede yaptığınız uygulamayı hekimler asla onaylamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor konusuna dönecek olursak; emzirme meselesi gerçekten ayırd edici bir özellik. Çünkü zaten zor bir dönem ve tabi ki sütünüz olmayabilir, bu durumda çözümler çok. Doktor bu konuda baskıcı olmalı demek istemiyorum ama sizi teşvik etmeli. Kesinlikle etmeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü mesela; &lt;strong&gt;Birleşmiş Miletlerin mamalar hakkında bir kanunu olduğunu biliyor muydunuz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddeler şöyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1- Halka yönelik hiçbir mama reklamı yapılamaz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2- Annelere ücretsiz dahi olsa numune dağıtılamaz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3- Hiçbir sağlık kuruluşunda ürün promosyonu yapılamaz, servislerde kullanılması için ücretsiz veya düşük ücretli mama verilemez.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4- Hiçbir firma yetkilisi annelerle görüşme yapamaz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5- Sağlık personeline hiçbir hediye veya ürün verilemez.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6- Etiketlerde suni beslenmenin üstünlükleri diye hiçbir resim veya cümle kullanılamaz, bebek resimleri konamaz.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7- Sağlık personelinin bilgilendirilmesi ilmi ve gerçekçi olmalıdır.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;8- Etiketlerde anne sütünün üstünlüğü anlatılmalı, ayrıca suni beslenmenin yan tesirleri, maliyeti ve zararları belirtilmelidir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;9- Bebekler için uygun olmayan şekerli kondense sütler tavsiye edilmemelidir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;10- Bebek maması imalatçıları ve dağıtımcıları bulundukları ülkelerde bu kanun uygulanmasa bile bu kanuna uyumlu çalışmalıdırlar.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde fikir alışverişi yaptığınız annelerde de benzer ayırd edici özellikler söz konusu.&amp;nbsp; Ben bilgi alışverişinde bulunduğum hiçbir arkadaşıma, kullandığım herhangi bir ilaç adı önermedim mesela. En fazla “doktorumuz bir damla önermişti, faydasını gördük, doktorunuza danışın benzer bir şey önerebilir” diyebildim. Geri kalanı haddime düşmüyor çünkü. Önerenlere de kulağımı tıkadım. "Babam doktor, bence bilmem ne kullanın", "teyzem çocuk doktoru, bu durumlar şu kullanılır", "iki çocuk büyütmüş halam diyor ki..." diyen insandan kaçın. Asla ruh sağlığı iyi durumda olamaz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, “biz hep mamayla büyüttük şekerim, hem rahat ettik hem bak sapasağlamlar” savı tamamen saçmalık. Ayrıca yapmışsınız tamam bizi ilgilendirmiyor ama&amp;nbsp;bari bir de doğruymuş gibi tavsiye etmeyin. Mama kutularının bile üzerinde “ürün ilgili&amp;nbsp;sağlık personelinin önerisiyle kullanılmalıdır"&amp;nbsp;benzeri uyarılar&amp;nbsp;var, tesadüf değil. Ve ayrıca anlamıyorum doğumdan sonra eskiye dönme konusundaki bu telaşı. 6 ay bitti, ben hala iriyim, emzirmenin verdiği bir orantısızlık da mevcut ve bundan memnunum. Telaşa gerek yok, zaman lazım. Çünkü ben anneyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları yazmak istedim, asla ahkam kesmek için değil. Yazıda şahsi fikirlerimden çok bilimsel gerçekler ve alıntılar bulunuyor. Ama "ıyyy emzirmek mi çok banel" pervasızca yazılabiliyorsa; bence emziren anneler de deneyimlerini paylaşmalı. Bu "ayyy organik tulumlar aldım"dan daha mühim bir mesele çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın bebek dostu hastaneler. Yaşasın o hastanelerdeki ferah ve temiz emzirme odaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın emzirme yanlısı doktorlar. Anneye kilo alım baskısı yapmayan, bebeğin mutluluğunu cc’lerle ölçmeyenler. Ve yaşasın emzirme hemşireleri, emzirme gönüllüleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi en büyük alkış; emzirmek için gayret eden, emek veren annelere. Herhangi bir nedenden sütü azalmış ya da kesilmişse bunun acısını ta kalbinde hissedenlere… Kulaklarınızı tıkayın ve yaşamakta olduğunuz mucizenin tadını çıkarın. Size gerçekten&amp;nbsp;dünyada&amp;nbsp;pek az insanın sahip olabileceği bir ayrıcalık tanınmış.&amp;nbsp;Ve kesinlikle dünyanın en gurur duyulacak işini yapıyorsunuz.&amp;nbsp;Yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yaşasın anne sütü! Yaşasın emziren anneler!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;-----&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Emzirme konusunda uzman doktordan detaylı ve net bir yazı: &lt;/em&gt;&lt;a href="http://www.anneoluncaanladim.com/yazarlar/21/kadir-tugcu/424/anne-sutu-ve-rakipleri"&gt;&lt;em&gt;http://www.anneoluncaanladim.com/yazarlar/21/kadir-tugcu/424/anne-sutu-ve-rakipleri&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Dünya sağlık örgütünde emzirme:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a href="http://www.who.int/child_adolescent_health/topics/prevention_care/child/nutrition/breastfeeding/en/index.html"&gt;&lt;em&gt;http://www.who.int/child_adolescent_health/topics/prevention_care/child/nutrition/breastfeeding/en/index.html&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Ek gıdalar üzerine bir kitap:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a href="http://whqlibdoc.who.int/paho/2003/a85622.pdf"&gt;&lt;em&gt;http://whqlibdoc.who.int/paho/2003/a85622.pdf&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Anne sütünün faydaları:&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a href="http://anthrodoula.blogspot.com/2010/03/public-health-and-breastfeeding.html"&gt;&lt;em&gt;http://anthrodoula.blogspot.com/2010/03/public-health-and-breastfeeding.html&lt;/em&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-408050148505515989?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/408050148505515989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=408050148505515989&amp;isPopup=true' title='20 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/408050148505515989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/408050148505515989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/05/anne-sutu-uzerine.html' title='anne sütü üzerine'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-h1ODrrAQOTs/TdF0-dQDp8I/AAAAAAAAAp0/ncUFSqCKeMA/s72-c/breastfeeding1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>20</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8144886492134009770</id><published>2011-05-02T22:39:00.002+03:00</published><updated>2011-05-02T22:44:47.343+03:00</updated><title type='text'>bombilibilibilibooom!</title><content type='html'>Bugün nihayet geldi bahar. Uzun beyaz, fırfırlı elbiseler aldım, bir kaç çift de ayakkabı. Artık yaza hazırım.&amp;nbsp;Heriflerimle adaya gitmeye, yüzmeye, çimlere yayılmaya kesinlikle hazırım. Oğluma da bir sürü kısa paçalı komik şeyler aldım. Tamamız ailecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktora gitmelerle geçiyor şu sıralar vakit. Geçen hafta pompikle gittik. Sıra bende. Önce göz. Sonra diş. Diş acildi. Eski bir doktor, çok fena bir diş. Son üç gecedir uyumadım diyeyim. Doğum aslında büyük bir travma, hele ki planlanmamış bir sezeryansa. Ruhtaki izleri sonradan çıkıyor, insanın canı gerçekten fark etmediği kadar yanıyor. Koltuğa oturdum, o zamana kadar onlarca kere diş tedavisi olmuş ben nasıl gerginim. Ve koltuk nasıl rahat, adeta bir "çocukluğunuza inelim" koltuğu. Doktor bulutlarımın biriktiğini görünce, ağlamamı tavsiye etti, kırmadım. Oracıkta yağmur yağdı, rahatladım. Şimdi ağrısız dişlerim, etrafı pırıl gören gözlerim ve ben çok daha iyiyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamadığım bir kaç aktivite var şu hayatta. Baby shower bunlardan biri. Amaç? Hediyelerinizi alın gelin demek olsa gerek. En güzeli de aktiviteyi asla türkçeleştirememeleri "bebek için toplaşın, gelirken de hediye alın" günü düzenliyoruz denmez tabi ayıp, kelimeyi türkçe'ye katamadan olayı hayatına katmanın saçmalığı işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesele bu da değil tam olarak, çünkü yurtdışında yaşamış, çevresi bu arkadaşlarıyla dolu bir çok insan var. Onlar için bu normal olabilir, çünkü yaşanmışlık var, bir kök, bir alışkanlık ve deneyim&amp;nbsp;var. Peki ya orta yerden yaşayanlar? Güngören'in göbeğinde "it's a girl" yazılı pankart açanları ne üzerinden değerlendirmeliyiz? Çok film izlemekten mütevellit, belli bir yaşam tarzına özenmek mi bu? Ve bu yaşam tarzını, kendininkine uydurmaya çalışmak mı? Ama en hafif tabirle; kitsch oluyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekarlığa veda olayı da benim için aynı. Ama bir fark var orada şuna da vurgu yapılıyor; kına çok avam, bekarlığa veda mı, ah çok çılgın ve bir o kadar elitiz&amp;nbsp;bebeğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık konuşayım ben bunları en çok müslüman kesimde görünce yakıştıramıyorum. Aşırılığın onaylanmadığı bir inanç sisteminde, hayatında "baby shower" şımarıklığına yer vermek tamamen aptalca geliyor. Çünkü "ben de zenginim, ben de nişantaşı çocuğuyum" demek istiyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle insanların 40 mevlüt yapması ve onda da cupcake dağıtması komik geliyor bana. Bir sürü kağıt israfına sebep anlamsız süslerle metrekareleri donatması. Bu bir tercih tabi ama bana ısrarla tuhaf gelen bu karışım.&amp;nbsp; Amerikan banliyölerinde yaşar gibi kutlama yap ve sonra kutsal kitaptan ayetler okut. Hiç bir şeyden geri kalma. Her şeyden olsun, ver bir ortaya karışık. Düğünde çıkkıdıçık semazen oynatma hali. Bir karar ver neredesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 ay bitiyor. İzin çıktı nihayet. Evde artık bir bisiklet, bir dönme zımbırtısı var. Kiloların çoook büyük bir kısmı gitti ama emzirme işi bitince geri gelebiliyorlar. Sporsuz olmuyor, emzirmeye güvenmekle olmuyor, diyet de yapılamıyor. Demek ki; hareket edeceğiz. Neyse ki Ebruşallıyla pilates'den başka seçenekler de var. Atalet kötü bir şey. Çok şükür bende yok. Fakat spor salonu insanı olamadım ben, o solaryumlu çubuk krakerler gibi fön bozulmadan hoppidi koşamadım. Olmuyor, olamıyor. Fakat bu bisiklet işi, işe yarayacak gibi. Zaten gün içinde 1 saat yürüyorum en az. Haydi bakalım hop!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/ahrkap-2010.html"&gt;Geçen seneki ahırkapı bayağılığı,&lt;/a&gt; bu yıl olmayacakmış, sevindim. Biz hıdırellezi her türlü kutlarız, siz açık hava görünce sapıtmaya alet etmeyin yeter ki. Sevinelim; o çakma çingeneleri, zara etekli ellerinde tef olan kızları görmeyeceğiz bu sene. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl, &lt;a href="http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/ahrkap-2010.html"&gt;oradayken,&lt;/a&gt; hamileydim, yeni hamile. Daha pek kimse bilmiyordu bile. O gün pompiğimin parmaklarını saymıştık çok boyutlu görsellerde. Ve harika resimler çizmiştim, dilemiştim. O kadar güzel bir yıl geçirdim ki, hepsinin gerçekleştiğine eminim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu aralar en sinir olduğum insan tipi, bebek olayına vakıf olmadan her şeye karışanlar. Cin olmadan adam çarpmak. Geçen alışveriş sonrası taksiye bindim mesela, mama hazırlamıştım oğluma, içireceğim, içene kadar evdeyiz uyuyacak. Doktor onayı olmadan yaptığım tek bir şey yok, 24 saat ulaşabildiğim ve sorduğum her ayrıntı soruya dahi detayla ve özenle yanıt veren bir doktorum var. Ayrıca taksicilerle muhabbet kurmak gibi bir alışkanlığım yok. Neyse, taksici şöyle girdi konuya "mama mı veriyorsunuz? Çocuğun hayatını bitirmişsiniz. Yazık, çok yazık. Benim hanımın ikizleri vardı, 1 sene sütle besledi". O anda içimden "sizin inek bayağı iyiymiş" demek geldi ama tuttum tabi kendimi. Ben sana anlatmak zorunda mıyım, hayatımın dengelerini, süt verimliliğimi, sağlık sorunlarımı vesairemi. Ayrıca ne biliyorsun, belki verdiğim mama değil, sağdığım süt. "Branşınız ne?" dedim sadece, kapadı konuyu. Rica ediyorum, tıp eğitiminin gugıldan öğrenilebilen bir şey olmadığını kabul edin artık. Bizim komşu şu ağrı kesiciyi kullanmış da iyi gelmiş kadar tehlikeli bir şey bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat güzel, uyurken yan dönüp uyumayı seven fakat bir süre sonra her nedense yüzüstü oluveren ve "ne işim var benim buradaaa" çığlığıyla uyanan minik bir adam güzel. O minik adamın, beni görünce gülümsemesi güzel. Aramızda ortak bir dil oluşması güzel. Herşeyin planladığım gibi gidiyor olması güzel. Salatalıkları kemiren bir bebek güzel. Digitürk'ün radyoları güzel. Oyun oynamayı öğrenmesi güzel. Şakadan anlaması, gıdıklanması güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bombilibilibiliboooom!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8144886492134009770?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8144886492134009770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8144886492134009770&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8144886492134009770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8144886492134009770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/05/bombilibilibilibooom.html' title='bombilibilibilibooom!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6794368058027545009</id><published>2011-04-27T23:20:00.003+03:00</published><updated>2011-04-27T23:57:41.970+03:00</updated><title type='text'>mom time</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-w1qK7h_6AV0/TbhvXkB28FI/AAAAAAAAApc/9XsJCaA_5wE/s1600/image001.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320px" i8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-w1qK7h_6AV0/TbhvXkB28FI/AAAAAAAAApc/9XsJCaA_5wE/s320/image001.jpg" width="308px" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu blogun bir anne-bebek blogu olmasından neden böylesine kaçındım bilmiyorum. Ben anne oldum yahu. Evet şu ara, Pıtıpıtı'nın yemeği, suyu, bezi kadar önemli bir şey yok gündemimde. Yazmaya elim gidip yine bebek bebek bebek diyecek olunca bırakıyorum nedense:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5.5 ay bitti, emzirmek hala dünyanın en güzel şeyi. Pompadan çok faydalandım, süt arttırdım sayesinde, ilk ayın tecrübesizliğinde doyup doymadığını anlayabildim, sık acıktığı zamanlarda bir nefes mola verdim. Kolaylık gibi görünüyor ama bir sürü ıdı bıdı ıvır zıvır, yıka, sterilize et, tekrar içir, bikbikbik.&amp;nbsp;Yine ilk dönemler ve ihtiyaç olduğunda işleri kolaylaştırıyor. Ama gerçekten emzirmek bambaşka. Çok başka bir şey. Tarif etmek zor. Daha önce bildiğim hiç bir şeye benzemiyor. Gözlerimden yaşlar geliyor bazen mutluluktan. Komik suratı, cin cin bakması, muzur bakışları, dişlerini kaşıması, babasına bakması, gülmesi, sonra dönüp emmeye devam etmesi. Ara verdiğinde gıdıklayıp güldürmem. İkimizin bildiği bir dünya sadece. O komik ayakları. Onları öpmek. Minik bezelye parmakları yemek. Daha çoraplarını çıkarmaya başlarken gülmeye başlaması. Çok çok güzel. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriden gelirken bile, "çooook seviyoruuum" diye seslenince kakırdayarak gülmesi. Yazarken bile kalbim fırlayacak oluyor yerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok çok okuyorum, kafa dengi çok tatlı arkadaşlarımla konuşuyorum. Ama muhakkak yanlış yaptığım şeyler de vardır. Ama içim rahat çünkü bence herşeyin temeli; sevgi. Gerçekten bebekler -ve henüz tecrübe etmediğim için bilmiyorum ama muhtemelen çocuklar da- sevgiye en net, en doğru karşılık veren, sevginizin en güzel şekilde karşılık bulduğu varlıklar. Sevgi varsa, bpa olmayan biberonun falan her şeyin telafisi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve çok garip, hayatımdaki pek çok insanı koyduğum yer değişiyor. Kendi içimde kırılma noktaları yaşıyorum. Ne bileyim, geçen hafta minik bir hastalık geçirdi oğlum ve acemi annenin telaşlı anlarıydı. O dakikalar yanımda olanlar öyle kıymetli ki gerçekten. Ne çok sevenimiz varmış diye bir duygu sarıyor insanı :) Ama sevgisiz insanlar da var tabi, o halle, telaşla ve endişeyle özdeşlik kuramıyorlar, bütün görebildikleri "çocuktur geçer" kadar olabiliyor, çünkü&lt;em&gt; -çocukları varsa bile-&lt;/em&gt; bu tür bir yakınlık tatmamışlar. Hayatlarında hiç kimse için&amp;nbsp;kalpleri bu denli çarpmamış.&amp;nbsp;Bu çocuksuzlar, çocukluların halinden anlamıyor gibi bir şey değil. Çünkü benim pek çok arkadaşım bekar ve gayet de her şeyden anlıyorlar. Sevgisizlikle ilgili. Çok yazık işte. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi yönü; fark etmeden aldığım bir çok yükten kurtuluyorum, arınıyorum. Vakit kaybından, yıpratıcı hallerden, gereksiz diyaloglardan kurtuluyorum. Hakikaten kısa cümleler kurmak gibi bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki hafta kadar önce pek sevgili Deryik'e gittim, hem de oğlumla. Büyük bir deneyimdi:) Daha önce pek çok yere, kuzene, arkadaşa gittik ama burada farklı bir şey vardı. Ondan değil ama doğrusu ev arkadaşından çekiniyordum. Derya hikayenin ta en başından beri yanımızda olan biricik bir peri. Minik adamımı seviyor. Ve dahası muhteşem abla olmasından mütevellit bebekleri tanıyor. Gözü kapalı emanet dahi edebileceğim biri. Ama ev arkadaşıyla ilk kez tanışıyordum, haliyle böyle bir durumu ve tahammül mecburiyeti yok tabi ve mesela açıkçası ben çocuksuzken, bebek insanlarına çok tahammülsüzdüm. Hala da öyleyimdir. Hiç bir zaman bir bebeksever olamadım. Yolda gördüğü bebekleri seven insanlardan değilim. Sokakta tepinerek ağlayan çocuk-bebek ve çaresiz anne karesine pek şefkatle bakamadım, olay yerinden hızla uzaklaştım. Hala da tanımadığım insanların bebeklerini hiç sevmem, şirin de bulmam. Şimdi yolda görüp baktığımda, sadece ay tahmini yapmak için oluyor bu. Bu nedenle, bebekle birlikte olduğum anlarda, bir insana rahatsızlık verme durumu en imtina ettiğim şeylerden biri. Fakat Pıtıpıtım çok efendiydi. Zaten zor bir bebek değil ve o gün bunu hepimize ispatladı. Kendi kendine yedi, uyudu, uyandı, sohbet dinledi, yerde yuvarlandı, kokoş yastıkları kemirdi. Gülücük saçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ne çok istemişim anne olmayı meğer. Yıllarca istemiyorum zannederken ve nihayet istediğimde hazır olup olmadığımdan endişe duyarken.&amp;nbsp;Ne kadar da hazırmışım ve beklermişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mutlu ediyor onunla vakit geçirmek. Bir anını bile kaçırmamak. Evet çalışmak hala çok zor ve yorucu. Çünkü evde olduğum müddetçe öncelik hep ona ait. Dışarıda olsam, evet çok özlerim tabi ama özellikle de gözüm arkadan kalmadan emanet edebilmişsem birine, o an saniye iş olur öncelik. Evde bu mümkün olamıyor. Kesinlikle olamıyor. Ona yaptığım çorba, o dakikalardaki oyun ihtiyacı herşeyin önüne geçebiliyor.&amp;nbsp;Bazen teslim tarihleri gecikiyor ve işler aksıyor ama buna değiyor. Herşeyden önce anneyim ben. Ve bunu, bu gerçeği&amp;nbsp;çok seviyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6794368058027545009?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6794368058027545009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6794368058027545009&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6794368058027545009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6794368058027545009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/04/mom-time.html' title='mom time'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-w1qK7h_6AV0/TbhvXkB28FI/AAAAAAAAApc/9XsJCaA_5wE/s72-c/image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8177367478363537687</id><published>2011-04-07T00:49:00.007+03:00</published><updated>2011-04-07T09:19:46.764+03:00</updated><title type='text'>aslan kaplan anneler</title><content type='html'>Bir ve iki nesil evvelki kadınların, yani annelerin ve dahası ananelerin "bizim zamanımızda çok zordu..." diye başlayan şikayetlenmelerini zerre anlamıyorum. Daha kolaydı, itiraf edin kurtulun işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şekilde dünyaya getirdiğin çocuğu, yine öyle kalabalık içinde hop hop büyütmek çok başka bir şey bizim durumumuzdan. Tamam bir şekilde dünyaya getirmek ağır oldu belki ama, bizim kadar planlılar mıydı sahiden? Pek sanmıyorum. "Doğan büyüyor nasılsa..." lafı bu yüzden onlara ait. "Yuvarlanıp gitmek" de öyle. Biz yuvarlanamıyoruz, köşelerimiz var bizim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizlerin aynı anda herşeye yetişmesi gerekiyor. Etrafımızda bir kadın topluluğu yok. Şimdiki ananeler -babaneler ya uzak, ya pek meşgul, ya da zaten biz beğenmiyoruz onları. Üzgünüm ama beğenmemekte haklıyız da. Bir garip o kuşak, ya çok sertler ya "arkadaş anne" ekolünden. İkisi birbirinden beter. O yüzden ancak oyun arkadaşı olabiliyorlar bizim için. Hem ihtiyaçlarımız farklı. Düşüncelerimiz, çocuk yetiştirmeye bakışımız farklı. Hayır birimiz diğerimizden üstün değil elbette, ama farklı. Mesela onlar öyle garip ki, hiç itiraf edememişler zorlukları, gerçek zorlukları sanki hiç yaşamamışlar, ya da basit şeyleri çok abartmışlar. Daha doğrusu; "düşün bir de çamaşırı elimde yıkıyordum..." düzeyinde&amp;nbsp;yaklaşmışlar zorluklara. Aslında bu tip bir zorluk&amp;nbsp;bize eminim vız gelir. Asıl mesele zor kelimesinin sözlüklerimizde farklı kavramlara tekabül etmesi belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve mesela,&amp;nbsp;ne yazık ki, benim için, bizler için&amp;nbsp;film seyretmek, kitap okumak&amp;nbsp;gibi şeyler yaşamsal ihtiyaçlar kategorisinde. Çıkıp tek başına yürümek, bir kız arkadaşla tiyatroya gitmek, bir üniversite daha bitirmek, bir dil daha öğrenmek&amp;nbsp;hayali... Bunlar yoktu o zaman.&amp;nbsp;Kabul etmeliler ki, evlilikler de farklıydı. "Koca" iş çıkışı gelir, biraz çocukla oynar, sonra uyku. Şimdi "sevgili"ler var,&amp;nbsp;seçerek, aşkla yapılan evlilikler var. Bunun sonucunda birlikte zaman geçirme isteği var, aynı evin içinde çok özlemek var, o evlendiğin insanın aynı zamanda en iyi dostun olması durumu var. Koca için gerçekleştirilmesi gereken sorumluluklarla, sevgiliye gösterilmesi gereken özen çok ayrı şeyler. Bu "sevgili" deyimi içi geçmiş evliler için dalga konusu olsa da; "karı-koca" evlilikleriyle, iki sevgilinin nikah yoluyla birbirine bağlanması arasındaki açık farkı bence ancak bu kelime ifade ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncekiler&amp;nbsp;bulaşık ve çamaşır makinesinin icadıyla kadınlığın tüm sorunu çözüldü sanıyorlar. Oysa hiç öyle değil. Biz çalışıyoruz, çalışmıyorsak endişesini taşıyoruz. Hep bir ikilem içindeyiz. Sanmayın ki çalışma meselesi sadece mecburiyetten, aslında büyük oranda ruhsal ihtiyaç, çünkü başka türlüsünü düşünemiyoruz. Süt sağmak diye bir mesele onlarda yoktu. Lohusa kadın aylarca yatardı, süt yapardı. Biz işe dönmek zorundayız, aylarca yatmak gibi bir şey yok. Üstelik bu "yatma hali" her nedense bizim çiplerimizde yok. Sorumluluklarımızdan arta kalan vakitlere yeni sorumluluklar ekliyoruz.&amp;nbsp;Niyeyse yetmiyor bize bunlar, eğer çalışmıyorsak da, kişisel gelişime vakit ayrıyoruz mesela.&amp;nbsp;Adı duyulmamış hobiler ediniyoruz. Bütün bu telaşede "ilk battaniyesini ben ördüm"/"çok güzel bir elbise diktim"in de peşindeyiz üstelik. O zamanlardaki gibi, "anne" veya "balık etli", "e doğurmuş kadın"&amp;nbsp;diye bir vücut tipi yok mesela günümüzde, biz kilo vermek için de acele ediyoruz. Süt dengesini etkilemeden eski forma kavuşma gayreti. Ayrıca işe&amp;nbsp;ya da eski kiloya dönmesek dahi, süt meselesini planlamak ve&amp;nbsp;hesaplamak zorundayız. Eskisi gibi değil şimdi yediğimiz gıdalar, her yediğimiz süt yapmıyor, öyle "emdikçe gelir" olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadınlar hep bir aradaydı. Birlikte hallediyorlardı işlerini. Biri pişiriyor, biri yediriyor, biri oynatıyor, biri uyutuyordu.&amp;nbsp;Akşamları topluca yemekler,&amp;nbsp;zıp zıp&amp;nbsp;kucaktan kucağa gezerken uyuyan bebeler. Ve yine bu yüzden, "hiç yardımcı kadınım olmadı benim..." diye övünme hakkı buluyorlar kendilerinde. Oysa biz mecburuz. Matematiksel bir hesapla 24 saate baktığımızda, bir çok angarya iş için vakit yok. Gerçekten yok. Bunları bölüşecek bir kadın ekibi de yok. Şimdi mesela bir çok arkadaşıma bakıyorum, hepsinin hayatlarına bebek girdikten sonraki dönemde minnetle andıkları yegane insan; eşleri. Evet bir erkek. O zamanlar erkekler bile işten daha az yorgun geliyordu. Ama "kadın işi"ne karışmıyorlardı, kadınlar bir şekilde "çekip çeviriyor"lardı. Şimdikiler daha çok yorgun, ve kesinlikle daha fazla çalışıyorlar ama daha fazla naz çekiyorlar. Bu konuda, kesinlikle çok daha şanslıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakların güvenli olduğu o zamanları tercih edebilirdik belki çoğumuz? Hem böylece deliler gibi, o oyun grubu, bu aktivite ekibi araştırmamız gerekmezdi. Bu bebekler kadar bizlerin de gereksinimi, çünkü yalnızız. Evet bebeğin başına telsiz koymak gibi bir kolaylık var bu dönemde, hatta görüntülüleri falan dahi var ama o telsiz dalgaları zararlı mı endişesi beraberinde geliyor. Ben cesaret edip alamadım örneğin.&amp;nbsp; Rota aşısı var, çünkü böyle yeni bir mikrop var, ve bir de tabi uygulatmayan anneler-önermeyen doktorlar&amp;nbsp;da var. Herşeyi internetten öğrenebilme lüksü ve her bildiğin ayrıntının sana kaygı olarak dönmesi durumu var. Anne sütü arttırıcı bir sürü malzeme ve "belli bir dönem sonra anne sütünün faydası kalmıyor" diyebilen doktorlar var. Yedirdiğin elma zerreciğinin organik olma, olmama ihtimalini hesaplama var. Baby tv diye bir şey ve tvnin bebekler üzerindeki zamazingosu üzerine yazılmış sayfalarca veri var. Çamaşır makinesi var, ama deterjanın organiği için saatlerce kafa patlatmak var. Bulaşık makinesi var ama parlatıcı yerine sirke mi koysam üzerine düşünmek var. Epidural&amp;nbsp;diye kolay bir&amp;nbsp;yöntem ve bunu kullanarak doğum yapanlara burun kıvıran hemcinsler var. Bin türlü oyuncak ve bunların içinde faydalı-faydasız, şiddete teşvik eden-etmeyen, çin malı olanı-olmayanı ayıklama derdi var.&amp;nbsp;Bunların hepsi&amp;nbsp;için vakit ayırmak, zamanı planlamak var... Daha sayabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızız biz işte. Camdan bakıp iki çift laf edecek komşumuz yok, doğrusu bizim cama çıkacak vaktimiz bile yok. Ama birbirimizi anlıyoruz, arkadaşlarımız var. Çok mu romantik kaçar, yalnızız ama tek başımıza değiliz bu yolculukta desem? Çünkü güzel olan şu ki; benzer şeyleri yaşıyoruz ve bizler itiraf ediyoruz. "Delirmek üzereyim bak şimdi...", "Blenderla mı yaptın, tel süzgeç mi?"&amp;nbsp;diye uzun uzun konuşabildiğim arkadaşlarım var. Eskiler gibi "ay hep yaşadık kızım bunları..." diye kestirip atmıyorlar. Ve benzer şeyler yaşıyoruz, "insan kendine benzeyene yaklaşır" yüzünden ya da kuşak olarak yakın şeyler&amp;nbsp;tecrübe ettiğimizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, bize "daha zordu o zamanlar"la gelmeyin. Asıl şimdi daha zor, ama bir o kadar güzel. Daha yorgun ama güçlüyüz biz. Sadece "anne" değil, hem anneyiz, hem daha bir çok role sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın bütün zamanların aslan kaplan anneleri:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8177367478363537687?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8177367478363537687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8177367478363537687&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8177367478363537687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8177367478363537687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/04/aslan-kaplan-anneler.html' title='aslan kaplan anneler'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3405347947383028914</id><published>2011-03-22T16:36:00.001+02:00</published><updated>2011-03-22T16:39:00.564+02:00</updated><title type='text'>şükran günü yemeği</title><content type='html'>Şöyle bir şey; hani Amerikan filmlerindeki Şükran günü yemeği&amp;nbsp;vardır ya.&amp;nbsp;Tek tek herşey için şükrederler, sıralayarak. Evet, minik elleri için, güzel kokan boynu için, o tombik ensesi için, kat kat gıdısı için, gülümsemeleri ve sağlığı için, boncuk bakan gözleri, minik burnu, bezelye parmakları için. Babasına benzeyen yanları, bana benzeyen yanları ve kimselere benzemeyen eşsiz halleri için. Kikirdemeyi öğrendiği ve gıdıklandığı için. Aksi aksi homurdandığı için. Ağlamak yerine bağırmayı tercih eden bir bebek olduğu için. Yatakta döne döne ilerleyip bizi güldürdüğü için. Emzirmek diye şahane bir şeyi, onun sayesinde yaşadığım için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten çok garip bir şeymiş annelik. Gözlerin doluyor sevgiden, aklını falan kesinlikle kaybediyorsun. Tam bir meczupluk. İçinde bencillik diye bir şeyin zerresi varsa, ölüveriyor. Evet, kendini de önceliyorsun ama yine onunla ilgili bu. Ben, iyi olmalıyım ki; ona faydam olsun. Ben, mutlu olmalıyım ki, onu mutlu edeyim.&amp;nbsp;Ben önemliyim ve değerliyim, çünkü bu pompiğin annesiyim. Hem hiç olmadığım kadar öncelikli oldum kendi içimde, hem de hiç olmadığım kadar önemsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşık olduğun adama bakıyorsun, o da başka bir alemde, deliler gibi seviyor ilgileniyor, bu yeni tanıdığın yönünü ayrı bir seviyorsun. Sürekli bir "daha fazla ne yapabilirim"in peşinde olmak. Minik bir adam. Bu kadar mutluluk nasıl getirebiliyor? Bu kadar koşulsuz hizmet ve sevgi hali nasıl olabiliyor? Mantık dışı kesinlikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani böyle devletin her çocuğa maaş bağladığı o ülkelerden birinde olsak, kocaman bir bahçesi olan bir evimiz olsa, angarya işlerimi paylaşabileceğim insanlar olsa,&amp;nbsp;sanki 10 tane falan doğurabilir, hepsine rengarenk atkılar örebilir, kekler pişirebilirmişim gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyurken güzel şeyler düşünür ve uykuya dalarsın ya bazen. Dün kitap okudum ben, sonra bir şeyler düşündüm. Minik ayakları ve nasıl gıdıklandığı geldi aklıma, gülmeye başladım sesli sesli. Sonra öyle daldım uykuya. Aşktan da öte bir şey varsa dünyada, işte bu o.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3405347947383028914?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3405347947383028914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3405347947383028914&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3405347947383028914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3405347947383028914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/03/sukran-gunu-yemegi.html' title='şükran günü yemeği'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8501808371595053805</id><published>2011-03-16T18:17:00.004+02:00</published><updated>2011-03-16T18:22:01.062+02:00</updated><title type='text'>teyze terörü</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Hayatımıza son günlerde giren "teyze terörü" kavramını hep beraber inceleyelim:)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Mesela almışım tontin oğlumu, ana kucağını tekerleklere takmışım, minimal arabamızla caddede yürüyoruz. Yürüyüş huzur ve dinginlik getirir. Hele ki, kış bebeğiyse. Kış boyu pek az çıkabildik biz, yani çıktık aslında ama böyle açık hava değildi. Artık her öğle öğününden sonra dışarı çıkıyoruz, uzun yürüyoruz, dönünce oğlum güzellik uykusuna geçiyor. Yorgunlukla mahmur oluyor ve derin derin uyuyor. Ve benim o “e.a.s.y”deki “your time” olayım başlıyor. Sevgilim eve geldiğinde ikimiz de dinlenmiş, tok ve mutlu oluyoruz. Güzel bir rutin tutturduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yürüyüş huzur getirir. Ama teyzeler asla. Onlar asla rahat vermez, nefes aldırmazlar. Bahsettiğim teyzeler genelde her şeyi eleştiren, hiçbir şeyi beğenmeyen cıkcık teyze olduklarından ötürü “ay minicik bebeği çıkarmışşş” diye başlar “yüzünü örtseneee” diye devam eder. Biz kendi ailemizden insanlarla dahi belli bir mesafeyi koruduğumuz için, bu tür müdahaleleri bir de tanımadığımız birilerinin yapmasını asla anlamıyoruz. Yahu bebeğin yüzü neden örtülür? Kar kış falan değil, gayet bahar geldi ve etrafa bakması, renkler görmesi, eğlenmesi için dışarı çıkarıyorum. Yoksa kafasına cam bir fanus takar, evde yürütürüm arabasıyla. Laboratuarda büyütürüm ne bileyim. Ayrıca sana açıklamak zorunda mıyım? “Sizi ilgilendirmez” net bir yanıt olsa da onları kesmiyor. Geçen bir tanesi eliyle yüzünü örtmeye bile kalktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu süper fikirlerin sonu gelmiyor. “Kaç aylık bu?” Yanıtlıyorsun, ama kurtulamıyorsun, yorumlar başlıyor; “çok küçük daha”, “çok büyük ne yiyor?”, “ah yazık daha bu kadarcık bebek sokakta…” bikbikbikbikbik. Ardından seni küçümser ve acır bir tavırla gelen sorular; “kaç yaşındasın sennn ayyy” Bunu yanıtlamak yetmiyor, ardından kaç yıllık evli olduğun ve diğer sorular gelebiliyor. Özellikle de kısa saçlı “modern” teyzeler oluyor bunlar. Ben buna otomatiğe bağlanmış bir yanıt veriyorum; “26. Okulumu bitirdim, 4 yıllık evliyim, aynı zamanda çalışıyorum” Ancak böylece kafalarında çalan “ünzileee kaç koyun ediyor” şarkısı son bulabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra alışverişte mesela, bu kez slingle bağlamışım ama etrafa bakması için öne doğru duruyor adamım. "Etrafa bakması için." Kilit nokta bu. Manyak teyzeler yüzünden hep bana dönük gezmek zorunda değil ya. Ellerim serbest neyse ki. Aman tanrııım, karşıdan elini kolunu sallayarak gelen bir teyze timi görünüyor. Önce “bunda rahat mı ya, sanki boynu rahatsız” diye o güzide fikirlerini paylaşıyorlar. “Rahat.” Kesin ve net. Yok, rahat değil ben kötülük dolu bir insanım, çocuğum mutsuz olsun diye yapıyorum. Her adımı doktora danıştığımdan falan bahsetmiyorum bile. Çünkü o zaman da kesin doktor önerecek. Dokunacak olan bir tanesini uyardığımda, “bir şey yapmayız kızım” dedi, “siz değil mikroplarınız yapar teyzecim” dedim, anlamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genelde neşeli ve güleryüzlü bir insan olsam da, anne aslan olarak &lt;strong&gt;"groaaaaaaaar" &lt;/strong&gt;tonunda savaşıyorum ben bu teyzelerle. Nihayet bugüne damgasını vuran son olayımız; genç bir kadın kaşla göz arasında yanaklarını sıktı. Sen kimsin ve hangi hakla dokunabiliyorsun, ayrıca en son neyi elledin mesela? Sinirden kulaklarımdan duman çıkmaya başladı. Ve kadın yanımızdan geçerken kalçalarına dokundum. Evet, ben bir kadını taciz ettim bugün. Kadın bir hışımla döndü “ne oluyor” dedi. “Nasıl, hoşunuza gitti mi ellenmek?” dedim, “işte bebekler de tanımadıkları insanlar tarafından ellenince böyle hissediyor. Taciz tacizdir.” Kadının “ama… ama…” bakışları ve kemkümleri sürerken uzaklaştım. O anki bakışlarını görmenizi isterdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence bu teyzelerin genel amacı, “sen küçüksün, bilemezsin, bakamazsın, bu dünyada bebek bakabilecek tek nesil biziz ve bizi dinlemelisin” mesajı vermek. Hayır, olay sevgi değil, çünkü sevse bebeğe dokunmaya kıyamaz.&amp;nbsp;Sevgi sessizce anlatılır,&amp;nbsp;sakin bir&amp;nbsp;gülümseme, hoş bir bakış gibi.&amp;nbsp;Ama yok teyzeler eleştirmek ve rahatsız etmek için vardır. Onlara ne yapsanız yaranamazsınız. Yanınızdan geçerken hala “minicik bebek o daha” diye söylenmeye devam ederler. Biraz yumuşak davransan, her konuda akıl vermeyi, anne sütünden mamaya binbir konuda fikirlerini beyan etmeyi sürdürürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen tanrı olabilirsin teyzecim ama gördüğün bebeğin annesi benim. Sadece ben. Ve onu kimse benden daha çok düşünemez, koruyamaz, sevemez. Anlaştık mı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8501808371595053805?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8501808371595053805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8501808371595053805&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8501808371595053805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8501808371595053805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/03/teyze-teroru.html' title='teyze terörü'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8195041408226904905</id><published>2011-03-12T21:56:00.003+02:00</published><updated>2011-03-12T22:05:30.125+02:00</updated><title type='text'>anne çizmesi</title><content type='html'>Yaşasın! Bahar geldi klişesini binlerce kere yazabilirim. Çünkü en çok bize geldi sanki. Hooop dışarı. Kedi oldu bugün, armut yedi ve etrafa şaşkın şaşkın baktı adamım. Bugün biz pompik oğlumla yürüdük yürüdük. Ve de benim ve onun en yakın arkadaşları da yanımızdaydı. 5 yaş çocuğu da ilginç bir şey, duruyor, karar veriyor, balon falan alıyor seviniyor. Çizme bile aldık, hem de "anne çizmesi" değil. Var öyle sıkıcı şeyler. Düz, tatsız, renksiz, ışıksız. Biz şahane bir şey aldık. Hem ben konversler, catlerle yürüyebildiğim kadar ince topuklarla da şahane yürürüm dimi sevgilim? Hani&amp;nbsp;Çınaraltındaki gün gibi, o uzun, dik, arnavut kaldırımlı yokuşta hoplaya zıplaya yürüdüğüm gibi. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız tepetaklak bu aralar, bir şeyler değişiyor, benim kıpırdayacak halim yok bazen ama ayak uydurmaya çalışıyorum. Uydurabiliyorum da galiba. Sıfırdan başlamak hep iyidir ve iyi gelir.&amp;nbsp;Evet yaptım biliyorum. Ama öyle bir dönem ki; bittikten sonra sadece bu süre içinde yanımızda olanlara yer kalacak hayatımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;*Bir de; imkansızı istemek olacak biliyorum ama, bir önceki postuma&amp;nbsp;o öfke dolu&amp;nbsp;yorumu yazan&amp;nbsp;zeka ve sevgi yoksununa, akıl fikir, izan ve kendine ait bir hayat, kompleksten uzak bir kişilik, dahası çeşitli meşguliyetler&amp;nbsp;diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;Bu arada; markette "bebeğin ablasısınız herhalde" diyen teyzeye kucak kucak sevgiler :) Yaşımı göstermem hiç :)Öyle bir gururla "hayır annesiyim" dedim ki, hehe.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="entry-content"&gt;&lt;/span&gt;Bizimki sahiden büyük aşk :)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8195041408226904905?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8195041408226904905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8195041408226904905&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8195041408226904905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8195041408226904905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/03/anne-cizmesi.html' title='anne çizmesi'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7263926029796528233</id><published>2011-03-08T23:44:00.002+02:00</published><updated>2011-03-08T23:48:25.058+02:00</updated><title type='text'>sıradan</title><content type='html'>Nasıl sıradanım nasıl sıradan şu sıralar:) Bayılıyorum mesela şu günlerde beni arayıp "bikbik şu sergiye gittim, bikbik şu toplantıyı kaçırmadım, ay sen evde misin?" şeklinde anlatan&amp;nbsp;meşgul insanlara. "Sen ne yapıyorsun?" Yoğun bir gündem bekliyor belli ki, ama benimki çok özel, ulu orta saçılmayacak elmas taneleri. "Hiç." diyorum o yüzden ben de. Çok seviyorum "hiç" demeyi böylelerine. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava soğuk, oğlanla öğleden sonra yürüyüşlerimiz iptal. Burnumuzu bile çıkartamıyoruz günlerdir, "aman hasta olur" diye değil, basbayağı üşüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman sıkıldığım oluyor tabi ki, yalan yok. Nefes alınca geçiyor neyse ki.&amp;nbsp;Evdeyim, ev kuyu gibi, sanki ayrı bir organizma&amp;nbsp;bu aralar.&amp;nbsp;Çevirileri azalttım; sürekli bir aktivite, bir eğlence peşindeyiz, sesler, agular, sıkılmalar, bir neşeler, bir komiklikler. Ama konuştuğum yetişkin sayısı pek az, dahası kendimle kaldığım anlar giderek azalıyor. Ara ara kitap okuyorum o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bu akşam, Baba geliyor, ihtiyacımı anlıyor&amp;nbsp;akşam rutinini devralıyor. Hava buz gibi, karanlık. Çok severim. Hadi dışarı. Uzun yürüdüm, düşündüm, düşünmedim, yürüdüm, yürüdüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava soğuk avm'ye giriyorum. Aklımı kaybediyorum. Bebekken almamıştım böyle şeyler, şimdi alabilirim, bakıyor, ilgileniyor. Şunu da alalım, bu küpleri, bu renkli halkaları, evet şunları da. Daha alırken hayal ediyorum görünce vereceği tepkiyi, şuraya bastığında ses çıkınca nasıl sevineceğini. Saklayıp nasıl tek tek ve hangi zamanlarda çıkaracağımı planlıyorum. Bildiğin hayal kuruyorum oracıkta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç dakika sonra, görevli kadınla arkadaş olduğumuzu fark ediyorum. Tanrım, o otobüs teyzeleri vardır ya, hani çenesi düşük olur, cüzdanından çıkarır fotoğrafı "bak bu benim torunum" diye, işte onlardan beterim. "Bakın bu da benim oğlum, -cep telefonumda var fotoğrafı- sizin kız&amp;nbsp;13 aylık mı, benim oğlum 4 aylık, bakın fotoğrafı, çok neşelidir, çok tatlıdır, homur homur bir adam, yok hayır evde çalışıyorum ben, tabi sizinki de çok zor, aaa babanesi mi bakıyor,&amp;nbsp;o dediğiniz biberon&amp;nbsp;hangisiydi..." Kadın da anlatıyor aralıksız. Kendimi dürtüklüyorum içimden "sus" diye. Yok durduramıyorum, "ay babasıyla şimdi, evet benimki de, bu akşam işim bitmedi geciktim ama içim rahat, tabi benim de, yaşasın babalar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet susuyoruz, kasadaki işler bitiyor, elimde koca torbalar, önce buraya girdim çünkü buradaki işlerimi halledip kendime bir şeyler bakacaktım. Ama yok yeterince zaman harcadım, oğlumu göreyim, bekler beni. Pofpofpofuduk uyanır, sarılırız yeniden uykuya dalar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra eve geliyorum, Baba yorgun savaşçı, ev sessiz, minik sevgilim uyumuş. Gidip öpüyorum onu, "seni seviyorum" diyorum, yandan çarklı gülümsüyor. O her gülümsediğinde güneş bir başka parlıyor.&amp;nbsp;Bir anını bile kaçırmadığım için ne şanslı olduğumu düşünüyorum ben. O uyumaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizimki büyük aşk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7263926029796528233?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7263926029796528233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7263926029796528233&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7263926029796528233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7263926029796528233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/03/sradan.html' title='sıradan'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1465368680355727337</id><published>2011-03-04T16:15:00.000+02:00</published><updated>2011-03-04T16:15:56.720+02:00</updated><title type='text'>4 x 4</title><content type='html'>4 Mart bugün; ben bugün itibariyle 26 yaşımı bitirdim, 4 yıllık evliyim ve 4 aylık pompik yanaklı bir oğlum var. Bu yıl bana çok güzel şeyler getirdi. Çok güzel bir yerindeyim hayatımın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşama minik bir yemek yiyeceğiz. Hayatımın erkekleri, kahramanlarımla bizbize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiceğim, oğlum ve babam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki doğdum ben!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1465368680355727337?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1465368680355727337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1465368680355727337&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1465368680355727337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1465368680355727337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/03/4-x-4.html' title='4 x 4'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7897628900746737636</id><published>2011-02-17T02:08:00.000+02:00</published><updated>2011-02-17T02:08:15.396+02:00</updated><title type='text'>akord</title><content type='html'>Değişik bir devinimli hal. Tam bir "yuvarlanıp gidiyoruz" durumu. Bisiklete binmeye benzetiyorum bazen. Dikkatimi tam olarak vermem gerek, yoksa dengemiz bozuluyor. Tabi hep dikkat de gerekmiyor, bazen pedallar kendiliğinden dönüyor, sen çevreyi izliyorsun. Bazense işler rayından çıkıyor. Benim o zamanlarda herşeyi bırakıp, akort yapmam gerekiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi o zamanlardan biri. Evde herşey uyumlu, kötü bir ton, bir ses yok. Hayır masam yine dağınık, bahsettiğim böyle bir şey değil. Bebeklerin de var zaman zaman buna ihtiyacı, mesela uykusunun yoldan çıktığı, ne yapacağını bilemediği anlar var. Değişikler. Belli çizgiler çekersen, ne yapacağını mini mini aklıyla kestirebilirse rahat ediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük konuşmayayım ama anlamıyorum çile dolu anneleri, hiç uyumadığı söylenen bebekleri, ilk üç ayı hatırlamak bile istemeyenleri, hayatlarını süt meselesiyle zehir etmelerini... Benim baktığım yerden herşey öyle basit ki. Biz sürekli bir şeylere sevinme ve kutlama halindeyiz. Evde daimi bir şenlik, şarkılar, kahkahalar.&amp;nbsp;Zaman zaman zorlandığım anlar var, gerçekten pilim bitiyor dediğim günler, geceler, gözlerimin altında mor halkalar...&amp;nbsp;Ve bunun tek nedeni uykusuzluk oluyor. Uykusuzluğumsa, çalışan anne olmaktan, her işini kendi halleden bir insan olmaktan, sevdiceğine vakit ayırmak isteyen bir eş olmaktan, öğle uykusu yerine yürüyüş yapmayı ya da kahve içmeyi tercih eden bir kız olmaktan, oğlunun her anında yanında olmak isteyen, onunla ilgili hiç bir şeyi bir başkasına emanet edemeyen ebeveynler olmaktan, kendine de vakit ayırmaktan geri kalmak istemeyen bir insan olmaktan ve yaptıklarının hiç birini eksik yapmaktan hoşlanmayan biri olmaktan kaynaklanıyor. Bunlar içinse feda edebileceğim ilk şey uyku olunca, evet bunu yapıyorum. Sonra telafi ediyorum tabi. Uykusuzluğa direnç&amp;nbsp;en önemli yeteneğim oldu şu dönem diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey o kadar tıkırında gidiyor ki; detay versem nazar değeceğinden korkuyorum. Bebekli hayatın bu kadar kolay ve güzel olacağını tahmin etmiyordum. &lt;br /&gt;İlk üç ayın ardından şimdi bambaşka bir dönem başladı. Daha bir katmerlendi ballandı&amp;nbsp;annelik. Minik adam dünyaya ve bize alıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve benim bir tanecik sevgilim. Bu "babalık çok yakıştı" klişesi değil, daha başka bir şey. Aramızda bazen konuşularak, çoğu zaman konuşulmadan yapılan bir iş bölümü var. Onun sanki şimdiden bir ebeveynlik tarzı var. Çok neşeli, çoğu zaman rahat. Sağlık meseleleri ve bazı uygulanması gereken kurallar devreye girdiğinde pürtelaş sadece.&amp;nbsp;Şu anda tamamlıyoruz birbirimizi, ileride de böyle olacağına eminim. Bazen ben telaşta o sakin, bazen tam tersi. Onun soğukkanlı olduğu konular başka, benimkiler başka. Bazı konulara ben hakim, bazılarına o. Hazır olmak diye bir durum var mı bilmiyorum, biz sadece çok istemiştik, ama hazırmışız sahiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben bu üç kişilik ailemizle gurur duyuyorum. Olması gerektiğine inandığım gibi bir aile kurabildiğimiz için ikimizle de gurur duyuyorum. Kimseye ihtiyaç duymayan halimizle, insanlara yük değil, neşe olabilmemizle, sakin sakin büyük işler halletmemizle, birbirimize uymamızla övünüyorum. Şimdiden o kadar uyumlu bir bıdık ki, hiç bir akşamımızı, gezmemizi zehir etmedi. Hiç bir kriz yaşatmadı. Geçen akşam çok sevdiğimiz arkadaşlarımızda yemekteyken, biraz bakındı bize katıldı, sonra&amp;nbsp;pıtpıt uyudu mesela. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar herşeyi doğru yaptığıma inancım tam. Kendimi sıkça kontrol ediyorum. Evet&amp;nbsp;Pıtıpıtı mutlu, ben mutlu, baba mutluysa; evet demek ki; o ana kadarki herşey doğru.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7897628900746737636?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7897628900746737636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7897628900746737636&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7897628900746737636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7897628900746737636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/02/akord.html' title='akord'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3487955238276016924</id><published>2011-01-17T23:16:00.002+02:00</published><updated>2011-01-18T00:29:33.043+02:00</updated><title type='text'>pofuduk</title><content type='html'>Gece olmuş uyuyor, sanki şişmiş uykudan, pofuduk bir güzellik. Taze&amp;nbsp;poğaça gibi bir şey.&amp;nbsp;Boynu müthiş kokuyor. İçine akan bir sıcaklıkla bakıyorsun,&amp;nbsp;nereden tanıyorsun bu duyguyu düşünüyorsun. Yok benzediği bir şey yok, aşka benzetiyorlar bazıları ama değil. Aşk iniş çıkışlı, devinimli bir şey. Bunda o yok. Sabit, değişmez, ama bir yandan sürekli artan bir sevgi. Hem aşk karşılıksız da olabilir, bu değil.&lt;br /&gt;Bu nedenle tam bir sevgi sözcüğü bulamıyorsun, cebindekilerse yetmiyor. Şarkılar, hitaplar uyduruyorsun. Yeni kelimeler deyişler icad ediyorsun. Sanki ne söylesen eksik kalıyor. Hep eksik kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve herkeste farklı tezahür ediyordur eminim annelik, kimisi daha hassas olabiliyor, ne bileyim üzülmeye gelemiyor mesela, daha kırılganlaşıyor. Mümkün bunlar. Ama ben kendimi aslankaplan gibi hissediyorum. Hani sanki gerçekten dağları devirebilirim gibi geliyor. Hastalanıyor, sen kocaman oluyorsun, doktordan daha doktor sanki, uykusuzlukla savaşan bir süper kahraman, zor anlar oluyor, hayatın getirdikleri hep devam ediyor, gücünün azaldığı, zorlandığın anlar hep var işte, o zaman&amp;nbsp;içinden biri o şarkıyı söylüyor;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&amp;nbsp;"but i'm a super girl, super girls don't cry".&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik bir adam, ortalama 70 günlük. Gece yatağında uyuyor, sonra bir an&amp;nbsp;seni çağırıyor, gidince bildiğin adam adam sinirlenmiş buluyorsun. Böyle homurdanıyor falan. Küçük bir herif. Küçümen yumuk yumuk. Gülüyorsun, o da gülüyor. Seni görünce gülümseyen bir çift göz. Aklını kaybetmiyorsan, sırf ona ihtiyacın olduğundan. Gözünden yaşlar geliyor sarılırken. Konuşunca yan yan bakıyor mesela, çapkın çapkın gülüyor. Allah'ım bu benim içimden mi çıktı sahi? Bu kadar güzel bir şey. Emzirmek diye bir mucize de yanında hediye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar önce, bir büyükten dinlemiştim; aşk öyle birşeymiş ki; elini tutarken gözlerine bakmayı özlermişsin, gözlerine bakarken, saçını okşamayı... Sonsuz bir döngü. İşte bu açıdan aşka benziyor olabilir, biraz. Uyuyor uyanmasını, uyanıyor uyumasını özlüyorsun. Daha küçük halini özlüyorsun ve henüz bilmediğin büyük hallerine özlem duyuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel, bu yıl ajandamın dev boyutu geldi hediye. Kocaman bir moleskine. Yazacak çok şeyim var belki&amp;nbsp;ondan. Geveze kuşlar gibi oldum yine. Bu hali seviyorum, kocaman bir elbisem var, eteğimde çiçekler uçuşuyor gibi. Yazıp duruyorum, acemi kelimeler. Bazen diğer bloga, ama en çok kağıda. Mektuplar yazıyorum, zarflara koyup saklıyorum.&amp;nbsp;İlerde okur mu tabi, böyle şeyleri önemser mi bilmiyorum, ama öyle olsun istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı sarhoş eden bir hal. Bağımlısı olmak an meselesi. Aklımdan uzak gelecek için cümleler kurarken buluyorum kendimi&amp;nbsp;ben, "ikinci bebekte..." falan gibi. Sonra düşünüyorum tekrar, bunun için çok büyümeli yürek, benimki o kadar büyüyebilir mi&amp;nbsp;acaba?&amp;nbsp;Sevgiden genleşen bir şey kalp, şekil alan, dönüşen. Tabi daha şakası bu işin, yolun çok başındayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama iyi ki bu yola çıkmışız, iyi ki.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3487955238276016924?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3487955238276016924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3487955238276016924&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3487955238276016924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3487955238276016924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/01/pofuduk.html' title='pofuduk'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6474118395160018066</id><published>2011-01-13T09:45:00.000+02:00</published><updated>2011-01-13T09:45:35.802+02:00</updated><title type='text'>gölgeler&amp;gerçekler</title><content type='html'>Bugün benim için güzel bir şey oldu.&lt;br /&gt;Habertürk gazete alanlar için; 20. sayfada sol köşede blogum ve ayrıca bir de&amp;nbsp;yazım var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir şeyin en çok bu dönem olması mutlu etti beni, şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölgeleri vardır herkesin. Hani sizin de olmuştur, belki lisede. Saç şeklinizi falan taklit eden. Hoşlandığınız çocuğa, sırf siz hoşlandınız diye ilgi gösteren bir sıra arkadaşı. Defterini aynı sizinki gibi kaplayan belki.&amp;nbsp;Size gösterdiği alakayla boğulacağınızı hissettiğiniz. Veya annesiyle her geldiğinde, sizi tepeden tırnağa süzüp, yaptıklarınızı yapmaya çalışan bir ahbap. Güzel bir özenmeden bahsetmiyorum, kastettiğim daha çok şizofrenik bir durum, bir kopyala yapıştır hali. Ama hem öfkeli, hem sağlıksız. Daha doğru tanım; kes yapıştır hali. O sinirle ve hırsla sizi yer bile bunu yapan. Gerçekten "köprüden atlasam atlar" denecek türde bir psikolojik rahatsızlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gölge doğru kelime sayılmaz. Ama kendi başına bir hiç olduğunu ifade etmek için daha iyi bir kelime bulamadım. Siz var olmadıkça, o yok. Sizden beslenmediği sürece, o bir hiç. Kendi zevkleri, kendi ruhu, kendine dair hiç bir şey yok. Bu konuda hiç de pratiği yok,&amp;nbsp;çünkü yıllardır hiç kendi olmamış.&amp;nbsp;Güneşe muhatap sizsiniz, pırıl pırıl parlayan, ışıltılı olan sizsiniz, o sadece karanlık yamuk yumuk manasız bir&amp;nbsp;şey.&amp;nbsp;Gölge gibi işte bu açıdan. Ama aslında daha çok; ne bileyim paralel bir evrendeki çarpık bir kopyanız olduğunuz düşünün. Adım adım sizi takip eden, ama asla bunu itiraf edemeyen. &lt;br /&gt;Dedim ya; çoğunuzun olmuştur, ama işte kısa kısa dönemler belki. Yazlıkta aynı mayoyu giyip kikirdeyen bir kız belki. Benim hayatımda da var böyle bir tane. Keşke böyle basit olsa ama ne yazık ki çok daha köklü, eski. Seri katil hevesiyle peşimden gelen. Hayatımın, kararlarımın, seçimlerimin kötü birer kopyalarına yaşamında yer veren. Hatta yaşamını tamamen bunlardan oluşturan. Bu hastalığı yüzünden, hayatımdan çıkardığım. Ama yine de uzaktan uzağa beni izlediği yerde hala bunu tekrar eden. Blogumu bildiğini mesela kısa bir süre önce öğrendiğim ve ne yazık ki buna onun açısından "of şimdi nelere kalkışacak" hissiyle çok üzüldüğüm. Kendi benzer sevinçleri için benim kelimelerimi kullandığını gördüğüm. Çok acıklı işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi bir gölge için ne yapılır? İşte bu noktada çaresizsiniz, çünkü hiç. Aldırmamak bile çözüm değil, çünkü o sizi kendi dünyasının merkezine koymuş, aldırmayışınız bu durumu daha da abartmasına neden oluyor.&amp;nbsp;Sinirlenmek manasız çünkü gölgeler yara almaz, zarar görmez, onlarla savaşamazsınız. İçinizden yok olmasını dilemek dahi çözüm değil; çünkü unutmayın o zaten "yok".&amp;nbsp;Bu nedenle; en fazla belki acıma duygusu hissedebiliyorsunuz, çünkü bu kadar zayıf, temelsiz ve zavallı bir durum ve silik bir karakter için hissedilebilecek pek fazla bir şey yok. En fazla bir gün tedavi olmasını diliyorsunuz ama bu da zor bir ihtimal çünkü o hiç bir zaman hasta olduğunu fark edemeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden, hop bu gazete mevzuu iyi geldi. Patenti almışım gibi bir duygu :) Ben burdayım, bunlar benim kelimelerim, her birinde tarihler var, benim yaşamım, benim emekle ördüğüm kozam, benim aşkı yaşama halim,&amp;nbsp;benim "üç kalp" diyerek duyurduğum hamileliğim&amp;nbsp;örneğin,&amp;nbsp;&lt;em&gt;(aynı kelimeleri kullanmak&amp;nbsp;heyecanı ve yaşananları aynı kılmıyor üzgünüm),&lt;/em&gt; benim mucize dolu annelik sürecim ve benim minik evrenim der gibi. İşte bu yüzden iyi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi benim geveze kelimelerimi okuyan, önemseyen, kıymet veren birileri olmasına ve onları bir kağıtta görmemi sağlayanlara içten bir teşekkür ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6474118395160018066?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6474118395160018066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6474118395160018066&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6474118395160018066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6474118395160018066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2011/01/golgeler.html' title='gölgeler&amp;gerçekler'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8848596270330340947</id><published>2010-12-18T19:30:00.000+02:00</published><updated>2010-12-18T19:30:45.233+02:00</updated><title type='text'>40</title><content type='html'>40 oldu. &lt;br /&gt;Benim anneliğimin 40. günü, minik adamımın dünyadaki 40. günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok şey değil de, bu basamak benim için önemliydi. Ben inanıyorum 40 rakamına, 40 çıkarmaya, bir şeyi 40 kere söyleyince olmasına, 40 yaşın kemalat yaşı olduğuna, gebeliğin 40 hafta oluşunua, 40 yıllık hatırlara, ölen birinin 40. gün toprağa karışmaya başlamasına, günlük namazın 40 rekat olmasına, 40'ta bir'lik zekata, ve hatta 40 haramilere bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var bence 40 çıkarmak diye bir şey. Sahiden bir bebeğin dünyaya alışma, bir kadının anneliğe alışma, doğum meselesini üzerinden atma ve dahası lohusalık hallerinden kurtulma süreci... Kolay şeyler değil. Doğumun devamı gibi sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten şimdi; gözleri adam adam bakıyor, ayakları minik pamuk helva gibi, yanakları pofuduk, kokusu değişik ama&amp;nbsp;tanıdık bir yerlerden, elleri aynı benimkiler, uykusu ve&amp;nbsp;yüzü&amp;nbsp;tıpkı babası, burnu minik bir düğme. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde biri "ne olmasını isterseniz öyle sevin" dedi, sevdiceğim; "astronot oğlum" dedi önce şaka yollu, sonra "mutlu oğlum" dedik. Mutlu oğlum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Sevgili hayatımda gördüğüm en güzel şey;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Dilerim, hayatındaki her süreci böyle güzellikle tamamlar, her basamaktan böyle kolaylıkla çıkarsın. Yaprakları bulutlara eren ulu bir Çınar olursun, dimdik ve upuzun, dallarında kuşların cıvıldadığı, gölgesinde yolcuların dinlendiği, kökleri güçlü, varlığı güven veren, güneşle, suyla, gökyüzüyle, toprakla dost... &lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Dilerim hep mutlu olursun.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;İyi ki annen ve baban bizler olduk. İyi ki bizim oğlumuz oldun.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Seni çok seviyorum,&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Annen.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8848596270330340947?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8848596270330340947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8848596270330340947&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8848596270330340947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8848596270330340947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/12/40.html' title='40'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6259271258748611060</id><published>2010-12-14T17:17:00.003+02:00</published><updated>2010-12-14T17:25:23.781+02:00</updated><title type='text'>mükemmel anneler</title><content type='html'>Bazı blog tutan annelere&amp;nbsp;hastayım. Ne şiirsel ne lirik bir hayatları var. Hayatları hep Amerikan filmlerindeki Pazar sabahları gibi.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Az önce uyudu kuzucuğum, ben de pencereden karı izliyorum”…&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Demek ki evde birkaç “Sebastian” var. Annesi, “kayınvalide”si, bilmem nesi. Hadi itiraf et. Satenlere sarınıp yaattığın yerden blog yazıyorsun kesin.Emzirmek dışında yaptığın bir şey yok. Komut girmek en kolay unutma; "tez bu veledin altı&amp;nbsp;değiştirile, akşama da fasulye pişe!"&lt;br /&gt;Çünkü ben mesela, oğlan uyurken, ya çeviri yapıyorum, ya temel ihtiyaçlarımı gideriyorum, ya bulaşık-çamaşır çalıştırıyorum, ya yemek yapıyorum, ya bir şey, ya bir şey… Sonsuz bir telaş. Hem bizim burada kar bile yağmadı. Eğer dışarı çıktığım bir gün değilse, havanın farkında bile değilim, nerede oturup iklime methiyeler düzmek. &lt;br /&gt;Aynı tiplerin kedileri olsa eminim aralıksız; &lt;em&gt;“battaniye altında film izledik” &lt;/em&gt;yazar durur. Çünkü o bir miskin. Oysa kedi bakmanın; o şirin&amp;nbsp;hayvanın&amp;nbsp;hiç de şirin olmayan tuvaletini temizleme, tüylerini bütün evden toplama, kızgınlık döneminde kafayı yeme gibi bir çok başka yönü var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Ah geceler uykusuz ama bir gülüşü her şeye değiyor.”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Herhangi birini bir duruma “rağmen” seviyorsanız, durum sakattır. “Falan kısmı çok zor ama çok güzel”, “zorluklarına rağmen eşsiz bir duygu” gibi cümleler hep bu sağlıksız sevginin alametleridir dikkat. Olduğu gibi, öylece seviyorsanız, tamam. Ama bu çilekeş ve fedakar, sözde halinden memnun anne rolü olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra işte sağlıklı beslendiklerine ve kilo kaybettiklerine dair anekdotlar. Bir kere sağlıklı beslenebiliyorsan, gene bir “sebastian” faktörü var, kabul edelim. O da ayrı bir mesai çünkü. Ayrıca mesela ben şu anda –önceki minyon tipime kıyasla- iriyim. Ve daha tehlikelisi bundan feci mesudum. Emzirmek çok mucizevî bir durum ve ben şu an bu iri halimle kendimi kraliçelerden harika hissediyorum. Acayip yiyorum ve dünya umurumda değil. Evet biberon dışarı çıkmak ve uyuyabilmek için hayat kurtarıcı gerçekten ama ben emzirme işini çok sevdim. Böyle dışarda mevsimler değişsin, birşeyler olsun, ben aynı koltukta oturayım mıkmık emzireyim falan. Bu ikimize özel bir durum. Değişik bir duygu. Bak bu kısmı biraz şiirsel olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bir de unutmayalım, o çoğul konuşma durumu. “Biraz gaz sorunumuz var.” Hanginizin? Geçen aşıya gittiğimizde duydum biri anlatıyordu; “doktor bey kakamız…” Kakanız mı? Senin kakandan doktora ne, o sadece çocuk doktoru. Bir de "babamız akşam gelirken bize bilmem ne al" Babamız mı? Nasıl yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelik bir delilik hali. Sanırım. Daha yeniyim ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorucu, neşeli, endişeli… Sürekli bir devinim, devri daim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6259271258748611060?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6259271258748611060/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6259271258748611060&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6259271258748611060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6259271258748611060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/12/m%C3%BCkemmel-anneler.html' title='mükemmel anneler'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7870850337443661892</id><published>2010-12-02T11:40:00.000+02:00</published><updated>2010-12-02T11:40:34.911+02:00</updated><title type='text'>meğer</title><content type='html'>Meğer benim hayatta en çok istediğim şey; şimdi, hayatımın tam da burasında, bu küçük adamın annesi olmakmış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7870850337443661892?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7870850337443661892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7870850337443661892&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7870850337443661892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7870850337443661892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/12/meger.html' title='meğer'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2437884414016003906</id><published>2010-11-20T10:08:00.000+02:00</published><updated>2010-11-20T10:08:42.578+02:00</updated><title type='text'>tık tık</title><content type='html'>Tık tık. Tık tık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topuklu pabuçların sesi. İnce ve sivri. Parfümün az önce sıkılmış gibi. Ferahsın. Yanında sevdiğin adam. Sonsuz güveniyorsun kendine. Kah elini tutuyorsun, kah öpüveriyorsun. Kaygısız sohbetler. İncecik bileklerindeki saate bile bakmıyorsun. Gülüp duruyosunuz bir şeyler anlatarak. Üzerinde uçuş uçuş bir elbise, bir trençkot belki. Elinde hafif bir alışveriş torbası, bir yerde unutsan bile umurunda değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve içmeye bir kafeye girersiniz, birden bir aileye gözün takılır. "Çift" değildir onlar artık&amp;nbsp;dikkat; "aile".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın hafif toparlak, ayağında converse belki, kargo pantolon giymiş ya da kot. En kolayı o.&amp;nbsp;Adam ona hala nedense dünyanın en güzel, en kırılgan&amp;nbsp;şeyine bakar gibi bakıyor. Yanında bir anakucağı. Dikkatinin çoğu onda. En masum, en asitsiz içeceği içiyor kadın.&amp;nbsp;Adamda bir kaç beyaz tel, kadının gözlerinin altında belli belirsiz mor halkalar ama mütebessim. Gülüyor evet, belli ki mutlu ama dağınık. Bir sürü torbalar var koltukta. Evet onu anlatacak kelime bu olabilir. Dağınık. Masada telefon, fotoğraf makinesi, biberon. Sırt çantası var adamda. Tam adamı öpüverecekken, bir mıkırdanma, ikisi de gülüşerek bebeğe bakıyorlar.&amp;nbsp;Bir telaş, bir şenlik hali. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözün takılıyor işte, hafif burun kıvırıyorsun&amp;nbsp;ve "ben asla böyle olmayacağım" düşüncesiyle bakıyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben dün, o "hiç böyle olmam ben" dediğim kadındım. Ve aklımı kaybedecek kadar mutlu. Bir sürü alışveriş yaptık, sonra oturduk bir yerde. Donutlar, içecekler. İmkansız bir şey topuklu giymem şu an, şişlerim yok olmadı daha. Sonra, o&amp;nbsp;orta yerde, herkesin gözünün önünde oğlanı da doyurduk. Çocuklu insanlara neden bakar diğerleri? Mortingen'in dövmesinin göründüğü karizmatik tişörtünün üzerinde kusmuk lekesi. Bir an durduk böyle, "biz evli barklı ve hatta çocuklu olduk yahu" dedik. Herşey öyle kendi doğallığı içinde gelişti ki, çok garip geldi cümle kurunca. Onun uykuya geçişiyle kalktık. Ben bir kaç mağazaya daha baktım, babayla onlar kapıda bekledi. Kendime göz ucuyla baktım şeyler, "yok daha kilo vericem, hiç almiyim" ve hoooop bebek reyonları, koşarak yanlarına dönüş; "bak oğlana ne bulduuum" diye bir heyecan. İkimizde de bir sevinme hali. Ve çok acayip, "ben bu ekiple, hatta yanımıza bir kaçını daha katarak, dünyayı dolaşırım yahu" duygusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi anne baba olduk biz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2437884414016003906?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2437884414016003906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2437884414016003906&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2437884414016003906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2437884414016003906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/11/tk-tk.html' title='tık tık'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1960021580860782386</id><published>2010-11-18T02:50:00.000+02:00</published><updated>2010-11-18T02:50:43.572+02:00</updated><title type='text'>taze anne'den</title><content type='html'>Eğlenceli günler.&lt;br /&gt;20 saatlik uzun bir yolculuğun ardından geldi Pıtıpıtı. Bugün dünyada 8. günü. Doğum hikayemi yazmak gelmiyor içimden, çok özel olduğundan ve abartıyormuşum gibi duracağından korktuğumdan. Sadece zordu. Ve bir arkadaşım "sen hep zoru seversin zaten"&amp;nbsp;dedi. Belki de hata bu, bunu düşünerek bunu çağırıyorum hayatta, üzerine düşünmeliyim bu konunun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk dinlediği şarkı; Imagine oldu. Ama Derya'nın söylediğine göre; Mortingen ona Hey Jude'u söylemiş daha önce. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haftanın sonunda bir takım tespitlerim var tabi:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle Şu Moby Wrap denen şey muhteşem bir icat. En taze deneyimim olduğu için ondan başlıyorum.&amp;nbsp;Uzaktan bakıldığında kefen bezinden hallice görünen bu zamazingo sayesinde biz bugün dışarı çıktık ve uzun süre dışarda kaldık. Eller serbest kalıyor, evde de kullanılabilir, ufak tefek işler halledilebilir. Koy bunun içine adamı, ısıt mamayı vs. Dışarı çıkmak içinse, hakikaten ideal. Tamam ana kucağı da harika bşy ama yok ben onu hayatta taşıyamam. Çok ağır bir şey, bu durumda da bağımlı olurum ve tek başıma dışarı çıkamam. Oysa bununla, sarın sarmalan in markete, çık yürüyüşe, vesaire.&amp;nbsp;Evden uzakta bir Avm'de alışveriş yaptık. Eksikler vardı, varmış daha doğrusu. Bebek olayına girmeden önce, hangi tulum daha fonksiyonel, hangi ıslak mendil paketi daha ekonomik falan bilmek imkansız oluyor. Bunlar kitaplarda yazmıyor:) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir müthiş icat daha; &lt;a href="http://www.amazon.com/Itzbeen-Baby-Care-Timer-Blue/dp/B000MEB3GE"&gt;Itzbeen Alarm.&lt;/a&gt; Bu şu işe yarıyor; yaptığınız aktivite tamamlandığında, pıt basıyorsunuz düğmeye, kendisine ait kronometre başlıyor çalışmaya. Uyudu mu, mama mı yedi, altı mı değişti, ilaç saati mi... Hop basın. Ben bu iş için excelde tablo tutmak, kağıda yazmak, günlük yapmak falan gibi şeyler yapanları duydum. Onlar da mantıklı ama bu acaip pratik. Duyduğum kadarıyla Iphone'lar için benzer işlere yarayan yazılımlar varmış, onları da araştırabilirsiniz. Şu yeni anne babalık döneminde, kafamız bir dünyayken, bazen birimiz mola vermişken; "ne zaman uyudu" sorusuna net bir şekilde; "2 saat 14 dakika" diyebilmek büyük nimet oluyor inanın. Rutin oluşturmakta da işe yarıyor tabi. Hastaneye bile götürdük ve doğduğu andan itibaren kullandık öyle söyleyeyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz iki kişiyiz. İlk günden beri evde üçüncü bir kişi; bakıcı, yardımcı, anne, anane, büyük teyze falan olmadı. -Haftanın bir günü gelen yardımcı ablamız hariç- Bu bizim seçimimiz. Şimdilik iyi gidiyoruz. Evet yorgunuz. Benim mecburi sezeryanın getirdiği bir takım sıkıntılarım da mevcut olmasa, daha iyi kotaracağım. Ve doğum-sancılar vb derken, savaştan çıkmış gibi oluyor insan. Ama iyiyiz. Hiç bir şeyden de geri kalmadık. Mortingen lohusa şerbeti bile yaptı bana. Kendi bebek süslerimizi yaptık. Heves ettiğim herşey, gönlümce oldu. Gücümüz yetti. Dostlarımız, ailemiz gelip gitti, misafir oldu, Pıtıpıtıyla oynadı. Bir de karşı kapıdaki melek komşumuz, yemekler, kremler taşıdı. O evden bu eve tencereler geldi, sevgi, muhabbet geldi. Bu bir istisna ve ayrı bir yazının konusu.&amp;nbsp;Hepsi bu. Ayrıca başkalarının düşüncelerini dinlemek ve kendi kararlarımızı açıklamak durumunda kalmadık. İnsanlar ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, bu dönemde yorucu oluyorlar. "Emdi mi, üşütmesin, aman dışarı çıkmayın, olmaz öyle, vb." Kendi minik evrenimizde sakin sakin gidiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lohusa depresyonu denen şey; 40 gün evde çıkmamaktan kaynaklanıyor, buna eminim. Hayır bu bir "bebeklendik ama hayatımız hiç değişmedi" yazısı değil. Elbette tepetaklak oldu, tümden ve kökten değişti. Ama dışarı çıkabiliyoruz. Ve bu bana iyi geliyor. Kesinlikle iyi geliyor. Havası değişiyor insanın bir kere. Kendine cesareti geliyor. Pazartesi sabah Mortingen işe başladığında, ben normal döngüyü sürdürebileceğim, inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi çok iri hissediyorum. Değilim elbette ama sanırım doğurur doğurmaz eski halime döneceğimi umuyordum. Not so fast! Yavaş yavaş yoluna girecek herşey. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu doğumla gelen şenlik hali çok güzel. Gelenler, gidenler, çiçekler, kutlamalar. Kırk gün, kırk gece neşe. Bu kendimi kraliçeler gibi hissetmeme neden oluyor. Ne çok sevenimiz varmış meğer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri yapmaya üçüncü gün başladım, çok süper oldu. Süpermanliğe soyunma isteği değil bu, sadece zaman içinde yapmaya başlayacağım şeyleri zaten hiç bırakmamak, belki biraz azaltmak&amp;nbsp;daha doğru geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl kurban bayramanın yegane kıyağı, Mortingen'in öncesinde de kullandığı yıllık izniyle birlikte 20 gün kadar evde olması oldu. Bu harika bir durum, mümkün olsa herkes yapsın. "Yanında kim kalıyor" sorusuna, "sadece ikimiz varız" diye yanıt vermek çok gurur verici. Ayrıca bebeğin ilk günleri benim için olduğu kadar, onun için de kıymetli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve biz harika bir takım olduk. Bunun için minnettarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bardaktaki kırmızı ve pek afilli lohusa şerbetlerimiz ve hafiiif tatlılarımızla, kendimizce bir kutlama yapıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar, şimdilik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1960021580860782386?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1960021580860782386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1960021580860782386&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1960021580860782386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1960021580860782386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/11/taze-anneden.html' title='taze anne&apos;den'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5503958224560466259</id><published>2010-11-05T11:24:00.007+02:00</published><updated>2010-11-05T12:12:34.719+02:00</updated><title type='text'>teşekkür</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TNPMcn-SFLI/AAAAAAAAAo4/2EU4DW-hBaw/s1600/leylek.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="224" px="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TNPMcn-SFLI/AAAAAAAAAo4/2EU4DW-hBaw/s320/leylek.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Cebimde bir sürü teşekkür var benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyüğü ve en sahicisi elbette Yaratıcı'ya. Beni bu mucizeyle taçlandırdığı için, hep duyduğu ve ne istesem oldurduğu için. Şimdiye dek bir kere bile, en şımarık isteklerim dahil olmak üzere, reddetmediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi; sevdiğim adama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden tutup, hiç bırakmadığı için. Benim gibi bir kızdan, "anne" yaratmaya kalktığı için. Bazen "sen her halinle güzelsin" diye moralimi düzelttiği, bazen de net bir şekilde "o ayakların hemen küçüleceğini sanmıyorum" diye gerçekleri söylediği için. Tatlı tüketimini abartmamam için evdeki pişmaniyeyi en ulaşmayacağım yere koyduğu için ve tuz atmaya kalktığımda ters ters baktığı için. &lt;em&gt;Tabi bunda elimi karnıma koyup hülyalı bir şekilde bakarak "ah babası bebeğimiz istiyor ama" diyen kadınlardan olmayışımın da etkisi var:) &lt;/em&gt;Kabus görmeyeyim diye uykularımı kolladığı için. Kocaman karnıma rağmen, sımsıkı sarılıp kalbine soktuğu için. Binlerce çok büyük, çok anlamlı şey için. Biz bu 9 ay, çok zor dönemler de geçirdik, büyük dersler verdik, ama hepsinden geçtik. Bir adama aşık olmanın, onunla sevgili olmanın o kişinin "baba" olmasına yetmediğine inanırım ben. Ama ben şanslıydım; o sevdiğim adamın içinden, dünyanın en şefkatli baba adayı doğdu, daha ilk günden. Kendine en şahanesinden baba olma tişörtü bastırdı. Ve ona pek yakıştı. Doktorla konuşurken gözleri dolan, bebeğin doğduğu an için kimsenin aklına gelmeyecek hayalleri olan, elinde olsa bir 9 ay da kendisi taşıyacak olan, yaşananları kime anlatsam "çok içli bir adamı seviyorsun sen..." dedikleri için teşekkür ederim. Seni dünyadaki herkesten ve herşeyden daha çok seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra anane, babane ve dedeler. Babaneye heyecanı, telaşı ve kilometrelerce öteden taşıdığı "organik" gıdalar için. İlk torunu olmamasına rağmen, ilkmişçesine yaşadığı için. Ve ananeye de; benim hayatım boyunca onunla kuramadığım ilişkiyi bu dönemde kurabildiğim için en çok. En güzel hediyelerden biriydi. Ailenin diğer üyelerine her an tetikte doğum haberi bekledikleri için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün arkadaşlarıma... Heyecanımı paylaşan, beni dinleyen. E takdir edersiniz, benim pek evli çocuklu bir arkadaş grubum yok, doğrusu ben olsam onlar kadar dinler miydim bu yeni gündemimi bilemiyorum. Bana pek sabırlı davrandılar, pek ilgili. &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;Biricik Deryik'ciğime&lt;/a&gt; mesela... "Hamileyim" dediğimde, sahiden kalbinin hızlandığını hissettiğim için. Dünyanın en orjinal bebek süslerini birlikte yaptık biz. Ve sır olarak sakladık:) Emrimizde bir ekip çalışsa daha neler neler yaparız hem. Hamile olduğumu hatırlattı bana, en çok da kendimden yakındığımda. "Hamilesin unutma." dedi kaç kez. Bana güç verdi. Ve elinde bir "ilk kitapla" çıkageldi. Çantasından lavantalar çıktı. Telefonu bir kerede açmazsam, hemen ikinci defa aradı :) Ne yazsam az. "Ay teyzoşuuu yesin onuuu" gibi vıcık vıcık sahte sevgiler yerine, satır arası mesajlarıyla göz kırpmak ve içtenlikti ona hep yakışan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taa Amsterdam'lardan duygu dolu kart atan, biz evlenirken başka bir şehirden uçup gelen ve şahit olan dostumuza. Sevdiceğimin arkadaşları içinde en sevdiğim kişi olduğunu söylemeliyim. İlk enstürmanını o aldı minik adamın. "Bana bak çok heyecanlıyım, mutlaka haber vereceksiniz" dediği için. Böyle bir amcası olacağı için çok şanslı minik adamım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı kapıda, evinde ne pişse "canın çekmiştir" diyerek gönderen, süpersonik bir çöp kovası armağan eden biri yaşadığı için müteşekkirim sonra. Canım tiyatro perime ne kadar teşekkür etsem az, her geldiğinde elinde minik adama bir şey, bir süpriz, bir plan, bir düşünce... İsmi en çok beğenen ve ilk paylaştığımız insan oldu. Sevgili okul arkadaşlarıma. Benden önce doğuranlara, deneyimlerini anlatanlara ve heyecanıma ortak olan diğerlerine. İngiltere'den tek tek ne istesem buraya taşıyan dostuma. Çörek otlarına tılsımlar yerleştiren arkadaşıma. Doğum esnasında ihtiyacım olduğuna inandığım ot kök ve suyu ülkeler arası taşıyan bir deli kıza. "Sen hiç kendini yorma, bir çay koy yeter" diyerek gelen kuzenlerime. Kendi acısına ben ortak etmeyen bir başkasına, Mortingen'in ne zaman ihtiyaç duysam, eve-doktora gelebildiği çalışma sistemine. Sonra taa Alaska'lardan komik pijamalar taşıyan arkadaşıma, telefonda "daha doğurmadın dimi?" diyenlere. Birlikte çalıştığımız insanlara da çok teşekkürüm var. Hepsi pek anlayışlıydı, çeviriler için konuşurken, ben özel bir muamele istemediğimden; çekinerek "daha doğurmadın değil mi, sen söylemezsin de..." diyerek beni güldürdükleri için. Ve patronuma, en çok da hiç patrona benzemediği ve sıcacık sesiyle, yaşam enerjisiyle hayatımda olduğu için. Ve tabi bu dönemde hayatımdan kendiliğinden kopup giden, omuzumda yük insanlara da içten bir teşekkür. En doğru zamanı seçtikleri için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakkal amca'ya bile teşekkür edesim geliyor. "Taşıyamayacaksan göndeririz" inceliği için. Ani fren yapmayan taksicilere, yolda görüp dualar eden teyzelere, gülümseyerek bakan yabancılara, her şeyi ayağıma getiren nazik kargo görevlilerine, internet alışverişi denen mucizeye, İpek hanım'ın çiftliğine, evden çalışabilmemi sağlayan tatlı netbook'uma, &lt;em&gt;-bu evden çalışma konusu için de bir post yazasım var; mesai ve deadline'ı kendin belirliyorsan, yaptığın şey çalışmak değil, kariyerkadıncılığı oynamak oluyor diye omzundan sarsmak istediğim müdürkarısı kıvamında ablalar var-&lt;/em&gt; aldıklarıma "bu da bizden" diye minik bir çorap hediye eden satıcıya, bazen kendimi kraliçelerden güzel hissettiren, bazen "çok iriyim galiba" dedirten aynaya, yaz günlerini serinleten pırpıra, çilekli dondurmaya, çatlak patlak kremlerine, yeşil eriklere, fındık ezmesine, kısacık öğle uykularına teşekkür ederim. Dinlediğim şarkılara, okuduğum kitaplara, güneşli günlere, güzel yağmurlara, canım Eylül'e ve tabi Kasım'a, minik bebek çoraplarına, sevgilimin rusya'lardan getirttiği matruşka bebeklere&lt;em&gt; -daha anlamlı bir armağan olabilir miydi-.&lt;/em&gt; İçimize en sinen ismi bulduran ilham perilerine. Robotlu uyku tulumlarına... Hepsine teşekkürüm sonsuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'dan hatır soran, iyi dileklerde bulunan herkese teşekkür ederim. Çoğu zaman içimi döktüğüm, heyecanla cıvıldadığım bir mecra oldu bu bekleme halinde. Keçelerden harfler, oda süsleri ve tabi en değişik lohusa tacını yapıveren &lt;a href="http://nazoyla.blogspot.com/"&gt;Nazo'ya&lt;/a&gt;, birlikte gün saydığımız &lt;a href="http://www.hersheyler.com/"&gt;İnci'ye&lt;/a&gt;, ki bu hamilelikte kurulan dostluklar biraz da askerliktekine benziyor sanki. Garip bir şey, ortak endişeler, benzer düşünceler, tecrübe aktarımları, birlikte yapılan alışverişler. Ben çok memnumun onu tanıdığıma. Telaşları, seyahatleri içinde vakit bulup, hal hatır istek soran, cesaret veren &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;Tanya'ya&lt;/a&gt;. İlk dinleyeceği müziği soran &lt;a href="http://narsis7ekho.blogspot.com/"&gt;Elif'e.&lt;/a&gt; Söylemiş miydim, biz bu minik adama şahane bir koleksiyon hazırlıyoruz. İşte bu sandığa; 70'li yıllarda basılmış velet kitapları gönderen, bana da kırmızı kurdeleli bir taç ekleyen &lt;a href="http://primarima.blogspot.com/"&gt;PrimaRima'ya&lt;/a&gt;, hamile bandı zerafeti için &lt;a href="http://www.lacintenel.com/"&gt;Laçin'e&lt;/a&gt;, kitaplarıyla ve mailleriyle ablalık eden &lt;a href="http://ecearar.blogspot.com/"&gt;Ece Arar'a&lt;/a&gt;, hastane konusunda içimi rahatlatan &lt;a href="http://www.twitter.com/perizaddemirez"&gt;Perizad hanımefendi'ye&lt;/a&gt;, bir konseri eşsiz bir anıya çeviren Biricik hanım'a, bu hamile zihnimle tek tek&amp;nbsp;hatırlayamamış olabileceğim&amp;nbsp;bütün güzel kalpli insanlara. Hala bu blogun akibeti hakkında mail atan herkese. Ben gerçekten birilerinin okuduğunun farkında değildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz üç kalbiz bir süredir. İkimiz elele yeni bir dünya yapıyoruz. Tek tek her adım için emek vererek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süre içinde, bizi sevgisiyle sarıp sarmalayan herkese çok teşekkür ediyoruz. &lt;em&gt;-ben ve Mortingen tabi, bebeğinin ağzından konuşan, "babamız bunu aldı, sizi öpüyoruz teyzeleri" diyen bir tip olmayacağım hiç bir zaman ben, tahmin ettiğiniz bunu, değil mi? :) -&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağda sersem bir sayaç yok, zamanı parmaklarımızla saydık biz. Biraz daha sonra, 6 el ve 6 ayak yaşayamaya başlayacağız çatımızın altında. Heyecanlıyız, mutluyuz ve çok merak ediyoruz. Hayatımızın en güzel macerasına hazırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualarınızı, iyi dileklerinizi bekliyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5503958224560466259?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5503958224560466259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5503958224560466259&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5503958224560466259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5503958224560466259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/11/tesekkur.html' title='teşekkür'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TNPMcn-SFLI/AAAAAAAAAo4/2EU4DW-hBaw/s72-c/leylek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4914021235362974003</id><published>2010-08-10T12:42:00.004+03:00</published><updated>2010-08-10T17:00:12.345+03:00</updated><title type='text'>yeniden</title><content type='html'>Yeni bir blogda yazıyorum bir süredir. Gevezelik böyle bir durum. İnternet çalışırken elimizin altında olunca, blog tutmak herşeyden kolay. Sevdiceğim ne rengini ne tipini beğendi ama olsun yine de okuyor:) Hem ben anlamıyorum ki bu şekilli işlerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman içinde, burada duyurmak değil ama, blog diyaloğunu arkadaşlığa taşıdıklarımızla yavaş yavaş paylaşacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yenilenmenin harika yanları oldu. Çok rahatladığımı fark ettim. Mesela; artık sıkıcı akraba diyaloğuna dönüşmüş bazı blog muhabbetlerinden kurtulmak. Böyle yazınca çok ukala mı duruyorum acaba? Öyle ama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkça gıcık olan ama&amp;nbsp;inatla takip eden bir güruh oluyor bloglarda, nedense. Hem sevmiyorlar hem okuyup okuyup yorumluyorlar. Garip&amp;nbsp;bir kalp kırma gayreti.&amp;nbsp;Hatta bazıları yazılanların kötü kopyalarını&amp;nbsp;yapıyor.&amp;nbsp;Var böyle tıkanık insanlar.&amp;nbsp;Yazdıklarınızı üzerine alınıp, yanıtladıkları falan geliyor kulağınıza. Ya da blogdan gerçek hayata taşınmış sohbetlerde, hiç tanımadığınız insanların sizi, blogunuzu, hakkınızda bir takım şeyleri konuşması durumu. Hepsi nahoş haller. Veya sohbet-takip mesafesini ayarlayamayanlar. Normal görünüp içinden canavar çıkanlar. Uzaktan bakıp, gün teyzelerine dönüşmüş bir halde cıkcık yapanlar. Ne yazık ki, hepimizin şans eseri tanıştığı bir avuç şekerpare insanın yanısıra, böyleleri de var. Ve uzun süre blog tutunca, yorumlaşınca ister istemez bakıyorsun çevrendeler. Oysa ben en çok alakasız bir isimle, internet kalabalığında kayıp bir halde yazmayı sevmiştim. Bir de gerçek hayatta tanıştığım ve bir şekilde blogumdan haberdar olmuş, ama neler yazdığımı okumasın istediğim kişiler de var tabii... Bence bir çok sevdiğim blogger, benzer nedenlerden&amp;nbsp;artık ya az yazıyor, ya soğuyor, ya yazmaz oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası; tebdil-i mekanda ciddi ferahlık varmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakında bir posta düşer belki kutunuza, "burada yazıyorum yine" diye anlatan... Okursunuz, yine seversiniz belki, veya hiç bilmeden yollarımız kesişir yine, kim bilir... Düşmezse de gücenmeyin olur mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel şeyler paylaştığım, blog sayesinde tanıştığım&amp;nbsp;herkese teşekkürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:mormermaid@gmail.com"&gt;mormermaid@gmail.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sonradan not: Mail adresini yorum olarak bırakan, haber vermemi isteyen herkese teşekkür ederim. Mail de atabilirsiniz.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4914021235362974003?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4914021235362974003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4914021235362974003&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4914021235362974003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4914021235362974003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/08/yeniden.html' title='yeniden'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3587006430398772539</id><published>2010-07-21T12:22:00.011+03:00</published><updated>2010-07-21T12:27:47.434+03:00</updated><title type='text'>mola</title><content type='html'>Bazı şeyleri herkes bilir, tahmin eder, ama seslendirmez. Çünkü seslendirmeye gerek görmez. Ve dahası altını çizip çizmemek kişinin kendi tercihine bırakılır. Mesela, ben sürekli sevgilimden bahsederken, evli olduğumuzun anlaşılmadığını bir mail üzerine fark ettim, bana gün gibi ortada geliyordu oysa. Benim normalim buydu. Sonra daha açıkça yazdım, çünkü evli olma halini çok seviyorum. Hayatımı şekillendiren bu şahane gerçeği ve yeryüzünde en sevdiğim insanla aynı soyadını taşıma güzelliğini kocaman harflerle yazasım geliyor çünkü. Bunun gibi bir çok şey var, bana sürekli işimden bahsediyormuşum gibi gelse de, hala ne iş yaptığım bir çok insan için meçhul. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan; biraz zeka kıvrımı olan kişiler için de hayattaki duruşum aşikar. Ama bunu kimse seslendirmeye, sormaya, sorgulamaya, beni bunun üzerinden değerlendirmeye&amp;nbsp;gerek görmedi. Benim sessizliğime veya herhangi bir insanın düşüncelerine saygıdan olsa gerek.... Ya da insanların bir takım tercihlerini, genelleme yaparak, belli bir kesime göre kategorize etmenin saçmalığı bildiklerinden. Veya sadece; birini olduğu gibi, kelimeleriyle kabul edecek gücü kalplerinde bulabildiklerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Blog kişisel paylaşımların yapıldığı bir ortam. Kimileri adıyla, soyadıyla, fotoğraflarıyla var oluyor. Kimi, benim gibi bir mahremiyet içinde yazmayı tercih ediyor. Bunun pek çok nedeni olabilir, çok basit; iş görüşmelerinde adımı google'a yazarak son derece kişisel paylaşımlarımın okunmasını istemiyor olabilirim. Veya kibar görünen birinin içinden canavar çıkması riskini göze alamayabilirim. Ya da sadece internet canavarı için genel bir önlem almayı tercih edebilirim. Herkesin kendi nedeni var. Pek merak etmedim doğrusu. Ya da adsız yorumlara kızmıyorum, televizyonda bile "ismini vermek istemeyen seyirci" diye bir kategori var. Ha adsız yazmış biri bana ha "papatya" lakabıyla yazmış, fark etmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin&amp;nbsp;bir kişinin fotoğraf paylaşıyor olması, benim de paylaşmamı gerektirmiyor. O zaman zaten topluca bir evde oturur, bütün her şeyimizi paylaşır, birbirimizin hayatını gözetletirdik. Benim kim olduğunu bilmeden okuduğum ve öyle oluşundan ötürü yakınlık duyduğum bir çok blogger var mesela. Veya iyi ki kim olduğu açık yazıyor, arkadaş olduk diye sevindiklerim de var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman içerisinde, belli sınırlarım olmasına rağmen, bunları karşılıklı sevgiyle aştığımız ve yakınlaştıklarım, arkadaşlık kurduklarım, hatta bunu dostluğa taşıdığım insanlar oldu. Tabi bu insanlar hiç bir zaman "ahahah fotoğrafını gördüm" "ehihi yakından gördüm şöyle biri" diye ortalığa dökmedi paylaşımlarımızı... Bunu elbette ben de yapmadım. Gerektiğinde bohçadan çıkarmak üzere değil, kara kutuda saklamak üzere biriktirdim hep. Bu bana yazılan bir mektubu, sırf bana yazıldı diye kamuya açmaktan farksız olur, kelimeler o kişinin kelimeleri ve onun mahremiyeti, benimle paylaşması ve bunu genele anlatması arasında fark var, bunu unutmamak gerek. Üstelik burada mektup da değil, sadece samimiyete güven söz konusu. Elmaslarla misket oynamak gibi bir şey sanki, herhangi bir konuda haklılık için kişisel bir paylaşımı ortaya dökmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için blog, canım ne isterse yazdığım bir şey oldu. En çok ve sırf Sevgilim okusun diye yazdım hep. Ben bir kağıda çöp adam çizip versem bile kıymet verir, alkış yapar. Blogdan önce yazıyorken de hep ilk o okurdu. O yüzden hep o okusun diye yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bazen anı yazmak için, bazen bir şeylerle dalga geçmek, bazen düşüncelerimi anlatmak için kullandım. Çok da bağlanmadım. Gittiğim bir çok yeri, yaptığım bir çok şeyi yazmadım mesela, pek yazmıyorum. Herhangi bir sorumluluk, "ay çok birikti yazmalıyım" hissiyatı yok. Kendimi o kadar önemsemiyorum açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, benim kendime sakladığım, paylaşmaya lüzum görmediğim şeylere&amp;nbsp;ve çizdiğim bazı sınırlara gerekli saygıyı gördüğüme inancım tekrar yerine gelinceye kadar; bir mola.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar sürer, başka bir adreste mi devam ederim, veya bir daha yazmaz mıyım bilmiyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye dek zaman ayırıp, okuyan, değer veren,&amp;nbsp;kalbini açan, mailler atan herkese tek tek teşekkürlerimle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3587006430398772539?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3587006430398772539/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3587006430398772539&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3587006430398772539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3587006430398772539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/07/mola.html' title='mola'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3295404441526059523</id><published>2010-07-17T01:15:00.003+03:00</published><updated>2010-07-17T01:20:47.121+03:00</updated><title type='text'>teber</title><content type='html'>Ben dün akşam bir elbise giydim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi pek beğendim. Mumlar yaktım. En güzel kokanlardan. Sahibine yabancılaşan bedenime baktım, ah evet pek sevindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dün akşam bir elbise giydim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahiden uğur getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani bir fotoğraf vardır ya; cam kenarından dışarı bakan, bakarken hülyalı bir şekilde karnını okşayan hamile kadın. Yüzünde mütebessim bir ifade, nirvanadan bildirir sanki. Yok işte ben olamadım onlardan. Var ama öyleleri yalan değil. Eleştirmiyorum, ama garipsiyorum hayatı böyle kıyısından yaşayan insanları. Ben o camdan bakan değil, aşağıda hızla bir yere yetişen/yağmurda ıslanan/sevgilisiyle öpüşen falan olabilirim ancak. Temmuz’a Kasım kaçmışken hazır, deliler gibi çalıştım. Ha evet, molalarım daha sık şimdi, stres getiren zamanla yarıştığım şeyleri yapmıyorum, sık sık kalkıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum. Ofise ancak öğleden sonraları gidebiliyorum. Ama hala yoğun çalışıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikten sonra vardığım bir kanı vardı; evlilik bana bir büyüteç gibi gelmişti. O “sevgililik” halinde ne varsa; evlenince büyüyordu! Ben şanslıydım, bizde aşk bolcaydı, ilişkimizle ilgili değişim bu oldu, katmerlendi, güzelleşti, demlendi. Etraftakilerin “ya siz evlisiniz yeter artık sevgili muhabbeti” esprilerine konu olduk zaman zaman. Kat kat açılan çiçekler gibi olduk. Ama evet hayatla ilgili çakıl taşlarımız vardı minik minik, onlar&amp;nbsp;büyüdü, kayalar oldu, aldığımız sorumluluklarla ilgili sorunlar kocaman oldu. Almamız gereken dersler büyük bir okula dönüştü. Güzel olan, artık yalnız değildim, değildi. El ele verdik. Şanslıydık dedim ya, güzel oldu, güçlendik. Çevremde gözlemlediğim tam tersi örnekler de vardı; kıskanç sevgili, “gözümü açtırmıyor” kocaya dönüşebiliyordu, ne bileyim “ay kızınca gözü kimseyi görmez” adamın şiddet eğilimleri ortaya çıkıyordu, hesap öderken eli titreyen yaratık cimrinin dik alası oluyordu, “çok nazlı” kız tembel tenekeye bağlıyordu, abur cuburu seven çıtır şişko teyzeye geçiş yapıyordu, “pek geveze” kızın dırdır şiddeti kimsede bulunmuyordu. Özetle kimse değişmiyor, sadece iki insan birbirine daha yakından bakıyordu, iyi ve kötü her ne varsa güçleniyordu her birinde, belki de en çok diğerinden güç alarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca cümleyi şuraya bağlayacağım; hamilelik de benim yaşamımda böyle bir şey oldu. Kendi kişisel yolculuğumda ilginç bir katman, farklı bir mevsim. Enteresan haller, tekâmüle çevirebilirsem ne mutlu. Yıkıp attığım köprüleri yeniden kuruyorum, bu kez üşenmeden. İnatla. Derinlere gömdüğüm yaralarımı çıkarıp yüzleşiyorum, e tabi kolay olmuyor, yeniden kanıyor, acı veriyor, ama aa bir bakıyorum iyileşmiş. Zamanın bir yerlerinde kendime sapladığım bıçakları çekiyorum kaldığı yerden. Bu arada gözyaşı döktüğüm de oluyor, hayır hüzünden değil. E tabi bunlar olurken, yalnız değilim, sürece mucizenin diğer yarısı, sevgilim de katılıyor. Hayat bazen engelli parkura dönüşüyor, hop bir level atlıyoruz, biri daha geliyor. Hem de bu defa daha bir “henüz çalışmadığımız” yerlerden, daha zorlardan. Yepyeni dersler alıyoruz. Hayatımdaki birinin beni rahatsız eden o adını koyamadığım hali, şekil alıyor, patlak veriyor. Evet evet, teşhis koyabiliyorum. Ve daha güzeli, sonrası kolaylaşıyor, çünkü; kendiliğinden silinip gidiyor o insanlar. Hani fark etmeden sırtladıklarım, ‘ah omuzlarımı ne kadar da ağrıtmış meğer’ler… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teber diye minik bir balta vardır, dervişlere verilir. Semboliktir elbette, hani ağaca sarılmış sarmaşıklar vardır ya, gücünü alan, ondan beslenen. İşte bir bir onları kesmek için minik bir balta. Yol boyu karşınıza çıkan yırtıcı hayvanları öldürmek için, tabi hepsi ruhunuzda bir karşılığı olan haller. O hayvanlar sizsiniz. Şimdi sanki bir bir ölüyor içimdeki o haller, tabi önce hastalığın tamamen patlak vermesi gerekiyor, bu da biraz sancılı olabiliyor. Ama bitiyor sonra. Ve o sarmaşıklar, evet ayrılırken acıtıyor, canından can kopar gibi, alışmışsınız varlıklarına, başka türlüsünü bilmiyorsunuz ne de olsa, ama sonrası ferahlık hafiflik… Öğrenmen gereken bir ders, en ağır haliyle okutuluyor ama sonuçta o meseleden mezun oluyorsun, ne mutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben böyleyim bugünlerde. Hırka değiştiriyorum, kabuk değiştiriyorum. Çünkü sığamıyorum eskisine, serpiliyorum, çünkü ben anne olacağım. Daha güçlü bir kadın, daha çok insan olacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3295404441526059523?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3295404441526059523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3295404441526059523&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3295404441526059523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3295404441526059523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/07/teber.html' title='teber'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2363759537037691570</id><published>2010-06-28T13:41:00.004+03:00</published><updated>2010-06-28T13:49:55.669+03:00</updated><title type='text'>hazırlıklar</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;img border="0" ru="true" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TCh7VThT_LI/AAAAAAAAAoo/s4JWGbF6XKw/s320/384_1_S.png" /&gt;&lt;/div&gt;Evet, yavaştan başladı. Ve hatta çokça ilerledi. Malumunuz tedbir benim göbek adım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde bir misafir telaşı sanki. Veya uzun bir yolculuğa çıkacağız, onun hazırlığı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce&amp;nbsp;nereden ne alınır öğrendik, çünkü&amp;nbsp;biz alışveriş uzmanı bir ikili değiliz. Avmlerin çoğunu hiç görmedik bilmeyiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de en önemlisi ben, bu konuyla ilgilenmezdim. Bu kararı verdikten sonra bile, daha çok ruhsal hazırlık kısmıyla meşgul oldum-olduk. Ve hani yolda “ayy ne tatlı bogucuk” yapan kızlardan biri olmadım hiç. Bebek sevmem. Hala da sevmem. Hangi boyuttaki hangi yaştadır anlamam. Otobüste, uçakta, sinemada falan çocuk oldu mu sinir olurum. Oluruz. “Kesin mızmızlanacak” diye düşünürüm ve çocuk işte illa ki öyle olur. Bir ara aramızda Chucky ismini takmıştık o tür veletlere. Misal alt katımızda gece gündüz bağıran çocuğa Chucky diyorduk, tabi “ev teröristi” desek ailesi alınabilirdi değil mi? Ve doğrusu anlamam herhangi bir çocuğu sevebilme duygusunu. Hani arkadaşlarımınkini, kuzenimkini falan evet tabi, ama o kadar. Ve çok nadiren efendi, uslu çocukları sevimli bulabilirim, hepsi bu. Belki de herkes anne olarak doğmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle bütün bu sebeplerden, bu konu benim için bir bilinmez. Ve tabi internet şahane bir kaynak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez bir şey alırken sevgilimle, 1.5 yaşı, 1.5 aya uygun zannettim. Ebatları şimdi artık ancak anlıyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deryik’le bir araştırma turu yaptığımızda mesela, onun müthiş abla olmasından kaynaklı deneyimine hayretle baktım. O bu konuya hâkimdi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın her bir yerinde dostlarımızın olması hakikaten yeni bir anlam kazandı. Daha önce “buradan bir şey ister misiniz”e bir yanıtımız olmuyordu. Vereceğimiz zahmete değecek bir şey bulamıyorduk çünkü. Ama şimdi değişti işler. “Evet evet bak…” diye başlıyorum, hop kredi kartları, hop siparişler, hesaplar, “aa yaşasın shipping de ödemiyoruz” neşesi. Ve dünyanın bir yerlerinden robotlu tulumlar, arabalı havlular falan geliyor. Pek şanslıyız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meraklar değişiyor. Bpa-free gibi yepyeni terimler giriyor lügatıma. O biberon, bu oyuncak falan derken alışveriş listelerim tamamen değişiyor. O katlanabilen enteresan küvet en bir çok almak istediğim şey mesela. Bence müthiş bir icat olan timer beni çok heyecanlandıran bir eşya. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde bir dikiş makinesi var şimdi. Serin havalardan istifade evde pek değildim, vakit olduğunda ilgileneceğim. Ufak tefek bir şeyler. Hiç değilse anı olsun diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben evi bir müzeye çevirmeyi düşünmüyorum, ilk kulak çubuğu, ilk tulumu falan saklamayacağım. Kendisi bende olacak –inşallah- ve deli gibi fotoğraf çekmek var zaten. Ama işte dikiş makinesi mesela; bazı şeyleri kendim yapmak için. Sırf öyle istediğimden. Örgü şişleri de öyle, yoksa her şeyin alası var artık hazır. Aynı şekilde, beşiğini de babane ve dedesi yaptırıyor. Bir heves, ellerinde fotoğraf, akıllarında renk ve detay tariflerimiz emektar marangozcularına laf anlatıyorlar. İşte bu gibi şeyleri saklarım. Çünkü anıları olacak. Çünkü biricik olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarıma, yakınlarıma çokça teşekkürüm var. Ben bu yeni gündemimi heyecanla paylaşırken “aa sıkıldık ama” demedikleri için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada başka şeyler de yapıyoruz tabi, vapurlara biniyoruz iniyoruz, ucu gelmeyen kitaplar okuyoruz, çokça çalışıyoruz, dostlarımızla buluşuyoruz, artık hareketleri bile hissediyoruz,&amp;nbsp;biz bu yazı çok güzel geçiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de ev tipitip sakız&amp;nbsp;kokuyor:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2363759537037691570?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2363759537037691570/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2363759537037691570&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2363759537037691570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2363759537037691570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/hazrlklar.html' title='hazırlıklar'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TCh7VThT_LI/AAAAAAAAAoo/s4JWGbF6XKw/s72-c/384_1_S.png' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6666427805250840213</id><published>2010-06-21T01:02:00.002+03:00</published><updated>2010-06-21T13:46:19.339+03:00</updated><title type='text'>"uçtum uçtum uç oldum"</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TB6NUMxPfZI/AAAAAAAAAog/O8XQlwIjCjA/s1600/DSC04372.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" qu="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TB6NUMxPfZI/AAAAAAAAAog/O8XQlwIjCjA/s400/DSC04372.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır bir hayal; aslında pek basit bir şey. Fakat işte nasiptir ya bazı şeyler, olmadı mı olmaz, bir aksilikler, bir şeyler. Bu kez kararlıyım ama biletleri en doğru yerden alıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkıları tekrar tekrar dinliyoruz. Günlerce hayal kuruyoruz. Büyü bozulmasın diye kimseye söylemiyoruz. Yaşasın biz galiba bu konsere gidiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz bilmezsiniz, ben çok defa o şarkılarda duyduğum kokulardan buldum yolumu.&amp;nbsp;Geçtiğim yollarda ayak izlerini gördükçe çok&amp;nbsp;kez için için sevindim.&amp;nbsp;Kulak kesilip sesleri takip ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatler kala&amp;nbsp;bir iki cümle, hiç adetim değilken, hani nasıl desem; bir şişeyle denize mesaj bırakır gibi. Ama bir kadın, hemen yanıtlayan, beş dakika sonra telefonunu veren, “yok artık” hissiyle numarayı çevirdiğimde duyduğum en neşeli ve sahici sesle konuşan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlar yağıyor ama biz hiç ıslanmıyoruz. Ben ve sevgilim, bir de yanımızda taşıdığımız minik adam. Konser alanına geldiğimizde bir kez daha karar veriyoruz, evet biz onu bir yere bırakıp kaçmayacağız, peşimizde götüreceğiz, konserlere, seyahatlere, her bir yere. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın ki; güzel gözlü, güzel gönüllü. Bu kadar güzel olmasa neredeyse Yoko Ono’ya benzeteceğim. İçten bir kucaklaşma. Sahi ruhların evvelden tanıştığı bir yer vardı değil mi? Evet oradan olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra şarkılar. Hep tanıdık bir yerlerden. Hem yıllanmış, hem daima yeniden. Bunca şarkıyı tek bir yaşama nasıl sığdırabilir bu adamlar? Nasıl bu kadar bin yıllık ve yepyeni olabilirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce oturuyoruz sakin sakin. Yok olmuyor sonra kalkıyoruz, ayakta devam ediyoruz. Her birine avaz avaz&amp;nbsp;eşlik ederek, kah kocaman kahkahalarla, kah gözümde yaşlarla.&amp;nbsp;Yolculuğunu&amp;nbsp;yarılamış hamile bir hatun zıplayabilirmiş sahiden. Hem de içindeki ruhun da pek mutlu olduğundan emin olarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel şeylerin güzel sonu oluyor. İnsan uzun zaman bu seslerin üzerine bir şey duymak istemiyor. Hayat sanki bir an duruyor ve yeniden başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimizde bir kitap, acemi adımlar. Kitaba imza çaktırmak isteğinin tek nedeni aslında; içten bir teşekkür. Çünkü insan bilmek ister bence, hiç farkında olmadan dokunduğu yaşamları. Bilmeden belki akışına yön verdiği suları… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüyoruz, yine sadece kalbi olan birkaç kişinin anlayabileceği bir mucizeyi yaşamış halde. Avare adımlarla. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökten üç teşekkür düşüyor, biri; süpriz uzmanı birtanecik Sevgilime; ikincisi; hayalimizi gerçekleştiren Biricik kadına ve üçüncüsü de; Baba'ya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6666427805250840213?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6666427805250840213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6666427805250840213&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6666427805250840213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6666427805250840213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/uctum-uctum-uc-oldum.html' title='&quot;uçtum uçtum uç oldum&quot;'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/TB6NUMxPfZI/AAAAAAAAAog/O8XQlwIjCjA/s72-c/DSC04372.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1474824352080310204</id><published>2010-06-15T21:48:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T22:09:31.021+03:00</updated><title type='text'>alt tarafı bi' kaç uykusuz gece ve biraz kusmukla kaka!</title><content type='html'>Altı üstü annemizden iki tokat bi de fırça ile başladık. Hoşumuza giden ama yapmamamız gerekenleri öğrenmeye. Tokatların sebebi de ıslak bi don ve güneşte yanmış bir ten. Demenk ki habersiz gidilmemeliymiş yüzmeye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra öğretmenler başladı tokada. Neden? Ders saati okulda olunmalıymış, çayırda kiraz peşinde koşulmamalıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki fiske vurmamıştır babamız ama onu da eklemesek olmaz. Yaptığımızdan dolayı üzüldüğünü görünce içimiz cız etmiştir, belki tokattan ağır sözlerle hatamızı anlatmaya çalışmıştır. Neymiş? Sigara sağlığa zararlıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerde yemişizdir sıradaki fıskeleri ya da ağır kelimeleri. Ya koşuda sonuncu olmuşuzdur ya da hedefi vuramamışızdır.&amp;nbsp;E "Her Türk Asker Doğar" ya, ondan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki sonra? Sonra patrona gelir sıra. Artık tokattan uzağızdır, ama sözler daha bir ağırlaşmıştır. "Ulan iki tokat atsa daha iyiydi" diyenler çıkacaktır. Ama işe zamanında gelinmeliymiş, söylenilen anında yapılmalıymış. Değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık öğren hayatın yarısı bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınızın belki tam ortasında. Belki ilk çeyreğinde, belki son.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sıradaki cezamın ne olacağını biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar hayat dersinden sonra bunun da cezası, bu olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vız gelir tırıs gider.. &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;strong&gt;Bu yazı da mortingen'den :)&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1474824352080310204?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1474824352080310204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1474824352080310204&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1474824352080310204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1474824352080310204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/alt-taraf-bi-kac-uykusuz-gece-ve-biraz.html' title='alt tarafı bi&apos; kaç uykusuz gece ve biraz kusmukla kaka!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1346008303737756258</id><published>2010-06-11T12:35:00.002+03:00</published><updated>2010-06-17T19:58:14.453+03:00</updated><title type='text'>olan biten</title><content type='html'>Geçtiğimiz günlerde;&lt;br /&gt;Lost'un finalini izledim ve galiba bir tek ben beğendim :) Mutlu oldum ben, bir kaç gün boyunca aklımdan çıkmadı. Güzeldi. Harika bir bitişti. Anlayamayanları ve hala "ama kutup ayısı neydi bikbik" gibi sorularla kalanları anlayamıyorum. Her şey çok güzeldi ve çok tadındaydı. Bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Çok zor bir iki hafta geçirdim. Bazı sağlık sorunları, ateşler içinde yatmak, nefessiz kalmak, sonra yeni yeni teşhisler, minik bir alerjiden kocaman bir astıma dönüşmüş haller. Ve tıp ilmi öyle bir şey ki; doktorun elini öpesin geliyor nefes almaya başladığın o anda. Elimdeki aksaklık geçti. Bulaşık makinesini icad edene, nefesimi açan doktor kadar minnet duyuyorum. Nasıl bir rahatlıkmış ve ben hangi akılla şu zamana dek gereksiz buluyormuşum şaştım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Bolca ütü yaptım, son 3 haftamız sepetten lazım olanı alıp ütülemek ve hop giymek düzenindeydi:) Ve ben ütüyü severek yaparım, ara ara yardımcılar olduğunda bile yaptırmam. Fakat pek elim gitmedi ve halim yoktu, sevdiceğimin vakit bulup ütüleyebildikleriyle yetindim. Neyse nihayet bitirdim tamamladım oh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Hava gerçekten sıcak ve ben zaten sıcağı sevmem. Bulduğum çözüm akşamüstünden önce evden çıkmamak. Ev püfüüür püfüüür ve klimasız olmasına rağmen serin. Bu da büyük nimet. Ve neyse ki günlerdir; yağmurlar yağmurlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Son günlerde okuduğum en iyi yazı: &lt;a href="http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1275924620&amp;amp;year=2010&amp;amp;month=06&amp;amp;day=07"&gt;http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1275924620&amp;amp;year=2010&amp;amp;month=06&amp;amp;day=07&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Bir de ben internet alışverişinden pek anlamıyorum. İdeefix ve amazon’dan kitaplar alırdım bir ara çokça o kadar. Ah bir de ebay ve gittigidiyor var tabi:) Fakat blogger arkadaşlarımın bazı şahane sitelerinden alışveriş yaptığım oluyor. Bazılarının üzerinden geçmiş olsa da, bir teşekkür edeyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En en en havalı keçeler: &lt;a href="http://craftsbynazo.blogspot.com/"&gt;http://craftsbynazo.blogspot.com/&lt;/a&gt; Ayrıca öyle iyi kalpli bir elden çıkıyor ki; şans da getiriyor:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne olacağımı öğrendiğimde, bu güzel heyecanın anısına kendime minik bir armağan almak istemiştim. Sonra buradaki: &lt;a href="http://www.hersheyler.com/shop"&gt;http://www.hersheyler.com/shop&lt;/a&gt; Şahane bir kolyeyi beğendim. Çok sevdim. Geldiğinden beri boynumda. Ve yanında bir de sürpriz geldi. Ben böyle ağlamaklı, duygusal haller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dolaptan işinize yarayacak pek çok şey çıkabilir, ben sık sık bakıyorum: &lt;a href="http://bizimdolap.blogspot.com/"&gt;http://bizimdolap.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Cuma günü pek şanslıydım, bu harika kitaplara yetiştim: &lt;a href="http://ecearar.blogspot.com/2010/06/kitaplar-geldi-5-lira.html"&gt;http://ecearar.blogspot.com/2010/06/kitaplar-geldi-5-lira.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Ve şimdi hooop çilek marmelatı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1346008303737756258?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1346008303737756258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1346008303737756258&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1346008303737756258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1346008303737756258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/olan-biten.html' title='olan biten'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7285413716012442269</id><published>2010-06-08T14:03:00.002+03:00</published><updated>2010-06-08T14:26:59.793+03:00</updated><title type='text'>08062010</title><content type='html'>Nasıl anlatsam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Karnımda bir şey var”dan “bir bebek bekliyoruz”a ilerleme hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama daha garip bir hal. Anlatması zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başıma gelen bir sürü mucizeden sonra, en büyüğünü yaşamak galiba. Veya hep en sonuncusu mu en büyüktür? Belki pek özel bir örnek olacak ama; Allah’a inanmaktan, varlığını bilmekten, gerçekten iman etmeye geçiş. Bütün bir kalple. Pıtpıtpıt. Cüretkar bir misal mi olur; üç aşamadır ya hani ilimler; bilgiyle bilmek, gözle görmek, ve hakkıyla bilmek. Denizin varlığı bilmek, denizi görmek ve nihayet denizde yüzmek gibi. Bolca su yutmuşsun hatta bir de. Oh ne keyif, su dedikleri bu muymuş sahi? Balık mıymışım ben meğer?&lt;br /&gt;Gerçekten sana özel “buradayım, yanındayım” demesi gibi. İçimizdeki gürültüden duyamayız ya bazen onu, bu sefer kocaman bir şölen var, duymamak imkânsız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde kocaman renkli balonlar, bir neşe. Havai fişekler, sanki gökyüzüne adımı yazıyorlar böyle kocaman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen gözlerime renkli damlalar dolduran bir şükür hali. Sırf teşekkürünü anlasın diye daha iyi bir insan olmak istemek. Vardı ya &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0119822/"&gt;o filmde&lt;/a&gt;; “you make me wanna be a better man”. Ben öyle âşık olmuştum ki, o cümleyi anlamıştım. İşte tam da böyle. Ve daha güçlü bir insan, daha güçlü bir kadın.&lt;br /&gt;Adını bilmediğim, başka bir mevsim. İyi bir haber alırsın, mutluluktan gözlerin dolar, aklına geldikçe ağlayasın gelir. Ondan da fazlası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk kez âşık olduğum o an gibi. Hani o söylediğin şarkıyı anlamaya çalıştığım, “ben de pek severim” diye içimden geçirdiğim. Kapısında "Burası aşıklar Kabesidir/ Her kim ki buraya nakıs gelir/ Buradan kamil olarak çıkar" yazan yerde, ettiğim dua gibi. Sen. Elim ellerinde, kalbim kalbinde. Bir heyecan, isimsiz bir kıpırtı, bir telaş, endişeler ve hemen ardından anlaşılmaz bir dinginlik. Dünyanın en mutlu uykuları. Bolca yağmur, bolca güneş, gökkuşaklarında oyunlar. Kocaman bir bilinmezlik. Hayattaki yerini bulmuşsun gibi. “İşte şimdi oldu” der gibi. “Yorulduğuma değdi” diye geçirmek sanki. Ve yeni yorgunluklara çok fena&amp;nbsp;hazır olma hali.&lt;br /&gt;Şükretmenin sahici anlamını kavramak gibi. Teşekkür edileceklere nihayet kocaman bir maddenin armağan edilmesi. Ben bunu hak etmek için hiçbir şey yapmadım ki üstelik. Sevgim karşılık bulmuş belki gökyüzünde diye için için sevinmek. Noel baba hediye dağıtırken beni de unutmamış diye sevinen çocuk neşesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanındaki adama başka bir ışıkta bakmak. Hayır, “çok iyi bir baba olacak” düşüncesiyle değil bu, başka bir şey. Elini ilk kez tuttuğumda, başımı ilk defa omzuna koyduğumda, ilk defa öptüğümde, ve her “hayat bundan daha iyi olamaz” dediğimde, “daha mutlu olamam” zannettiğimde, hep daha ilerisi… Sevgililik hali, aşkından ölme hali ve artık belki aşkından “olma” haline geçiş. Aşkın kendini doğurma hali. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki aramızda bir çiçek açmış gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7285413716012442269?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7285413716012442269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7285413716012442269&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7285413716012442269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7285413716012442269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/08062010.html' title='08062010'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2486011710830338521</id><published>2010-06-02T20:20:00.007+03:00</published><updated>2010-06-02T20:40:53.202+03:00</updated><title type='text'>ışık</title><content type='html'>Blogdan tanıştığım bir kaç tatlı arkadaşım, yaz yaz yaz deyip durduğu için hamilelik vaziyetinden bahsedeyim biraz. Vaktim olmadığından veya o diğer boyuta geçtiğimden yazmıyor değilim. Evlenince de hayatı değişen ve birden gerçekdışı bir şekilde yoğunlaşıp vip olan&amp;nbsp;insanlar gibi hani-alakası yok. Vardır ya bir anda bütün gündemi; temizlik-yemek-kocasının akrabaları oluveren. "Evli bir kadın akşam aranmaz" falan triplerine giren. Ben zaten&amp;nbsp;hiç düzenli yazamadım, canım isteyince, kelimeler birikince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve arkadaşlarımın hayatları, dostlarımın sıkıntıları beni hala ilgilendiriyor. Hayır üzüntülerini benimle paylaştıklarında ölmüyorum, "ah hamile kadın hassas" durumu değil, onların üzüntülerini paylaşabiliyorum. Çünkü güçlü bir kızım ve pencere önü saksısına dönüşmedim. O "ışık" bana hala gelmedi. "Ayyyyy seni çok seviyor teyzesiii" gibi cümleler kuramıyorum, çünkü zaten adamımız henüz konuşamıyor ve ben de hiç bir zaman onun adına konuşmayı düşünmüyorum. Bu galiba bebek gibi konuşan kızların anne olma durumu. Çok mu sert oldu:)? "Ah analık, daha şimdiden ne emekler veriyorum, herşeyi hissediyorum" olamadım. Veya kanatsız meleğe dönmedim, ülkenin durumu hala beni öfkelendiriyor, zaman zaman iş yoğunluğu yorabiliyor, hafif üzüntüler yaşanıp geçiyor. Sakince ve abartısız. Heyecan hissediyorum, bir mucize hissediyorum ve bunu pek de kelimelere dökemiyorum. O yüzden "ee nasıl hissediyorsun peki"ye verilebilecek pek bir yanıtım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk trimester'deki -terminolojiye de hakimim fark ettiyseniz- mahmur hal, kendisini harika bir enerjiye bıraktı. Ha ben o mahmurlukta da pek yayılmamıştım tabi. Uyku düzenine dikkat etmek dışında, çalışmaya ve normal yaşamıma devam. Uykum geldiğinde hop bir mola.&amp;nbsp;Evet yürüyüştür, dengeli beslenmedir dikkat ediyorum ama çok da kasmıyorum. Çünkü zaten&amp;nbsp;çöp gibi yaşamıyordum.&amp;nbsp;Ve bu değişikliğe bir süredir hazırlanıyorduk.&amp;nbsp;Mutluyum. Ben mutluysam benimle olanlar da mutlu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayaç mevzuuna gelince, bana yuvarlak hesap, bulutsu ifadeler daha sempatik geliyor. Bu kadar özel ve mahrem bir şeyi&amp;nbsp;günü gününe ifşa etmeyi gereksiz buluyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki postta yazmıştım ya, eski kitaplar diye. işte 1970'lerden geliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Bulantı ve Kusma (Aşerme) sabahları daha çok bariz olur. Bazen kadını çok fazla rahatsız eden ve hatta doktora gitmeye sebep olan bu hal, aslında bünyede teşekkül eden değişikliklerin ruhi bir reaksiyonudur. Ve hatta bir ilaç ve tedaviye lüzum göstermeden hafif seyahatler ve muhit değiştirmek (maneviyatın takviyesi) ile tamamen kaybolduğu pek çok görülmektedir."*&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben demiyorum, uzman diyor. Aşerme durumu&amp;nbsp;hiç olmadı, bu konuda rahatça konuşabilirim çünkü yolu yarılamaktayım. Ne bileyim ara ara bir şeye dadandığım, 20 tane zeytin yediğim veya kilolarca erik tüketip sıkıldığım oldu. O kadar. Bir kere de evde çikolata arandım ama tamamen şımarıklık. Ki lüzumsuz da bir şey. Zaten minik bir mantıkla, gayet zengin beslendiğimiz -şükür- ve hatta üzerine vitamin aldığımız gerçeğini düşünürsek, bunun anlamsızlığı fark edebiliriz. O acaip tiksinti ve bulantı hallerinin de psikolojik bir nedeni olduğuna inanıyorum. Lütfen bunu yaşayanlar üzerime gelmesin:) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum videoları izledim. Normal :) Tünelden çıkan bir köstebek. Tam anlamıyla bir mucize. Sevdiceğimle birlikte mi gireceğiz bilmiyorum, ama bunun onun vermesi gereken bir karar olduğuna inanıyorum. "Ama biz bir takımız, bu ikimizin bebeği" baskısı yapmak gelmiyor içimden veya "aman girme beni sakın öyle görme" demek de. Doğumhane önünde telaşla ve merakla bekleyen baba figürü de, aynı şekilde annenin terini silen ve elini tutan baba da&amp;nbsp;bana çok sempatik geliyor. Sevgilimin içinden hangisi gelirse, bu onun süreci, o kendisi için, bizim için en doğrusunu bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni şaşırtan birşey, çevrenin tepkileri. Bildiğim dünya birden dönüştü sanki. Hamile olduğunuzu duyan veya öğrenen herkes, ne bileyim mahallenin pala bıyıklı kasabı bile "bir şey lazım mı yenge, sen yorulma telefon et biz yollarız" diyebilir. O anda ne isterseniz gerçekleştirecek insanlar çevrenizi sarıyor. Anne olmuş büyükler halinizden sizin anlamadığınız kadar anlayabiliyor ve hayatınızı kolaylaştırmaya talip olabiliyorlar. Henüz anne olmamış ve/ya bekar arkadaşlarınız durumunuzu hafife almayı akıllarından bile geçirmiyor ve kahvaltı davetinize icabet ederken bile "kendini yorma sakın, gelirken bir şey alayım mı?" vb diyaloglara giriyorlar içtenlikle ve fazlaca bir özenle. Oysa bence domates doğramanın yorucu bir yanı yok ve lazım olanı genelde kendim alırım, veya hayatı paylaştığım insanla bölüşürüm sorumlulukları ve ihtiyaçları. Herkes siz kendinizi kraliçe gibi hissedin istiyor sanki. Kraliçe gibi hissetmenin yanlış bir yönü yok elbette -bak ben hissediyorum bile :)- ama bu duyguyu derhal içselleştirip, işlerini delege etmeye başlayan insanlar da pek çok. "Annem yemeğimi yapsın, kocam temizliği tamamlasın, kayınvalideme de bir görev bulmayı ihmal etmeyeyim, hah ütüler olur bak, büyükbabalar sponsor olsun, işten zaten ayrıldım, sebastian sen de bir elma yıka getir" mantığıyla ayağını uzatan ve 9 ay boyunca toplamama fırsatını fazlaca değerlendirenler var. Kim bilir belki yeterince sevilmediklerinden, belki bir ilgi eksikliğinden bunu fırsat biliyorlar. Bana bu acınası geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya şimdiden gideceği okulu falan planlamış değilim. Merak ettiğim pek çok konuyu okudum. Tracy teyzenin büyük hayranıyım. Ama şu an için onun geleceğine dair planlarım: babası olan haylaz adam, minik adam ve ben; sokakta, karda, çamurda yuvarlanalım, ben biraz erken döneyim, onlara kekler reçeller pişireyim, ekmek kızartayım, limonatalar yapayım. Kek tam kabarmayabilir, limonata o eski tariflerden olmayabilir, önemli değil. Sonra camdan "hadiii içerii" diye çağırayım. Gelince söküklerini dikeyim, üstleri başları yırtılsın, düğmeleri sökülsün ama ben hiç kızmayayım, "ayy ne pislenmişsiniz" diyeyim gülerek o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben küçük bir kızken de; "oğlum olursa bikbik kızım olursa adını vikvik" koyacağım diyen bir kız olmadım. O yüzden belki, şu anda hala isim konusunda karar vermiş değiliz. Vakti gelince aklımıza düşer eminiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlıklara gelince; yine sakince. Bir listem var, maddelerin yanında marka, temin edilecek yer ve hatta bütçe notlarım. Aklımıza geldikçe ve sırası geldikçe alıyoruz. İtiraf etmeliyim ilk başta biraz telaşa kapıldım ama, onun da pek bir abartılacak yönü olmadığını fark ettim. "Ay hiç bir şeyi eksik olmasın evladımın" takıntısında değilim. Evlendikten bir ay kadar sonra ilk kez çorba yaptığımda farketmiştim bir kepçemin olmadığını. Sonra inip almıştık. Bu kadar basit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygusallıktan bahsedecek olursak, ben zaten öyle olduğum için çok bir fazlalaşmadı. Yer yer burnumun direği sızlıyor, örneğin geçen geceki maden işçilerini konu alan muhabbet kralında olduğu gibi. Ama galiba bunu annelikle birleştiremeyiz:) Elele tutuşan bir anne-evlat falan gözlerime ulvi yaşlar doldurmuyor. Her zamanki gibi, güzel bir söz, güzel bir şarkı, güzel bir kitap, dokunaklı olaylar, iç burkan şeyler koca damlalar getiriyor gözüme, belki eskisinden biraz daha sık, bilemiyorum, emin değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka... Evet karnım var biraz artık, eski pantolonlarıma giremiyorum, ama yaz geldi uçuş elbiseler var, güneş sakinleşince çıkmak var, bolca dua ve şükür var. Şimdilik bu kadar, birikince yine yazarım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;*Doğuma Hazırlık ve Çocuk Bakımı/Dr. Semih R. Geren&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2486011710830338521?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2486011710830338521/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2486011710830338521&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2486011710830338521'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2486011710830338521'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/06/sk.html' title='ışık'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6773528513106964897</id><published>2010-05-20T00:28:00.001+03:00</published><updated>2010-05-20T00:30:55.090+03:00</updated><title type='text'>lost'a güzelleme</title><content type='html'>Az değil 6 yıl olmuş. Biz en başta izlemiyorduk. Başlayalı 3 yıl oldu yani. Evlendiğimiz ilk yıldı -teyteytey yaşlandık-, böyle bir telaş, evde minik ekran bir tvmiz var, ekranı ondan bile büyük laptopumuz. Televizyonumuzun anteni sevdiceğimin icadı, garip kablolardan oluşuyor, ayrıca&amp;nbsp;havaya ve keyfine bağlı olarak ayarlanan kanalları çekiyor. Ve tabi kanal değiştirmesek çok daha iyi oluyor. Bu durumda cnbce'nin en iyi olduğu konumda bırakıyor ve değiştirmiyorduk. İnternete gelince; çatıya mucit sevgilimin taktığı bir aparatla yakalıyoruz. Yağmurda çatıda kedi kovalıyordu kahramanım benim. Dolayısıyla indirmek mümkün değil. İşten eve dönerken uğradığımız filmciden ilk sezon cdlerini alıyoruz, sonraki bir kaçını arkadaşlarımızdan falan topluyoruz. Başlıyoruz izlemeye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oooooo. Sabah oluyor izlerken. Bizim için çekirdek çitlemek gibi bir şey haline geliyor. Bir sürü de bölüm birikmiş oh ne ala! Bekleme derdi yok. Neredeyse ihtiyaç molaları dışında mola vermiyoruz. Birimiz uyuyakalacak olursak -hayır izlerken değil elbette- diğerimizden söz alıyor "sakın bensiz izleme tamam mı, sen de bırak şimdi kapayalım" şeklinde. Anlaşma yapıyoruz böylece. İşe uykusuz gidiyoruz. O zaman homeoffice değilim, ki zaten hiç çalışamazdım lost manyaklığı içinde. Ben ofiste, ilk müsait anımda, o gece izlediğimiz bölümlerle ilgili teoriler üretiyorum, türkçe-ingilizce forumları deli gibi okuyorum ve üşenmeyip derliyorum, sevdiceğime aktarıyorum. (asistan sevgiliyimdir), o bu konuda konuşmayı benim kadar sevmiyor, bana kalsa sabaha kadar lost konuşabilirim. Referanslar hep dinler tarihi, mistizm, kabala, mitoloji gibi şeylerden, ki benim en ilgimi çeken konular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için lost, o eğik tavanlı, tahta zeminli deniz gören evde, en güzel ısınan odada yorganın altına kıvrılmış iki sevgili saaatlerce izlediğimiz günleri hatırlatıyor. Kendimize eğlenceler icat ettiğimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke hiç bitmeseydi. Bu gerçekten televizyonculuk fenomeni mi dersiniz, nasıl anlatılır bilmiyorum, acaip bir şey.&amp;nbsp;Kesinlikle mükemmele en yakın bir işti. Karakterler, cast, hikaye, kurgu, mekan, ışık, müzik, görüntü yönetmeni, montaj vs vs ... Her açıdan eksiksiz, harika bir şeydi. Dizi demeye dilim varmıyor. Daha acaip ve diziler üstü, televizyon üstü bir şey. Sanırım sonu her ne olursa olsun, küseceğiz, beğenmeyecek bir şey bulacağız, çünkü bu başka bir olay, başka bir bağlılık. Kesinlikle izlemeyen kimse bunu anlamaz. Sadece sonu merak edilen bir dizi değil. Başka bir şey, bir dönem sona eriyor. Benim için 3 yıl kadar bize eşlik eden bir arkadaş. Hani en sevdiğimiz ve çocukluğumuzda iz bırakan masallar, kitaplar vardır ya, onlar gibi. Bana hep bu zamanları hatırlatacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar nedeniyle, son bölümü benim için sadece bir son bölüm değil. Bir töreni, bir kutlamayı, bir partiyi, içten bir teşekkürü&amp;nbsp;ve tabi bir vedayı hak ediyor. Kesinlikle özel bir gün olacak o gün ve özel bir şekilde izlenecek. Pürdikkat ve rahatsız edilmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle. Bir klişeyle kapayalım şimdi; "all good things come to an end."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6773528513106964897?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6773528513106964897/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6773528513106964897&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6773528513106964897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6773528513106964897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/losta-guzelleme.html' title='lost&apos;a güzelleme'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-180260087147870909</id><published>2010-05-18T17:20:00.004+03:00</published><updated>2010-05-19T01:17:32.028+03:00</updated><title type='text'>aslında zor</title><content type='html'>Bir gün böyle bir blog açacağım; "aslında zor." &lt;br /&gt;Ben neşeli anları, mutluluk verici hatıraları çokça kaydederken, üzücü olayların uçup gitmesini tercih ediyorum galiba. Sessiz kalıyorum. Belki bu yüzden laylaylay "ay çok pozitifsin" bir görüntüm var blogda, çünkü güzel şeylerden bahsediyorum veya komik şeylerden:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;Derya'ya&lt;/a&gt; hep şaka yollu bu cümleyle takılırken; son iki gün gerçekten&amp;nbsp;"aslında zor"&amp;nbsp;olup olmadığını düşündüm.&amp;nbsp;"Hassas bir dönemdesin, bebeğin hissediyor, kendini üzme"lerin faydası olmuyor. Hayat böyle bir şey. Ayrıntıya gerek yok, bazen gerçekten bazı şeyler herkes için olduğundan daha zor olabiliyor benim için. En yakınınızda olması gerekenler savaş baltalarıyla size doğru gelebiliyor. Siz savaşa en bir hazırlıksız haldeyken, tam da barış çubuğu tüttürürken. Bazı şeylerin bin yıllar geçse de aynı kalması, insanların değişmemesi. Devamı biraz gözyaşı, biraz öfke. Hepsi geçince kalansa biraz baş ağrısı, gittikçe küçülen, şu saatlerde bir minik düğme olarak kalan. Bir kaç saate tamamen yok olacağını umduğum. Ve tabi yaşananları tortusu dersler, bizi büyüten, daha iyi insanlar yapan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki bütün bunlar olurken, sarılıp ağlayabildiğim, bir şey anlatmasam da beni anlayan, üzülmeme saygı duyan biri var. Belki&amp;nbsp;o olmasa, benim sevgilim olmasa gerçekten "aslında zor" olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Lost lost lost! Masal artık bitiyor. Son bölümdeki gözümüze sokulan ve "bakın 6 yıl önce herşeyi biliyorduk" flashback'i yersizdi. Biz o kısmı zaten çok net hatırlıyoruz. Umarım sonu güzel olur ama bundna pek ümitli değlim, çünkü ne olursa olsun kusur bulacağız gibi geliyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, ekşisözlükteki şu yorum beni gülmekten öldürdü-henüz izlememiş olanlar için süprizbozan var-: &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=19027363"&gt;http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=19027363&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Teknolojinin nimetleri, pek çok boyutlu ultrasonlar. Ay kraterine benzeyen bir yerde, uyuyan uyanan boksör gibi yumruk yapan, sanki boşlukta hareket eden bir minik adam. "Sağ elimde beş parmak, sol elimde beş parmak say bak say bak saaay bak" diye bir çocuk şarkısı günlerce dilimden düşmedi. Parmaklarını saydık beraber.&amp;nbsp;Bir mucize, gözlerimizin önünde. İlk defa o kadar duygulandık. Sahiden içimizde kelebekler. İnanmaktan, bilmekten&amp;nbsp;daha öte bir şey bu. Ve çok neşeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Robotlu üstler bakıyoruz, neşeli uyku tulumları, zürafalı battaniyeler. Gitsin barbieler, tokalar, gelsin legolar, korsanlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/ &lt;br /&gt;İsim konusu hala çok karışık, evet bir kaç şey var aklımızda. Asıl komik olan koyulan isimler, internette veya kitaplardaki isim önerileri. Bu konuda bomba bir yazı yazmak istiyordum ama adım herşey muhalefet blogger'a çıkacak, birileri üzerine alınacak, haftalar sonra -okunmayacak kadar uzun ve lüzumsuz- yanıtlar yazmaya kalkacak diye yazmıyorum. Kimse buna hazır değil:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Bu maç olayı gerekeni yaptı. Evet birileri onunla o kadar meşgul oldu ki, gerçekten olan biteni o gürültüden duyamadı. Yani futbol yine amacına hizmet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Arabalar şahane, rengarenk, ben de binerim diye bakıyorum, capcanlı renkler acaip şeyler. Bu konu bizim için pek mühim, çünkü dere tepe hep beraber gezebiliriz diye düşünüyoruz. Bazı şeylere karar verdik çoktan, böylece alma zamanı geldiğinde, vakit ilerlediğinde, kısa bir sürede halledebileceğiz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Bu arada &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;deryik hanım şekerparemle&lt;/a&gt; şahane bir eminönü gezisi. Bir insan her yeri mi bulabilir, ne lazımsa nasıl bilebilir? Dehşet eğlenceli şeyler var. Biberon stoğuna bile başladım. Çok mu temkinli gidiyorum ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Öyle bir "analık babalık" havalarına girmedik. Heyecan duyuyoruz çok, hayaller kuruyoruz, merak ediyoruz. Ama neşemiz aynı, aşkımız aynı, savruk hallerimiz aynı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Alışveriş yaparken gördüğüm ve elindeki kitaplar üzerinde sohbete başladığımız cici psikolog kadına bile orada ayaküstü okunacak kitap sorduysam, buna ne denebilir artık bilemiyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Başka... Yürüyüşler, güzel yemekler, değişen bedene uygun kıyafetler, hayaller, heyecanlar, çeşit çeşit neşeler, güzel filmler, çokça kitaplar, zevkli çeviriler, vapura binmeler, dualar ve şükürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hayatımdaki güzel insanlara; telefonda sağlığımı soranlara, üşenmeyip gelenlere, heyecanımı paylaşanlara, bana o çok istediğim kotu bulanlara, çatlak patlak olmayayım diye kremler gönderenlere, iyi dileklerde bulunanlara, seve seve ablalık edenlere, beni şımartan, sevgisini hissettiren herkese içten bir teşekkür...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-180260087147870909?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/180260087147870909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=180260087147870909&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/180260087147870909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/180260087147870909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/aslnda-zor.html' title='aslında zor'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6685585180569174722</id><published>2010-05-10T17:38:00.002+03:00</published><updated>2010-05-10T17:41:32.361+03:00</updated><title type='text'>anneler günü</title><content type='html'>Anneler günü tamam, hep birlikte eğlenelim. Ben bile duygulu anlar yaşadım. Sevgili sevgilim kutladı böyle bir şaşırdım, öğlen babam aradı, o da değişik bir duyguydu. Bir kaç cici arkadaşım beni de hatırladı. Ki elbette ki beklemiyordum. Böyle enteresan hisler. Daha pek erken tabi, herşeyi vaktince hissetmek ve yaşamak en güzeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu abartıyı anlayamıyorum. Hani anneler çocuklar güzelce yemek yiyelim, annemizi bir gün olsun şımartalım güzel bir şey. Fakat bu aşırı tüketim hali saçmalık. Bir kere neden anneye meyve sıkacağı ve benzer mutfak aletleri alınıyor? "Al şunu anne de bana daha super yemekler yap". Kadınların tek istediği tek taş mıdır? Kadınlar alışverişi delisi gerzek mahluklar mıdır?&amp;nbsp;Annecikler hep "zahmet etme evladım" mantığındayken bu saçma-savurma hali&amp;nbsp;ne derece anlamlı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca anneler günü boyunca rastladığım birbirinin aynısı arabesk anneler günü yazıları nedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Herkesin annesi başkadır ama benimki bambaşkadır. En güzel dolmayı o sarar. Yıllarca okula giderken bana kahvaltı hazırladı. Bir gün olsun bir şeyimi eksik etmedi. Terkedildiğimde onun göğsünde unuttum acıyı. Konuşmadık ama hep bildi. En büyük kavgalarımı ben onunla ettim, aslında onunla değil kendimle didiştim. Umarım bir gün onun kadar iyi bir anne olabilirim" falan filan. Direk iclalaydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe arman ekolü var: "Annem çok güçlü bir kadın. Ben ilk erkek arkadaşımı ona anlattım. Benimle herşeyi konuştu, o yüzden hiç korkmadım, hiç tedirgin olmadım. Olduğu gibi anlattı herşeyi... Neyse ve nasılsa... Ve yine onun sayesinde 'kendi ayakları üzerinde durabilen' bir kadın oldum". Kendi ayakları üzerinde durmak klişesini bir gün ayrı bir başlık altında inceleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benim annem melektir. Beni 9 ay karnında taşıdı. Gece hastayken başımda bekledi. Cennet anaların ayakları altında diye boşuna söylenmemiş. Ben de bu mübarek günde, anneme bir çiçek alacağım. Tabi o daha fazlasına layık. İyi ki varsın annem." Ilımlıislam ekolü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık iki annem var. Ne mutlu bana..." Yenigelin ekolü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örnekleri daha çoğaltabilirim. Maksat annelerin için oymak mı anlamıyorum. Ama&amp;nbsp;bana özellikle komik gelen, edilen hizmet üzerinden duyulan minnet. Anne annedir nokta. Dolma sarmayı bilmeyebilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük harflerle yaşanan herşeyde bir samimiyetsizlik. Ayrıca onu da bayram ziyareti korkunçluğuna dönüştürmek, sabahtan kadının annesine, akşama doğru yemeğe adamın annesine gitmek falan. Komik işler. Gene kadınlara eziyet. Şehit annelerine, annesi melek olanlara üzüntü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun yerine anne çocuk çimlerde yuvarlanalım, ananelerin, babanelerin elini öpelim, yanaklarını sıkalım yeter.&amp;nbsp;Olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: &lt;a href="http://nehir-im.blogspot.com/p/paypal.html"&gt;Hediyemizi aldık mı?&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6685585180569174722?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6685585180569174722/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6685585180569174722&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6685585180569174722'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6685585180569174722'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/anneler-gunu.html' title='anneler günü'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-815397067296264265</id><published>2010-05-05T23:38:00.001+03:00</published><updated>2010-05-05T23:40:36.479+03:00</updated><title type='text'>ahırkapı 2010</title><content type='html'>Bu ne saçmalık. Geçen seneki düzenli ve terbiyeli kalabalık, iğrenç alkolik ergenler topluluğuna dönüşmüş. Tamam o zaman da bir saatten sonra kaykılanlar olmuştu ama belli bir sınır içerisindeydi, kimseye rahatsızlık verecek bir şey yoktu. Kimi köşesinde kendi kendine içiyor eğleniyor, kimisi dolaşıyor, kimisi ıvır zıvır yiyor vs. Gayet medeniydi. Geçen seneki, kuyruğa neden olsa da mantıklı olan kupon uygulaması, "biraaabiraabiraaa 5 liraa" rüküşlüğüne dönmüş. Geçen yıl bayağı bir konser dinlemiştik, bu yıl gürültüden başımız tuttu, her tarafta detone sesler, aptalca&amp;nbsp;gıygıylar. Hani masanıza gelip keman çalmak için bikbikleyenler veya "ablaya al bi gül" diyen çiçekçiler gibi. Alkolle bir sorunum yok, edepsizlerle ve bokunu çıkaranlarla var. Nasıl bir gerizekalılıktır yapış yapış durarak bira içmek, plastik bardakta şarap içmek ve elindeki anlamsız tefi çıkkıdı yapmak. Ve bütün çöpleri yere atmak. Ne zevk alıyorsunuz? İğrenç bahar şenlikleri gibi desem o bile değil, azıtmış menopoz teyzeler, varoş abiler, görgüsüz ve açık havada göbek atma özgürlüğüyle delirmiş kızlar var. Ve herkes deli gibi bu kaosu fotoğraflıyor. Facebook'un da canı cehenneme ya. Gayet de tacize açıktı ortam. Hepinize geçmiş olsun. Yılbaşında taksim neyse, ramazanda sultanahmet neyse öyle bir şey olmuş. Nasıl bir avamlık anlatamam. Ve mantıksız! Hıdırellez bu! Allah aşkına hızır kim, olay ne, neyi temsil ediyor, neyden ötürü kutlanıyor, tamam&amp;nbsp;beyin ölümünüz çoktan gerçekleşmiş&amp;nbsp;ama nedir yani bu "açıkhavada alkol, hadi koş" manyaklığı! Ben normalde alkol yasağından yana asla değilim. Ama bu topluluk da gerçekten iğrençti. Nedir boyunuz mu uzadı noldunuz? Olay alkolse, deryik'in dediği gibi, al iki bira, aç ntv'yi, ahırkapı canlı yayın iç evinde efendi efendi. Geçen yıl en azından standlar falan düzenliydi, yok bu sefer yürürken önüne çıkan efes dağları ve "biracılar buraya 5lira5lira" aynen "seda sayan da buradan giyiniyor" tonuyla hem de. Nasıl bir düzensizlik, fırsatçılık, embesillikti anlatamam. En komiği de zaradan&amp;nbsp;katkat etekler bulup giymiş çakma çingenelerdi.&amp;nbsp;"Herkes bir günlüğüne çingene olacak" olayı. Solaryum güzelleri. Dün "pisler, camımı kirletme pis çingene çocuk"tu, bugün "ayyy ne şirinler ne gamsızlaaar" oldu.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Kızlar resmen hani böyle fasılda veya kına gecesinde normal birine benzeyen ama sonra içinden canvar çıkan ve masaya çıkıp dansözle sapıtan ve içkiyi başka bir yeriyle içen kızlardı. Neredeyse hepsi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O biraları için için için ve o iğrenç tuvaletlere giremeyin, sıra beklemek zorunda kalın, idrar torbanız patlasın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, biz o kalabalıkta deryik'im şekerparemle karşılaştık. Yok doğrusu, o beni buldu. Kendisi sevdiceğimden sonra tanıdığım yön duygusu en gelişmiş ve tarif yeteneği en yüksek insan. Ahırkapının ona anlattığım gibi çıkmadığı için üzüldüm biraz. Ama bolca kahkaha attık, biraz dedikodu attık, sarıldık. Havai fişek bile gördük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben devasa dilek resimleriyle dolu kağıdımdan gemi yaptım, denize attım. Yüzdü bile:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seneye görüşürüz efendim. Elbette başka bir yerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bugün bizim için mucize değerinde bir gündü. Detaylar daha sonra.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-815397067296264265?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/815397067296264265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=815397067296264265&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/815397067296264265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/815397067296264265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/ahrkap-2010.html' title='ahırkapı 2010'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7970355531423922056</id><published>2010-05-03T13:46:00.000+03:00</published><updated>2010-05-03T13:46:39.363+03:00</updated><title type='text'>pırıl</title><content type='html'>Pırıl;&lt;br /&gt;Ailemizin yeni üyesi. &lt;br /&gt;Gördüğüm en karizmatik makine. Bulaşık olayından kurtardı bizi. Yaşasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelik durumlarına gelince, &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;bayrağı devraldığıma&lt;/a&gt; göre bir miktar yazmalıyım;&lt;br /&gt;Herşey tıkırında. Hayatımın en değişik dönemlerinden biri. İlk zamanlar alien gibi hissettim doğrusu :) Sonra alışma hali. Bir mucizeyi hemen kabullenmek kolay değil ki. Henüz öyle bir üçüncü gözümün açılması durumu yaşamadım. "Anneler hisseder, herşeyi biliyorum, cinsiyeti rüyama girdi" veya "Babası canımız çilek çekti" halleri olmadı. Daha ziyade; bir neşe, heyecan, merak, bir zıpzıplık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimin durumu yer yer zorladı. Onda da sevdiceğim elim kolum oldu. Şimdi daha iyi, dinlendikçe düzeldi. Onun dışında pek farklı bir durum yok.&amp;nbsp;Uyku atakları vardı, giderek azaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat güzel. Okul tatilinde gibi bir hal. Telaşsız hazırlıklar. Gün içinde çıkıp yürümek. Sayfiyedeki yaşamlar gibi bir hava. Tıktık önümüze açılıveren kapılar, hooop balonlar, havai fişekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilo durumum iyi gidiyor, bundan memnunum. Yokuştan yuvarlanmak istemiyorum pek. Yine de Ebru Şallı diye birinin olduğu bir dünyada hayat zor tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek bir şey okumam sanıyordum, ama okuyorum. Çok da faydalanıyorum. İnternet pek bir karmaşık. "Ah onu hissettiğimden beri hayatımın anlamı değişti."&amp;nbsp;"Babası da pek düşkün bir dediğimizi iki etmiyor"&amp;nbsp;"Bugün dizdiği binbirinci küpün üzerine çiçek resmi yaptı."dan öteye giden çok az günce var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yerine güvenilir yazarların ve/ya konuda uzman kişilerin kitapları daha zengin. Hamilelik zaten doktorun önerileri doğrultusunda davranılacak, pek de müdahalemizin olmadığı bir süreç. Laylaylom. Sonrası için, özellikle ilk&amp;nbsp;bir yılı ilgilendiren, bakım, sağlık, gelişim vb konularda okumalar yapıyorum. Evet şimdiden:) Ben her şeyi abartırım. Bir yazara takar kitaplarını patlayana kadar okurum, ilgi duyduğum bir konunun hakkında bir şey kalmayıncaya kadar elime geçen her şeyi ezberlerim. Abartırım özetle:) Yeni merak konum da bu olduğuna göre, çokça okumam kaçınılmaz aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ece Arar'ın kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim. Çokça faydalandım ve beni başka okumalara da yönlendirdi. Zengin, derin ve sakin cümleler. Sahici. Sanırım en iyi tanımlayacak kelime bu; sahici. Mükemmelmiş gibi yapmayan, kusursuzmuş gibi yapmayan, herşey çok basitmiş gibi yapmayan. Çok iyi tanıdığınız ve güvendiğiniz birinin çay eşliğinde size samimi bir şekilde deneyimlerini, kaygılarını, duygularını&amp;nbsp;anlatması hissi. Öyle ki, onu iyi tanıdığınız veya hatta sizi iyi tanıdığı duygusuna kapılarak, ona kalbinizi açmak istiyorsunuz. İyi ki var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsim konusu çok komik. Kızılderililer mesela bir müddet bekler, çocuğun karakteri kendini belli edince ona uygun adlar verirlermiş. Biz kedilerde bunu yapıyorduk :) Ben telaşla isim koymak isterken; sevdiceğim "dur bakalım bir, tanıyalım nasıl bir şey" der ve sonra süper isimler bulurdu. Benzer bir durum yaşayabiliriz:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman battaniyemi tığ kullanamam sonucu askıya almıştım. Örgünün elimi yormadığını keşfettim. Film izlerken minik bir hırkaya başladım, bitiyor neredeyse. Minik minik minik. Hızla tamamlanması en iyi yönü tabi:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplar konusunda güzel bir arşivim olmaya başladı. Peki ya, bu konuda izlenebilecek belgesel vb önerileri olan var mı? Çok sevinirim. Okurken dikkatim eskisinden çabuk dağılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Meraklısına not: Bu blogu yorumlarına dek defalarca okuyup, hayalet hayalet gidip dönenleri ve sahibi oldukları blogları o sayaç programlarından biriyle&amp;nbsp;görebiliyorum, çok eğlenceli.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7970355531423922056?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7970355531423922056/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7970355531423922056&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7970355531423922056'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7970355531423922056'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/05/prl.html' title='pırıl'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-954161597449746262</id><published>2010-04-23T00:28:00.003+03:00</published><updated>2010-04-23T00:30:31.916+03:00</updated><title type='text'>üç kalp</title><content type='html'>Son günlerde bazı alışkanlıklarım değişti benim. Mesela;&amp;nbsp;vapurdan iskele verilmeden atlamıyorum artık. Telaşsız ve sakince iniyorum. Güvenlik cihazlarından geçmiyorum, hoop yandan kaytarıyorum. Vakitlice uyuyorum. Haftasonu motosiklete bile binmedim. Daha iyi, daha sağlıklı bir kız oldum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz evlenirken, sadece deli gibi bir arada olmak istemiştik. Aynı evde olmak, aynı hayatı paylaşmak, aynı soyadını taşımak, aynı sabahlara uyanmak... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonradan geldi bir mucizeyi de aramıza katma isteği. Elele verdik, doğru zamanı bekledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çatımızın altında üç kalp çarpıyor bir süredir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kış geldiğinde, herşey vaktiyle ilerlerse hayatta en sevdiğim insan; babasıyla aynı ayda,&amp;nbsp;o üçüncü kalp de minik bir insan olarak ev halkına katılacak. Küçük bir insan.&amp;nbsp;Biz iki kişinin toplamından bir etmeyi becerdik, bakalım bu yeni matematikle üç edebilecek miyiz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence edeceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, aylar önce aldığım bir anahtarı verme vakti, hıdırellezde kutlamak da gerekli, dileklerin kabulüne içten bir teşekkür etmeli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-954161597449746262?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/954161597449746262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=954161597449746262&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/954161597449746262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/954161597449746262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/uc-kalp.html' title='üç kalp'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1511998180900930914</id><published>2010-04-21T09:55:00.005+03:00</published><updated>2010-04-21T10:10:25.867+03:00</updated><title type='text'>aşk üzerine</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;gözbebeği: insanlarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına göre değişir. karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. yakına bakarken de küçüldüğüne göre, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. uzağın payına karanlık düşer. zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez. âşık olunca da büyür gözbebeği; demek ki âşık olunan hep uzaktadır. aradaki mesafenin verdiği acıyı azaltmak için "gözbebeğim!" diye hitap edilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;Mahrem/Elif Şafak&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---&lt;br /&gt;Ne kadar uzun zaman elim gitmedi okumaya. Hem korktum hayal kırıklığından, hem kıyamadım okumaya, hem de doğrusu kıskandım. Hayır, yazarı değil. Yazdığını. Kalbimin en güzel sandıklarına, sarıp sarmalayıp sakladığım, en gizli çekmecelere lavantalarla koyduğumu, raflarda, herkesin elinde gördüğümde kıskandım, hoyratça dokunacaklardan, yere düşüreceklerden. Nasıl anlatayım, hani bir elmas taş varsa elinde, onu parmağına takarsın özenle, ayakkabına takmaya kalkarsan yuvarlanır gider, onun gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra nihayet, bir cesaretle aldım elime, bir türlü su gibi akıp gidemedi, takıldı da takıldı. Kitap bittiğinde, hissettiğim en güçlü duygu, yazarın suratına bir yumruk atmak ve yanına düştüğüm notlarla kitabı ona geri vermekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüretkâr buldum bir kere, özellikle bu. Onun dışında, çömezin maceralarını&amp;nbsp;densizce buldum, Ella tanıdık geldi, bir yahudininkine benzemeye başlayan şehir insanı yaşamını, kurallarını, köşelerini, sertliklerini, rutinlerini tipik bir şekilde yansıtmış onunla. Onun kendine yolculuğu güzeldi. Belki okuyucunun kendini özdeşleştirebilmesi için koyulmuş bir öğe. Ama ona da bir mürşid tayin etmesi ne derece adildi kestiremedim. “Çöl gülü”nün anlatıldığı bölüme benzer meselleri çok okumuşuzdur önceden, ve diğerlerini de,- kopyala yapıştır yaz-. Tarihsel hatalar var mıydı? Evet kesinlikle. Beğendiğim bölümler olmadı mı? Oldu. Ama her biri, Mesnevi'den pırıltılar taşıyan cümlelerdi ve ben onları nerede görsem severim. Kitaptan alıntılayabileceğim bütün cümleler, onlardandı zaten. Bilmeyenin, kendi kaleminin yazdığını zannedeceği cümleleri bir araya getirmiş en fazla. Elindeki elmas tozuysa, serptiğin yer neresi olsa ışıldamaz mı? Ve bence ancak, bu cevherle, kaynağında karşılaşmamış insanları büyüleyebilir. Daha önce keşfetmemişleri… Neden mi? Çünkü "Mesnevi", "dini kitaplar" reyonunda, "Aşk" ise "best seller". &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şems'i anlatmak, onun dilinden olan biteni anlatmak? Ve tabii, Mevlana'yı? Mevlana’ya aşk sorulduğunda, “ben ol da bil” demişti, sen oldun mu da, o “aşk”ı yazıyorsun? Ve neden şimdi? Neden tasavvuf herkesin dilindeyken? Neden onu “secret” falan gibi bir şey haline getirerek? Bu denli “light” bir şey mi tasavvuf? Bütün bunları tasavvuf üstüne nasıl temellendirebilirsin? Neden bir proje yazar gibi yazdığını hissettirerek? Neden modayken? Bir inanç sistemi moda olabilir mi hem? Nasıl bir şaka bu? Bin bir gece çile çeken dervişlere haksızlık olmaz mı bu, büyükleri geçelim, hiç değilse o kitabındaki çömez gibilere? Ya da ayıp? Bu kadar ucuz, bu kadar kolay mı bu yolculuk? Binlerce dervişler geçti oralardan da, bir ona mı kaldı anlatmak bu kadar pervasızca ve kelimelerini onların yerine koyarak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden böylesi bir aşkın en iyi anlatılabileceği “anadilinde” değil? Hem sonra, neden sevgililer gününde, pembe kalpli, kapağı reklâmcılara tasarlatılmış bir kitapla poz vererek? Aslında konunun anlam ve önemi düşünüldüğünde Şeb-i Aruz'u da seçebilirdi tarih olarak ama satış kitlesi için çok "in" olmayabilirdi elbette. Migros raflarına daha da yakışsın diye mi renk pembe ve yayın evi artık metis değil? Ah pardon grisini de bastın sonra değil mi? Çook dâhiyane sahiden. Diğer kitaplarındaki satır aralarında, yalnızca o dili bilenlerin anlayacağı bir gizle, baharatlandırarak anlatan yazar nerede? Mahrem'i yazan elif şafak'ın edebi nerede? Diline pelesenk ettiği “aşkın edebini” neden kendisi giymemiş? Aşkın şeriatına sığar mı bu? Röportajlarında, dünyanın bilmem neresindeki bir kuş türünü ya da ilkel bir kabileyi, günlerce onların arasında yaşayarak incelemiş gibi anlatması neden? “Ben uzaya gittim, ayda bulundum, geldim, şimdi sizlerle bütün bu deneyimleri paylaşıyorum. Evet, havada takla attım. Ortam pek tozluydu.” Peki ya, kitabı okurken de bu yapaylığı hissettirmesi? Bir konunun terminolojisine, diline hâkim olmak, onun hakkında çok okumak, onu içselleştirmek demek midir? Balık, suyu anlatabilir mi? Yanmayı, en çok ve ancak pişmişler bilmez mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O 40 kuralın evrensel olabileceği fikrine nereden kapılmış. Hayır hiç de değil. Şeriat kelimesi, ki sanırım bu kitaptan sonra daha az antipatik olmaya başladı önceden sosyetik ablalara yaptığı çağrışım simsiyah bir şeydi, evrensel bir kelime mi? Mevlana'ya İslam dünyasının Shakespeare'i demek, ne bileyim Diyarbakır'a buraların Paris'i demekten binlerce kat zavallıca, bunu düşünebilecek bir insan yazar olabilir mi? Nasıl zekadan yoksun bir benzetmedir bu?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihsel hatalara hiç girmiyorum. Bunu internette araştırarak da bulabilir herkes.&amp;nbsp;Ve elbette çok daha derinlikli bir şekilde konuya hakim olanlar var, ama Şems ve Mevlana'nın bale gösterisi düzenler gibi sema yapmaya kalkışmadıklarını en birinci seviyedeki beyin bile biliyor olmalı. O yılların Konya'sında, aynı evde yaşayan&amp;nbsp;bir kadın ve adamın başbaşa saatlerce&amp;nbsp;ayet tahlili yapmaları mümkün mü yani? üstelik ayetleri iniş sırasına göre incelemek dediği şey, son elli yıllık bir metotken!&amp;nbsp;Evet, o yıllarda karagöz olmamasına rağmen, Şems'in ağzından "...hayal perdesinde karagöz oynatanlar bile onlardan iyidir, hiç olmazsa yaptıkları işin kandırmaca olduğunu baştan kabul ediyorlar." diye cümle kurması belki bir detay ama bunların binlercesi var kitapta. Fantastik bir şeyse, kurmacaysa, hayır olmadığını iddia ediyor, tarihsel bir yönü varsa, evet olduğunu iddia ediyor ama çöp. Ve tehlikeli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve neden "20 ytl'ye insan-ı kâmil olmanın sırları" tavrıyla? Neden, gülben ergen'le derin derin bakarak ve şarkılar söyleyerek anlatıyor kitabını? Bence tek ortak noktaları “anne” olmaları değil de, o kadın nasıl, korkunç namelerle söyleyerek, "bu su hiç durmaz"ı kendine yakıştıramıyorsa, işte elif shafak'a da bu söylemler aynı şekilde yakışmıyor. Üstüne büyük gelen bir giysi gibi, annesinin ayakkabılarıyla bakkala giden küçük kız gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi arada, akademisyen hanım, ortamların “sufi ablası” kesildi de biz kaçırdık? Bir tek beni mi bıktırdı, her yerde "göçebeydim, asiydim, âşık oldum, anne oldum değiştim, kemale erdim" diye anlatması? Neden, bu kitapla, onları sosyetik ablaların çay sohbetlerine "bir kitap okudum hayatım değişti şekerim" gibi meze yapıyor? Plajda güneşlenirken, bir şezlong kitabında mı çözecekler ilahi aşkı yahu? Bir şezlongdan diğerine “enerji” yollasınlar tabi, tam olur. Nedir yani, özel davetlerde, yemek yiyen insanların etrafında "dönen" semazenlerden ne farkı kaldı acaba? Konunun özüne vakıf olmadan, onu sohbet konuna eklemek, cin olmadan adam çarpmaya benzemez mi? Bu gücü, “Siyah Süt”teki kibirli halinden mi alıyor? Hani kendini o kocaman yazarlarla bir tuttuğu, küçük ve büyük, tüm dağları ben yarattım halinden? “E tabi, Mevlana ve Şems’i de, yazsam yazsam ben yazarım” diye düşünmüş olmalı öyleyse. Ha bu türlerin genel savı olan "olsun bir kişi olsun bu kitap sayesinde merak edip mesnevi karıştırdıysa ne mutlu bana" diyorsa, ki dedi, bir o kadar da kafası karışık insana sebep olduğunu bilsin isterim. Ramazan ayında promosyon kuran-ı kerim veren gazetelerin de aynı cümleyi kurduklarını hatırlayalım. Siz Türkler nasıl diyor shafak hanım, “kaş yaparken göz çıkarmak”?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüklerin aziz ruhları mutmain midir ona göre? Ne haddine düşmüş onları anlatmak? Kimden izin aldı ve dahası kimden destur aldı da yaptı bilemedim. Kırıldım, üzüldüm ne çok cümleye. Küçücük boyumla ben bile. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, elbette ki kendi penceresinden, kendi şems'ini, mevlana'sını anlatmış, ama öyleyse keşke bizler okumasaydık dedim içimden. O denizden, kabı kadar alabildiği, kendine kalsaydı. Tabi niyetinin bu denli masum olduğunu düşünürsek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya neden okudum? Hani bir bölüm vardır Leyla ile Mecnun'da, bilir misiniz? Biri gelir Mecnun'a ve der ki, işte ben falanca şehirden geliyorum leyla'yı gördüm. Mecnun da, sevincinden ne yapacağını bilemez de, ona hırkasını çıkarır verir sırtından. Adam gittikten sonra, çevresindekiler, adamın yalan söylediğini söyler mecnun'a. Mecnun'un yanıtı şahanedir; "biliyordum, doğru olsa hırkamı değil, canımı verirdim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer içinize kaçmışsa o zehir, artık kurtuluşunuz yok, burnunuz her nerede olursanız olun, onun kokusunu alacaktır. Sırf o çiçeğin sarhoşluğuyla birçok yapay bahçe de göreceksiniz, birçok diken de batacak elinize. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama olsun. Aşk böyle bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;em&gt;Hamiş: Bu yazı aylar önce yazdığım, yayınladığımı zannettiğim ama taslaklarda kaybettiğim bir yazı.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1511998180900930914?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1511998180900930914/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1511998180900930914&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1511998180900930914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1511998180900930914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/ask-uzerine.html' title='aşk üzerine'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1206628149886153761</id><published>2010-04-16T09:38:00.001+03:00</published><updated>2010-04-16T09:39:41.536+03:00</updated><title type='text'>telaşlı babane</title><content type='html'>Günler harika geçiyor. Elim hala aksak ritim ama idare ediyorum, ediyoruz. Arada unutup kullanmaya kalkmasam sanırım daha çabuk iyileşecek. Çünkü geceleri içime oturan bir ağrısı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplar okuyorum, kitaplığımda yepyeni bir boş raf var, yavaş yavaş doluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;Bu şahane kadının&lt;/a&gt; doğurmasını heyecanla bekliyorum. Telaşlı babaneler gibi dakika başı soruyorum ve o da üşenmeden yanıtlıyor. Hayır, doğuruyorum dese ne diyeceğim, ne yapacağım&amp;nbsp;meçhul :) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve lost! 11. bölüm dehşetti. Desmond'a zaten ailecek hastayız. Şimdi 12'i merakla izleyeceğiz. Sona çok az kaldı ve gerçekten nefesimizi tutarak izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amsterdam'dan gelen, "biri yüzünden değil, biriyle birlikte yaşlanmanın örneği" olduğumuzu söyleyen bir kart var başımızın ucunda... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızı güzelleştiren şeyler pek çok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela; nisan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meselaaa bol bol çilekler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erikler bir garip, o çok ekşi olmayanlar da çıksa, kilolarca yesem diye bekliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1206628149886153761?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1206628149886153761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1206628149886153761&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1206628149886153761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1206628149886153761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/telasl-babane.html' title='telaşlı babane'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4439422041332598015</id><published>2010-04-07T09:44:00.000+03:00</published><updated>2010-04-07T09:44:13.697+03:00</updated><title type='text'>hayat güzel</title><content type='html'>Ben sol elle yemek yiyorum diye, kendisi de sol elle yiyen bir sevgilim var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat gerçekten güzel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4439422041332598015?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4439422041332598015/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4439422041332598015&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4439422041332598015'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4439422041332598015'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/hayat-guzel.html' title='hayat güzel'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4606151975364438649</id><published>2010-04-05T16:50:00.001+03:00</published><updated>2010-04-05T16:53:32.849+03:00</updated><title type='text'>en sevdiğim elim.</title><content type='html'>Tek elle de yazı yazılabiliyormuş. Sol ele de zamanla alışılabiliyormuş. Anahtarla kapı açmak, saça toka takmak gibi eylemler aslında çok girift bir düzenin başarısıymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş parmağımın eklem noktasında bir felaket, ağrılar ağrılar. Doktorum şahane biri, teşhisler kondu, tedaviler ve tavsiyeler... Özet: el bezi sıkmak, kapı açmak... akla gelebilecek bütün hareketler bir süre iptal. Gelsin buz kompresleri, gitsin merhemler. Digitürk'ün kumandasına basıp kanal değiştiremediğim için, dvd playerda&amp;nbsp;film izledim bugün, öyle söyleyeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne acayip bir sistemimiz var, bir minik parçadaki aksama bütünü tamamen etkiliyor. Nasıl bir uyum. Hani aklıma gelmez bana sorsan ha beş parmak ha dört parmak derim. Onun şaşkınlığındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E bahar geldiği için zaten işleri hafiflettim. Nisan bana öyle iyi geldi ki, hayatımda ilk defa herşeyin bir olumlu yönünü görebilmeyi başarabiliyorum. "İyi oldu bu sayede işlerimi gerçekten yavaşlatırım hem" diye düşünüyordum az önce. Zor bir durumu fırsata dönüştürecek kadar şekerpareyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi birikmiş yepyeni kitaplar, filmler, uzun yürüyüşler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4606151975364438649?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4606151975364438649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4606151975364438649&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4606151975364438649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4606151975364438649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/en-sevdigim-elim.html' title='en sevdiğim elim.'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2092240105691603316</id><published>2010-04-01T10:33:00.000+03:00</published><updated>2010-04-01T10:33:37.318+03:00</updated><title type='text'>nisan geldi hanım</title><content type='html'>Yaşasın! Yaşasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nisan geldi. Ne mutluluk. Ne güzellik. Bolluk bereket.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son bir aydır deliler gibi çalıştım. Hep yetişmesi gereken işler. Kendi aldığım fazlaca sorumluluklar.&lt;br /&gt;Ama artık bahar geldi. Sokaklara dökülme zamanı, kış uykusu bitti. Kitaplar okunmalı, yürüyüşler yapılmalı.&lt;br /&gt;Daha sakin bir düzene geçtim bugünden itibaren.&lt;br /&gt;Başka başka neler yaptım... Sevdiceğime kup griye denen mucizeydi yedirdim; ki bence dünyanın en harika bir şeyi. Yürüdük yürüdük vapurlara trenlere bindik. Biz treni çok seviyoruz. Daha önce o trene binip giderdi, bakardım arkasından, şimdi birlikte... Harika eski kitaplar aldık. Çok eğlenceli günler başladı. En sevdiğim mevsim; Mart-Kasım arası şahane. Yollara çıkarız artık, baharı karşılarız, hıdırellez gelsin ateş bile yakarız. Dilek listeme baktım da; durum harika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün mü olur mu yarın mı bilmem ama o ilk deli yağmur; ama&amp;nbsp;yağarsa kesin ıslanın. İşte masalı da burada: &lt;a href="http://mormermaid.blogspot.com/2009/04/nisannisannisannisan.html"&gt;http://mormermaid.blogspot.com/2009/04/nisannisannisannisan.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Burada az önce yağdı ve yakaladım bu uğurlu damlalardan.&lt;br /&gt;Ben çok mutluyum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2092240105691603316?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2092240105691603316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2092240105691603316&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2092240105691603316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2092240105691603316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/04/nisan-geldi-hanm.html' title='nisan geldi hanım'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8726373851264562088</id><published>2010-03-24T22:05:00.025+02:00</published><updated>2010-03-24T22:17:17.230+02:00</updated><title type='text'>♥</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Seni seviyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;H&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;er gördüğümde, &lt;strike&gt;&lt;strong&gt;“yeniden”&lt;/strong&gt; &lt;/strike&gt;aşık olduğum için değil, her seferinde sahiden &lt;strong&gt;“ilk kez”&lt;/strong&gt; olduğundan sen.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Senin beni sevmenden, muhteşem bir sevgili olmandan bağımsız. Bu aşkın karşılık bulması sadece mucize. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Küçük şeylerde kaybolmak sonradan geldi. Gece yarısı yaptığın kahve, beni olduğum gibi sevmen, daima desteklemen sonradan geldi. Sevdiğin şarkılara eşlik ederken, detone olmaya aldırmadan o şarkıları en bir güzel söylemen de. Neye kalkışacak olsam “delirdin mi?” demeyecek, “yapamazsın” demeyecek biri var. Anlarda mutluluklar bulmak daha sonra geldi. Çok keyifli bir gülümsemenle hayat dolmak. Ben kimseden bir şey isteyemem. İstemedim hiç. Hasta olduğumda, mutsuz olduğumda, ağladığımda saklanırdım hep. Bu değişti mesela senden sonra. Hasta olmanın keyfine vardığım oldu. Garip bir bağ bu. Hala anlamıyorum bazen, gece uyanıp bakıyorum sana böyle "kibritçi kız" bakışlarımla. Ama sen o masalı bitirdin ve yenisini yazmaya başladın, acemi ellerimi tutarak değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Ben seni seviyorum çünkü seni seviyorum. O kadar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Çünkü senin varlığın bahar gibi, tarçın gibi, mor gibi, çakıl taşları, gökyüzü, şarkılar, şiirler ve en çok İstanbul gibi. Sevdiğim her şey gibi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;Bu şarkıyı her dinlediğimde, hani o hayal ettiğimiz yerlerden birindeyiz sanki, geniş düzlükler, yemyeşil bir yer, çiçekli elbise, bisiklet, püfür esen bir rüzgar, ya da belki motosikletteyiz, o yere doğru gidiyoruz, veya sanki yolun karşısında elin cebinde hani beni görünce yüzüne konan şahane gülümsemen yüzünde, bana doğru yürüyorsun, cebinde mutlaka seveceğim bir şeyler….&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family: Georgia, &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;, serif;"&gt;&lt;span style="color: #993399;"&gt;&lt;strong&gt;Colin hay/waiting for my new life to begin&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Any minute now, my ship is coming in&lt;br /&gt;I’ll keep checking the horizon&lt;br /&gt;I’ll stand on the bow, feel the waves come crashing&lt;br /&gt;Come crashing down down down, on me&lt;br /&gt;And you say, be still my love&lt;br /&gt;Open up your heart&lt;br /&gt;Let the light shine in&lt;br /&gt;But don’t you understand&lt;br /&gt;I already have a plan&lt;br /&gt;I’m waiting for my real life to begin&lt;br /&gt;When I awoke today, suddenly nothing happened&lt;br /&gt;But in my dreams, I slew the dragon&lt;br /&gt;And down this beaten path, and up this cobbled lane&lt;br /&gt;I’m walking in my old footsteps, once again&lt;br /&gt;And you say, just be here now&lt;br /&gt;Forget about the past, your mask is wearing thin&lt;br /&gt;Let me throw one more dice&lt;br /&gt;I know that I can win&lt;br /&gt;I’m waiting for my real life to begin&lt;br /&gt;Any minute now, my ship is coming in&lt;br /&gt;I’ll keep checking the horizon&lt;br /&gt;And I’ll check my machine, there’s sure to be that call&lt;br /&gt;It’s gonna happen soon, soon, soon&lt;br /&gt;It’s just that times are lean&lt;br /&gt;And you say, be still my love&lt;br /&gt;Open up your heart, let the light shine in&lt;br /&gt;Don’t you understand&lt;br /&gt;I already have a plan&lt;br /&gt;I’m waiting for my real life to begin&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8726373851264562088?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8726373851264562088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8726373851264562088&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8726373851264562088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8726373851264562088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/03/blog-post.html' title='♥'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5335430015236763860</id><published>2010-03-20T00:18:00.003+02:00</published><updated>2010-03-20T00:46:43.092+02:00</updated><title type='text'>avam</title><content type='html'>Avam insanların birçok ortak özelliği vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela; ilk tanıştığınız dönem gösterdikleri aşırı ve lüzumsuz samimiyet. Onların “canım”, “bebeğim”, gibi kelimeleri tanışmanızın beşinci dakikasında kullanmaya başladığını görebilirsiniz. Buna en iyi örneklerden biri; Seda Sayan’ın “bacım” nidası olabilir. Bu tehlikelidir çünkü birebir ilişkilerde önce kendilerine ait hiç merak etmediğiniz saçma konuları anlatırlar, hemen ardından sizin mahremiyetinize girmeye çalışırlar. Onunla paylaşmayı hiç de düşünmediğiniz konular hakkında fütursuzca soru sorma hakkını kendilerinde görürler. Paylaşmazsanız, onlara göre ya ketumsunuzdur, ya kibirli. Simbiyotik yaşamayı ilke edindikleri için, sizinle de aralarındaki sınırı korumayı bilmezler. Paylaşmadığınızda da alınırlar. Dostluğuna güvenmeyin çünkü onun dostu olmak ışık hızıyla gerçekleşir. Bu size özel değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avam kişiler genellikle bir imaj, bir kişi veya bir tarza öykünürler ve ona uygun yaşıyor gibi davranırlar. Bu bir insanın günlük alışkanlıklarını taklit etmek olabilir. Sınıf atlama kaygılarını, zaten atlamış gibi göstermeye çalışmak olabilir. Bazıları solculuk oynar mesela. Hiç anlamadıkları yazarları okur ve yine anlamadıkları için hangisi neyi anlatıyor bilmeden üzerine konuşurlar. Bal yapmaz arı der ya büyükler, işte aynı ondan. Vızvızvız. Ne bileyim, mahalle parkında ucube aletlerde her sabah üç kere sallanmayı “sporu seviyorum” olarak size sunabilirler. Bu Hülya Avşar’ın tenis oynaması ve dergi çıkarmasına benzetilebilir. Olmayan bir alışkanlığı var gibi göstermek. Mesela; burhan altıntopun “ben de Nişantaşı çocuğuyum beni de aranıza alın” feryatları bunun biraz abartılmış halidir ama durumlarını tam olarak anlatır. Ona sorarsanız o da, diğerleri gibi dergide çalışıyordu hatta müdürdü, o da eğitimliydi, o da artık şehirliydi ama biz dışarıdan ne kadar garabet göründüğünü fark edebiliyorduk. O ise farkında değildi! Kilit nokta burası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size bir konu hakkında fikir sorar, sonra hemen o elbiseyi üzerine giyer ve hatta kendi dikmişçesine gururla taşır. Unutur, çünkü o sizi taklit etmeyi o denli içselleştirmiştir. Kopyala yapıştır onun mottosudur. Saçınız pembedir, size “aa nasıl yaşıyorsun o saçlarla dikkat çekmiyor musun” gibi bir soru sorabilir. Sonra siz içtenlikle “işte önce rengini açtılar sonra bik bik” diye anlattıktan iki gün sonra; siyah saçlı fotoğrafının altında “pembe saçlarım ve ben… Pembe saçlı olmak öyle bir şey ki...” diye şiirsel yazılar yazabilirler. O hakikaten saçlarını pembe sanıyor, kızmayın. Ve asla saçlarının siyah olduğunu hatırlatmayın, bunu duymaktan hoşlanmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca en büyük ortak özellikleri, eleştirildiklerinde aldıkları hal. O canım cicim ve “hadi her şeyimizi paylaşalım” samimiyeti birden tamamen çirkinliğe dönüşür. Acayip hakaretler, açıklanamaz davranışlar, ancak mahalle kavgasında ağza alınabilecek cümleler. Şaşırmayın. Tabi ki ondan bir İngiliz asilzadesi olmasını beklemiyordunuz ama yine de hazırlıklı olun. Bu kadar öfke hangi arada birikti şaşarsınız, ama unutmayın onun bütün derdi siz olmak, gerekirse bunun için sizi yer bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim durumları genelde benzerdir. Ya yeterli eğitimi alamamışlardır, ya da almışlardır ama bunu bir baltaya sap edememişlerdir. Bunun verdiği aşağılık duygusuyla kendilerine bir uzmanlık alanı seçerler. Bu uzmanlık alanı aslında herkesin bildiği ve vakıf olduğu bir konudur. Ama olsun, o eşsiz bir insan olduğu için, eşsiz bir öğrenci/kadın/eş olacaktır. Mesela; eğer anneyse çocuk eğitimi; eğer evli ve çocuksuzsa; mükemmel eş olma gibi. Bunlar değişir; alışverişe meraklıysa ve güçlü bir sponsoru varsa; stil uzmanı kesilebilir, yeşil seviyorsa, sağlıklı yaşam konusunda ahkâm keser, çiçek seviyorsa, botanikte bir numaradır, düğme dikebiliyorsa tasarımcıdır, photoshop’u açabiliyorsa grafik konusunda dehadır, iki kere radikal gazetesi almışsa da siyaset uzmanı ta kendisidir. Eğitimli olduklarını iddia ederler fakat dikkat edin genelde çalışmazlar. Çalışmayı deneseler de iş hayatları uzun sürmez, bunu da kendi tercihleri, özgürlüklerine düşkünlükleri veya hiç olmadı “beyim istemiyor”la açıklayabilirler. Ve yaratıcı işlerle meşgul olduklarını iddia ederler. Hayır, tek neden, profesyonelliğin olduğu ortamlarda onun gibilerde yer olmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adımlık işi on adımda anlatırlar. “Bugün vapura bindim” Hayır o önce, jeton alır, tanrım çocukken de böyle vapura binerdi onu anımsar, sonra ağır ağır insan kalabalığına karışır, sonra saatine bakar; aa vapur gelmiştir. Yavaş yavaş adım atar, kolunun altındaki gazetesini hatırlar ve vapura biner. İşte bu, maksat zengin dursun. Öyle ki; eğer yanında erkek arkadaş/ezik bir kız arkadaş gibi bir şey varsa, o sırada onu da kişisel fotoğrafçısı ilan eder ve yüzlerce vapura binme fotoğrafı çektirir. Bu küçük şeylere anlam yüklemek değil, fındık kabuğunu doldurmayacak meselelerle zaman öldürmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu insanlar apartman kavgasında bağıra bağıra kapıcıya hep kendisinin su verdiğini söyleyen kişilerdir. Pazar günü siz balkonda kahvaltı ederken tepenizden halı silkeleyen ve bunu “bir Pazar evdeyim ne zaman yapayım canım” diye açıklayandır. Trafikte “canım kardeşim” diye parmak sallayarak konuşan adamdır. Lokantada garsonu “biliyoruz bu işleri bir siparişi karıştırmamak ne kadar zor olabilir ki” tavrıyla azarlayan insandır. Haksızlığa uğradığını hissettiğinde, eğer kadınsa, direk kocasına/sevgilisine sığınır; “beni çok mağdur ettiler çok üzüldüm aşkitom” der ve adam onu pohpohlar; “bırak ya onlar senin attığın tırnak olamaz, ne kendini üzüyorsun” minvalinde laflarla kırılan egosunu tamir eder. Ayrıca yine onların o samimiyet döneminde kazara birkaç şey paylaştıysanız, bu tartışma döneminde ortaya döküleceğinden emin olabilirsiniz. Aranızdaki bir mektubu herkese okumak, özel bir paylaşımı genele yaymak… Her şey olabilir. Amaç bellidir; şov yapmak. Herkese “bakın haklıyım o çok iğrenççççç biri ve beni ağlattııı” diye duyurmak. Çünkü bilirsiniz, mağduru oynamak hep işe yarar bizim buralarda. Bunu da “onun seviyesine inmiyycemm yorum size kalmışşş” havasında yapar. Seviye nedir rakım mı ben hala bilmiyorum, ama konumuz bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli saflık edebiyatı yaparlar. “Ben çok iyi niyetli olduğum için…” diye başlayan cümleleri onlardan duyabilirsiniz. Üzerilerinde böyle gereksiz bir neşe, samimiyetsiz bir pozitiflik vardır. “Hayat işte yara ala ala öğrenicem” geyikleri anlatırlar; sakın “bundan bana ne” demeyin. Bu kişiliklerini oluşturan en temel özelliktir. Sosyal hayatta insana yardımcı olacak birçok erdemden bihaberdirler ama bu “iyi biriyim ben” sıkı sıkıya tutunurlar. Ha bir de; “dobra”dırlar. “Aaa ben yüzüne söyleyemeyeceğim şeyi arkasından söylemem tatlım” derler; yani dedikodu ama daima inkâr. "Konuşsam ortalık sarsılır" kadar sır tutma yetisi. Patavatsızlığı açık sözlülükle karıştırmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdikleri şey atasözleridir. Affedersiniz, atasözü bilmek bile bir görgü ve kitap okumak sonucu gerçekleşir, bunlar daha çok minibüs arkası sözlerle yaşarlar. “beni çekemeyen anten taksın”, “Çok da tınn”, “kalbinde yer yoksa güzelim korkma ben ayakta da giderim”, “kimseye hak ettiğinden fazla değer vermiyycekksin” gibi sözler. Bunları başlarından geçen olaylarda mutlaka kullanır, sürekli bu şekilde mesaj verirler. İlahi adaletin daima kendilerinden yana olduğuna emindirler. İlahi adalet ne de olsa işi gücü bırakıp onun ezilen gururunun tamir etmekle uğraşacaktır tabi, dünyadaki savaşlardan falan daha önemli bir konu. Bunun altında kendilerine âşık olmaları yatar. Kurtlar vadisi ve ezel karışımı bir felsefeye sahiptirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afilli olması için bazı kelimeleri seçerler. Örnek verelim; mütevellit, binaenaleyh, velâkin. Bunlar genellikle edat/bağlaç olur ve kesinlikle yanlış kullanırlar. Örnekleyelim; portakaldan mütevellit meyve suyu. Bence pazara gidelim binaenaleyh. Seni çok seviyorum velakin sen çok iyisin. Bunlar gibi tamamen alakasız durumlarda şık bir edat veya bağlaç kullanıverirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavsiyem; bu kişileri yukarıda bahsettiğim özelliklerinden teşhis etmeniz ve derhal kapsama alanlarından uzaklaşmanız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan türünü daha gördük ve tanıdık :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5335430015236763860?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5335430015236763860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5335430015236763860&amp;isPopup=true' title='21 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5335430015236763860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5335430015236763860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/03/avam.html' title='avam'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1390551083166421831</id><published>2010-03-15T10:04:00.000+02:00</published><updated>2010-03-15T10:05:15.504+02:00</updated><title type='text'>gribal</title><content type='html'>Güne hasta başlamak kadar berbat ne olabilir?&lt;br /&gt;Boğazım uzun zamandır bu kadar acımamıştı. Bademciğim yok benim, şişmek de değil, daha beter bir his. Ayrıca evin tek hastası da ben değilim, sevdiceğimle senkronize hasta olmayı başardık. E şahane bir haftasonunun ardından ancak bu gelebilirdi. O işe gitmek zorunda kaldı, ben biraz çeviri yaptım. Bizim ailede nesilden nesile aktarılan deva karabiberli bal olayı boğazımı biraz kendine getirdi. Şimdi cuppa yatak, umarım o da eve gelebilir. Birimizin akşama çorba yapacak gücü toplaması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alice'i izledik. Hayatta en sevdiğim kitaplardan biridir. Film neden dublajlıydı, altyazılısı neden yoktu ayrı bir sorun. Bence tek başarılı yanı müzikleriydi, ki Danny Elfman as always.&lt;br /&gt;Tim Burton'un en ölü filmiydi bence. Bir ara o ejderhayla boğuşma sahnesinde uyuyakaldım. Benim gibi bir sinefil için bu ölümcül vaka. Sonu ayrı bir felaket, herkese ayar çekmesi sonra işlerin başına geçmesi falan. Gerçekten kötüydü. Kötü. Hoş detaylar yok muydu, elbette vardı ama o kadar da olsun lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve bisiklet almayı düşünüyorum. Evet, bir yere varmadığın sürece pedal çevirmek manasız ama buna ihtiyacım var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1390551083166421831?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1390551083166421831/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1390551083166421831&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1390551083166421831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1390551083166421831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/03/gribal.html' title='gribal'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5535172644902273626</id><published>2010-03-09T09:05:00.006+02:00</published><updated>2010-03-09T09:12:08.774+02:00</updated><title type='text'>kelebek</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne söylesem az kalacak, ne kadar şımarsam az.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Evde çiçekler, çiçekler. En bir kalpten notlar. Hapşırıyorum pek sık ama buna değer. Cebimde hediyeler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yoğun ama pek güzel günler. Şimdi bir kere benim artık silikon tabancam var. Matkap gibi pahalı bir şey sanıyordum, değilmiş. Sonra; benim keçelerim var. Puantiyeli kurdelelerim. Deryik hanımla bir sürü craft hayalimiz var. Bazıları için sponsor gerekiyor, bazıları için biraz vakit. Ne eğlendik cumartesi, bir sürü gevezelik, orada sakince oturulabilecek tek yeri bulması. Dünyanın en beyefendi yaşlı amcası. Bir an dedemlerde bayram ziyaretindeyim sandım, öyle bir özen. Tek sorun onun hep yağmur bulutlarıyla, rüzgarlarla gezmesi. Sonra ben minik yaka iğneleri yaptım, minik tamiratlar yaptım. Anaokulu faaliyet saati gibiydi. Bu hafta daha bir verimliydi gezimiz:) Şimdi devasa el işimiz için ilk ilmekleri atıyoruz. Aa fotoğraf bile çektik! &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Eminönünde doğumdan ölüme kadar gelişen kilit olaylar için ne lazımsa var; doğum, lohusalık, sünnet, mezuniyet, askerlik, nişan, düğün, hac ve nihayet ölüm! Çeyiz cenneti. Kâbuslardan kâbus beğen. O ne acayip yataklar, ne korkunç elbiseler, gelin görümce alışverişe çıkan asık suratlı terli teyzeler. Küstüm yastığı nedir çözemedim. Bu teyzelerin hepsi mi asık suratlıdır bilemedim. Gelin kızlar kurbanlık koyuna benziyordu daha çok. O kadar acayip şeyi eve doldurmak sanırım sonra da; "aldılar bari kullanayım"ı getiriyor. Bilemedim. Onca delilik içinde, bana uygun olan tek şeyi kaptım; taze kahve. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Evde en sevdiğim eşyalardan biri mini mini mutfak alarmım. Ben çok dalgınım. Çok. Yemek yapmayı severim ama bende şöyle yürür: malzemeler, baharatlama, doğrama bilmem ne, bu işlemler pek bir neşeyle. Fakat tencereye/fırına atılıp bekleme aşamasına geçildiğinde, eğer başında durmamı gerektirecek bir şey söz konusu değilse; unuturum. Ki zaten başında beklemek dünyanın en anlamsız şeyi olur sanırım. Unuturum yani çok basit. Unutmaktan da garip, benim için o iş bitmiş oluyor, kafamda tik atılıyor ve tamamen aklımdan çıkıyor. Önceden bin bir tuşa basarak cep telefonumu kuruyordum. Bu şahane basit kronometreyle mesela 20 dakika mesela 10 dakika sonra bir sesle kalkıp altını kapıyorum, fırındaysa yönünü değiştiriyorum. Hayatımı kurtarıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu arada ekmek makinesinde gayet kabaran, şapşahne kekler yapıyorum zahmetsiz. En pratik bir şey. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;En son çim adam vardı evde. Onu bile öldürmeyi başardım. Evdeki çiçeklerden biri saksılı falan bakılası bir şey, ismi bile var. Bakalım, bu sefer becerebilecek miyim? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ben birkaç gün önce, bir kelebek olup kozamdan çıktım. Bu sadece kendime not. Çünkü, kozadan çıkış sürecim sancılıydı, zordu, güzeldi. Ve şimdi kanatlarım çok güzel. Unutmayayım diye. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ve teşekkürün en şahanesi bu hafta sonu evi “çinnnk” diye ses çıkacak kadar pırıl hale getiren sevdiceğime. Böyle şu an yere basmaya kıyamıyorum diyebilirim. Ayrıca her zamankinden fazlaca şımarmama izin vermesi ve ortam sağlaması da takdire şayan:)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Evden çalışıyor olsam da, pazartesi’nin bir sendromu var ne yazık ki, haftalık planlar, önceki haftanın geri dönüşleri, yeni haftanın planları… Ve&lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt; &lt;/span&gt;bu haftanınki başarıyla atlatıldı. Hop bugün Salı. Mart ayı şahane başladı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Artık gece uykusuzluklarını bıraktım. 12de uyku, 5te güne başlamak. Hoş bir durum, öğleden önce sokaklara dökülebilmek, belki biraz kestirmek, akşama zıpzıp bir denizkızı olmak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir de benim artık, bana özel yapılmış bir şarkım var, serenadım bile var, bana özel bir pastam var, beyaz çakıllı çiçeklerim var, en sevdiğim bir kupam var, dehşet renkte bir ojem, benden başka kimsede bulunmayan bir kolyem var, mis kokulu mumlarım, pofuduk mor havlularım var. Daha neler neler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ayrıca; gerçek bir mucize görmek isteyenler için; yasemin çayı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir de en harika ve &lt;strong&gt;“beni seven onu da sever”&lt;/strong&gt; bir blog: &lt;a href="http://a-little-penny.blogspot.com/"&gt;http://a-little-pen&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:black;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;ny.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5535172644902273626?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5535172644902273626/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5535172644902273626&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5535172644902273626'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5535172644902273626'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/03/kelebek.html' title='kelebek'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5853367538570947095</id><published>2010-03-04T10:10:00.002+02:00</published><updated>2010-03-04T10:13:47.680+02:00</updated><title type='text'>25</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;25.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Acayip bir rakam. Pek yuvarlak. Düz hesap. 25 çubuk, 25 çentik, 25 kelime, 25 kibrit çöpü. Hop. Ben en son 18’i hatırlıyorum onda bile böyle hissetmemiştim. Çeyrek asırlık bir ömrüm oldu, bir bu kadar daha geçince 50 olacağım, hayat pek hızlı o zaman. Sanırım artık sabah vakitleri bitti benim için, öğlen oluyor, gün dönüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Doğum günümü çok seviyorum. Bundan olsa gerek; 3 yıl önce bugün bu saatlerde, beyazlar içinde sevdiğim adama evet diyordum. Doğmaktan sonra yaptığım en iyi şey için, doğumgünümü seçtik. Ve en az yaşım kadar kutlamaya değer bir şey, sevgililiğimizin evlilikle taçlanması. 3 de sihirli bir rakam bugün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Evet bu sene “İyi ki doğduuum la la laaa, gördün mü 25 oldum!”u döne döne, bağıra çağıra söyleyebilirim. Kutlamalar başlasın. Bundan sonrası için şahane planlarım var. Korkularımı, endişelerimi, büyüme sancılarımı ilk çeyreğe bıraktım. -Hayır daha büyümedim tabi, sadece sancılarımı bıraktım.- Şimdi mucizeler, süprizler, maceralar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Amaaaa; ben bir müddet 25 kalacağım, mümkünse bir sonraki yuvarlak sayı; 30’a kadar falan. E artık başlamalı bu hesap kitaplara. Hem çıtı pıtı görüntüm benim, kurtarır:)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;strong&gt;Yihhu ben 25 oldum!&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5853367538570947095?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5853367538570947095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5853367538570947095&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5853367538570947095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5853367538570947095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/03/25.html' title='25'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4784225841451639640</id><published>2010-02-26T13:56:00.006+02:00</published><updated>2010-02-26T14:04:55.388+02:00</updated><title type='text'>keçekeçe</title><content type='html'>&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bahardan bir gün. Sahi, çünkü cemreler düşüyor. Önce vapur. Sonra biraz yağmur. Çünkü o yağmur bulutlarıyla geziyor. Kadıköy, Moda. Sonra yine vapur, vapurda bir kitap. Kitap pek özel ve tanıdık, çünkü hediye. Ayrı bir postun konusu. Sonra &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;Deryik&lt;/a&gt; ve Eminönü. Yürümek, geveze haller. Hayatımda gördüğüm en gerçek crafty! Yok böyle bir şey. O boncuklardan neler yapıyor, neler biliyor ve dahası insanı komplekse sokmuyor. Kelimelerle yaptıklarını boncuklarla da yapabiliyor. Aa keçe de var! Aaa Deryaaaaa şunlara baaak. Bak tabi, bunlardan alabilirsin. Sahi mi? E çok da ucuz, ay renk renk. Üşenmiyor, “tasar”layıveriyor orda bir şeyler, neyi nasıl yapacağımı gösteriyor. Neşe doluyorum. Alıyorum alıyorum. Rengarenk. Rengarenk. Başım dönüyor. O ne aradığını biliyor, ince zevkiyle bir bir seçiyor. “Pirinç yoksa nasıl pilav yaparsın, bulunsun” diyor. Ben dağınık. O zarif küçük bir kadın, takıları kendisine kafiye, bir sürü noktacık yüzünde. Uzun zamandır kendime ayırdığım en güzel vakitlerden. Yolda meyve suyu molası. Onun tansiyonu, benim tıkanık nefesim iyi bir ikiliyiz. Halden anlıyoruz böylece. Mısır çarşısının önünde duruyoruz; “derya bu taraf diyorum ama…” “hayır bak köprüden geçeceğiz”… Yön duygum yok ki benim. Sahiden biraz eksik. Neyse sonunda benim onu uzun zamandır götürmeyi planladığım gizli yeri buluyoruz. Tozlar, eşyalar. Hooop kelepir bir kirpi ona ve dünyanın en şahane teneke kutusu. Ve uzun zamandır istediğim parfüm şişesi bana. Ben yüzlerce kere geldiğim, fotoğrafladığım bu yeri onunla paylaşıyorum, sanki gizli mağarama girmesine izin veriyorum. Bolca toza, kelimeye, güzelliğe bulanıyoruz, burun kıvırıyoruz bazılarına, gülüp duruyoruz, hatta bir ara sevgilim bile uğruyor ayaküstü bir şeyler alıyoruz veriyoruz, üç dakikaya birkaç öpücük sığıyor, sonra hop kayboluyor. İyi ki gün bitmiyor. Tavuklu pilav, kazandibi, tavuk göğsü. Bolca sözcük, keyif. Bir sürü şey daha. Aramızda. Ve biz yine fotoğraf çekmeyi unuttuk. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;/&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Salı günüydü bunlar. Onca karmaşanın içinde kendime çaldığım bir gün. O günden beri toplam 7-8 saat uyudum-uyumadım. Yorucu bir çalışma hali. Ama daha doğrusu yazmaya kıyamadım. 3 gündür masamın üzerinde duruyor o renk renk keçeler. Bir de o incecik minicik narin parfüm şişesi. Pıspıs sıkıyorsun hani eskiden olduğu gibi. Ve tabi cebinden çıkardığı kitap. Sanki hissetmiş, alıp kaybettiğimi, okumayı pek istediğimi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;/&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Önümüzdeki hafta doğum günüm. Sakin bir çalışma programı yaptım; çünkü biraz heyecanlıyım. Çokça şaşkın. Bu rakama pek fazla anlam yüklemişim meğer. Kısacık hayatım çeyrek asrı tamamlıyor, yuvarlak hesap bir rakam oluveriyor. Hem aynı gün, tek çatı altında geçirdiğimiz süre 3’leniveriyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4784225841451639640?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4784225841451639640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4784225841451639640&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4784225841451639640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4784225841451639640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/02/kecekece.html' title='keçekeçe'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1938870619916699477</id><published>2010-02-19T14:00:00.005+02:00</published><updated>2010-02-19T14:14:13.002+02:00</updated><title type='text'>up!</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S358p1uxHdI/AAAAAAAAAoU/t-_lcYPTa9E/s1600-h/up+1.JPG"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 257px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439922458149854674" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S358p1uxHdI/AAAAAAAAAoU/t-_lcYPTa9E/s400/up+1.JPG" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Mart’ın kıyısı en güzel mevsimlerden. Hem de benim doğduğum ay. Balık mevsimi :) Yılın en sevdiğim zamanları, şubat, mart, nisan mayıs. Sonra yaz eh işte, sonra eylül, ekim, kasım yine şahane. Hep aynı duygu, yeniden başlamak gibi, okulların açılması gibi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;En son -detoks diye kibarlaştırdığım- hastalık sürecinden önce makarna yemiştim. Makarnadan nefretteyim. Fakaaat Deryik Hanım sayesinde daha iyi bir lezzet buldum; kuskus. Çocukluğum boyunca zorla yediğim bu garip şeyi, şimdi en şahane soslarla deniyorum. Sos demek az kalır çünkü basbayağı bir yemek eşlikçisi oluyor kuskus. Asıl olay kilit maddeyi keşfetmiş olmakta. Bu kilit madde sayesinde, krema olmadan –çünkü çok ağır oluyor- daha hafif bir lezzet elde ediyoruz. Makarna sosu aynı şekilde kaldırmıyor, sebzelerin baharatların tadı alınmıyor. Altı hamur üstü lapa bir sos gibi kalıyor. Muş. Kuskus keşfedince anladım bunu. Şimdiye dek 3 ayrı içerik geliştirdik, bravo bize! &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir kuskus mevzusuna bu kadar güzelleme yapmamdan da anlaşılacağı gibi, evet ben yemek yemeyi çok seviyorum. Yapmayı da bu nedenle öğrenmiş olabilirim. Yemek yemek bütünüyle neşe kaynağı benim için. Güzel yemek yapan sevgili bu nedenle çekici, nasıldı o laf “Basit yaşayanlar karın doyurur, mürekkep yaşayanlar yemek yer.” &lt;span style="mso-spacerun: yes"&gt;&lt;/span&gt;İşte öyle.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir hafta sakin geçti, şimdi her şey yeniden hızlandı. Birikmiş kelimeler. Pencereden ışıl ışıl bir ışık. Camıma çarpan kuşlar. Parmaklarım eskisine oranla daha hızlı. Uykular daha dinlendirici.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bloglardan sıkıldım. Yok galiba insanlardan. Bazıları hala çok özgün, çok mutluluk verici, “iyi ki var”lardan. Bazıları hep kendini tekrar, öğrenilmiş üç beş kelimeyi sürekli cümle içinde kullanma hali. Özgün bir şey, farklı bir insan tanımış olma neşesiyle iletişim kuruyorsunuz ve; hooop nakarat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dün ben karşıya geçerken tesadüfen devasa –hayır suhulet değil- bir vapura bindim. Kocaman camlar, geniş koltuklar. Ve martılar şenlik halindeydi. Fotoğraf çekmeye kıyamayacağım kadar güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Yeni oyuncağım dvd player. Yepyeni filmler aldım, çok heyecanlıyım. Film indirmekten, dvd alarak/kiralayarak izlemeyi unutmuşum. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Lost. Hakikaten bu kadar keyifle izlediğim ve sevdiğim bir dizi olmadı. Sürükleyici olması bir yana, gerçekten yapılan işi de hayranlıkla izliyorum. Ayrıca da Richard’ın kimi/neyi temsil ettiğini bulduğumu düşünüyorum, çok mutluyum:) Lost demişken: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://bobiler.org/m_156967"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;http://bobiler.org/m_156967&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 224px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439921455794272546" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S357vfqkuSI/AAAAAAAAAoE/XuvrAIoteUU/s400/up+2.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu arada; Up! Gördüğüm en sahici, en etkileyici aşk filmiydi. Evet, klişeler çokça vardı. Ama hem çok güldüm, hem de ağladım. İkisi bir arada haller en çok sevdiğim. Ve bence artık hep animasyon olsun. Kötü oyunculuk, kötü ışık riski , devamlılık hataları yok. O köpekler, o tombalak yanaklı velet, afacan dennis’in komşusuna ve tabi walter mattahu'ya benzeyen amca, uçan ev, balonlar, &lt;em&gt;"kevin is a girl?"&lt;/em&gt; sorusu, kadın ve adamın koltukları, kumbaraları -ki bizimkine pek benzettim-, çocuksuz ama mutlu aile, turuncu diken saçlı kız, "squirrel!", dug'ın sevgi gösterileri, Russel'ın izciliği, filmin tamamındaki müzikler ve kullanımları, "it's like america- but south!" komikliği, kadının hayalleri, fotoğrafları, üzerine düşünüldüğü hissedilen her bir detay… Hepsi çok güzeldi. Çok kahkaha, çok gözyaşı. Yüzlerce kere daha izlerim. Bence hayatta en güzel şey olmalı; birine âşık olmak ve onunla yaşlanmak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir de ben Üsküdar’ı çok özledim, oradaki ışık bile farklı, sesler başka, adımlar değişik, hava ılıman. Bence gökyüzü bile değişik. Gece yarısına uzamış bir akşamın sonunda, Beyoğlu’ndan dönerken, vapurdan inip “oh evdeyiz” demeyi, avare yürümeyi çok özledim. Vapur saatlerini ezbere bilmeyi, iskeledeki bayiden dergi almayı özledim. Ben Üsküdar’ı çok özledim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 222px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5439921457762272834" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S357vm_yBkI/AAAAAAAAAoM/279IG-4b9-s/s400/up.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1938870619916699477?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1938870619916699477/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1938870619916699477&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1938870619916699477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1938870619916699477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/02/up.html' title='up!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S358p1uxHdI/AAAAAAAAAoU/t-_lcYPTa9E/s72-c/up+1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3728540994824326754</id><published>2010-02-13T16:00:00.005+02:00</published><updated>2010-02-13T16:22:17.216+02:00</updated><title type='text'>sakın!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S3awlDYewAI/AAAAAAAAAns/amhIzVGUgSQ/s1600-h/300px-Elmyra-Duff.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 225px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5437727750706085890" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S3awlDYewAI/AAAAAAAAAns/amhIzVGUgSQ/s400/300px-Elmyra-Duff.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün;&lt;br /&gt;Gül satan yapışkan teyzelerin,&lt;br /&gt;Yanındaki adama, &lt;em&gt;“acaba gül alacak mı” &lt;/em&gt;diye yan yan bakan tiplerin,&lt;br /&gt;Bu yıl hatırlayacak mı kaygısıyla karın ağrısı çekenlerin,&lt;br /&gt;“Aşkııııım bana hediye almışşş” diye ince ve cırtlak bir sesle zıplayarak peluş hayvanına sarılan kızların, -&lt;em&gt;bu kızların bir ortak özelliği de dipboyası gelmiş bir halde gezmek, balayı fotoğraflarını facebook’a koymak, hediye olarak istediği şeyi önceden belirtmektir-&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Evli olduğu için, sevgililer gününe nasıl yaklaşacağını bilemeyenlerin, &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sevgilisine olabilecek en gerzek isimleri takan&lt;em&gt; -bazıları var ki kediyi öyle çağırsan dönüp bakmaz-&lt;/em&gt; ve "sefkilim" diye bahseden dişilerin,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Elmyra'nın hayvan sevgisi gibi, sevgilisini boğum boğum boğanların,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kalpli ayıcıklara tapanların,&lt;br /&gt;Kendi kültüründe, doğasında, alışkanlığında hiçbir şeyinde olmayan bir tüketim çılgınlığına kolayca kapılanların,&lt;br /&gt;Sevgilisine kredi kartına on taksit parfüm alan adamların,&lt;br /&gt;Kendisine alınan hediyeyi hatun arkadaşlarına göstermek için sabırsızlananların,&lt;br /&gt;365 gün içinde, yalnızca bugün sokaklarda el ele dolaşabilecek/öpüşebilecek cesareti bulanların,&lt;br /&gt;Yatağının üstüne gerzek kalpli yastıklar döşeyen az gelişmiş ergenlerin,&lt;br /&gt;Akşamki yemek için kuaförde fön sırası bekleyenlerin,&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Ay ben çok karşıyım, insan sevgilisini bir gün mü hatırlar”&lt;/em&gt; diye eleştirdiği halde gizli gizli hediye bekleyenlerin,&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Battaniye-altında-romantikkomedi-izlemek&lt;/em&gt; isimli klişeyi yaşamaya heves edenlerin,&lt;br /&gt;Bunun yanına da illa ki sıcak çikolata ekleyenlerin; &lt;em&gt;(buraya dikkat, çay çekirdek gibi basit abur cuburlar asla olmaz)&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;Romantik bir akşam yemeği anlayışı, mum, şarap, keman olanların,&lt;br /&gt;Birbirine duvar yazısı düzeyindeki Can Dündar yazılarını fwdlayanların,&lt;br /&gt;Evde bir sofra hazırlayıp iki de mum yakanların bayramı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Doya doya kutlasınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri gelmişken; en saçma hediyelerin başında; parfüm ve mutfak eşyası geliyor. &lt;em&gt;“Bu mikseri al karıcığım ve bana güzel kekler yap”&lt;/em&gt; insanı. İhtiyaç maddesi hediye olmaz çok basit bir kural bu. Bir şeyi yapıyorsunuz bari layıkıyla yapın. Evet, hemen ardından peluş hayvanları sayabiliriz. Bu devasa toz toplayıcıları kocaman dolaplarının üstüne yerleştiren süper zekâ kadınları hiçbir zaman anlayamadım. Nedir? İri, naylon, yumuşak ve tüylü şeylere mi sarılıp uyuyorlar? “Ay erkeğe hediye almak zor yaa” diye yakınan kadınların yine yine yine gömlek alması. Hayır efendim, hiçbir cinse hediye almak zor değil, belli ki karşınızdaki insan hiçbir hobi, zevk, merak, ilgi alanına sahip olmayan ilkel biri. Bir de çikolata. Amanın kalpli de olunca tadından yenmiyor:) Kendinize gelin. Kadınların alışveriş ve çikolata delisi beyinsiz bir yaratık olduğu düşüncesine neden olan bütün hemcinslerim, diziler, dergiler yanılıyor bilginiz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gerçek sevgililere tavsiyem,&lt;br /&gt;Bugün sakın evden çıkmayın. Saklanın! &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3728540994824326754?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3728540994824326754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3728540994824326754&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3728540994824326754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3728540994824326754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/02/sakn.html' title='sakın!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S3awlDYewAI/AAAAAAAAAns/amhIzVGUgSQ/s72-c/300px-Elmyra-Duff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4587562045133823251</id><published>2010-02-03T12:00:00.001+02:00</published><updated>2010-02-03T12:01:34.075+02:00</updated><title type='text'>sınıf başkanı</title><content type='html'>Günlerdir iki çocuğun videosu dolaşıyor internette.&lt;br /&gt;Herhalde bir şey icad ettiler, bir şey var diye izledim. Sonra beyaz’a çıkmışlar internetten onu da izledim. Dayanamadım sonlara doğru, kapadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu “yürü be, çocuğa bak, yoruma bak, helal olsun, aferin be, tepki budur” diye yorumlayan herkesin zekâsından şüphe ediyorum. Bunu çeken öğretmenin, internete koyan hasta ruhlunun insanlığından şüphe ediyorum. Buna gülebilen herkesin vicdanından şüphe ediyorum. Bunu paylaşan, dağıtan, tekrar tekrar izleyen, kendi ortamına (tv programı, facebook vb fark etmez) misafir eden herkesin ruh sağlığından şüphe ediyorum. (aynı düşüncelerim; bir kadın programında acınası durumunu paylaşan bir kadının kelimelerinden şarkı yapan, dinleyen, dinleten, sloganlaştıranlar için de geçerli)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rica edicem, okuyan paylaşan, yayılmasına katkıda bulunan ve “aferin” diyen biri varsa bu yazıyı okuyanlar içinde, benden uzak dursun. Bu kadar kıt bir algıya sahip biriyle tek kelime paylaşmak istemiyorum. Olay anında miniklere “aferin alkış” diyen bünyeyle aynı gezegende yaşamak bile istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basbayağı çocuk pornosu bu, üzerine de yoksulluk eklenmiş, acı pornosu.&lt;br /&gt;İzlerken kötü olmadınız mı? İçiniz oyulur gibi? O iki çocuk, çocuk işte adı üzerinde, insan. Hani anime değil, çizgi değil, animasyon değil bir şey değil. Siz tvyi kapatınca ölmüyorlar, hayatları sürüyor. Beyniniz mi yok, kalbiniz mi yok, yoksa büsbütün kötüsünüz farkında mı değilsiniz? Hangi duyguyla izleyebiliyorsunuz, hani kendi haline şükrederek ve o kötü durumun başkasının başına geldiğine için için sevinerek mi? “Bunu da bulamayanlar var” hissiyatı mı, “herkesin başına gelebilir” insafıyla mı? “Ah yavrum erken büyümek zorunda kalmış” takdiriyle mi? İzlerken duyulan acımayla mı tatmin oluyor ruhunuz? “Pis mendilci çocuk almıyycamm aa ısrar etme” dedim insanısınız hepiniz. Nasıl bir acı fetişi bu, ne zevk alıyorsunuz? Küfreden çocuğa gülen “eşşolueşşeek de oğlum ekikiki” ilkel mağara adamı mı var içinizde? Hep birlikte mi delirdiniz nedir yani? Ruh hastası bir yetişkin gibi davranan zavallı bir çocuğun nesi komik?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her açıdan sakat bir durum, bir de tvye çıkartılıp, “anlat çok mu fakirsiniz” muhabbeti nedir yahu?&lt;br /&gt;O reytinglerinize tüküreyim ben asıl.&lt;br /&gt;Hepinizin canı cehenneme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4587562045133823251?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4587562045133823251/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4587562045133823251&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4587562045133823251'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4587562045133823251'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/02/snf-baskan.html' title='sınıf başkanı'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2475048862612217460</id><published>2010-02-02T10:39:00.005+02:00</published><updated>2010-02-02T10:56:55.893+02:00</updated><title type='text'>love who you are</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S2fm_mwr4BI/AAAAAAAAAnk/GMB_W8I5x5A/s1600-h/lala.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5433565455856689170" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S2fm_mwr4BI/AAAAAAAAAnk/GMB_W8I5x5A/s400/lala.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S2fliib1-rI/AAAAAAAAAnc/4vcg3tdpJFY/s1600-h/waldo1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben 2010’a dün girdim, Şubat 1’de.&lt;br /&gt;Güneşli ama serin Kadıköy gününde. Çünkü pırıl pırıl bir sabahtı. Ben neşeli ayçiçeği. Hop bir mucize, hop bir telefon, hop bir güzellik. Hayat cömert davranıyor. “Topla kendini” diyor. Ne yorgundum oysa. Şimdi ne güzelim. Ve bu yılın defterini nihayet edindim ve yıla 1 şubat pazartesi başladığımı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor bir aydı, üzüntüler, kayıplar, hastalıklar, telaşlar, ama geride kaldı. Geçen haftaki zorunlu detoksla sonuçlanan hastalık hali, ruhen de arınmamı sağladı. Demek ki lazımdı. Hop toparlanalım, önümüzdeki maçlara bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Cumartesi günü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“Sana anne diyebilir miyim been?”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://defneyleyasamak.blogspot.com/"&gt;Karşımdaki ses&lt;/a&gt;; neşeli bir ses, anaç, genç, mutlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şımarık bir anımda “bana da reçeeel” diye sızlandım diye, kapıma kadar reçel. Bence kariyerini bırakıp&lt;strong&gt; “zarifvegüzelşeylerdükkanı”&lt;/strong&gt; açmalı. O nasıl bir kavanoz, nasıl bir kart, nasıl bir kurdele, nasıl bir kese, nasıl bir el yazısı… Yolladığı çay bile mucizevî. Telaşla Pazar kahvaltısına yetiştirme düşüncesi annece. Üç gündür ona batıra döke saça yiyeyim diye simitle besleniyorum ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar teşekkür etsem az.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lost’u en baştan izlesek mi derken, 104 kadar bölüm, 70 kadar saat hesaplaması sonucu vazgeçtik. Şimdi yeni sezona hazırlanıyoruz. En sevdiğim dizi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özlediğim kitaplar var. Bence yetişkin olmak veya çocuksuz olmak engel değil çocuk kitapları rafı edinmeye. Çünkü benim okuduğum en güzel kitaplar onlardı. Hayır çocukluğa özlem değil bu. Küçük Vampir’i kim sevmez? Anton’la Rüdiger’in maceralarına bayılıyordum, o zavallıcık küçücük odasında, sıradan evinde pencereden gelen vampir arkadaşını beklerdi, kimsenin bilmediği maceralar yaşardı. Bir gün benim pencereme de gelir mi diye bekledim hep. Okuduğum en eğlenceli seriydi, hala da öyledir. Enid Blyton’ın kitaplarını peki? Koca bir yaz o serileri okumuştum, okumayı söktüğüm ilk yazdı çok iyi hatırlıyorum. Minik boylu sarı sayfalar. Uzun öğleden sonralar hep o kitaplarla güzelleşti. “Uyumasan da dinlen” talimatlı öğle uykularının rüyaları onlarla demlendi. Tesadüfün en güzeli, yıllar sonra o serinin filmlerinin çevirilerini yapmaktı. Okumayı bana okudukları karton masallarda Rapunzel’e baka baka sökmüştüm. Okuldan çok önceydi, ve ondan sonra en büyük eğlencem masallar oldu. Öylece okula gidince, minyonluktan sınıf atlamam da uygun görülmeyince, Cin Ali dönemim kısa sürdü, diğerleri fiş yazarken sıranın altında Grimmleri, Andersenleri ve daha nicesini o yıl okudum bitirdim. “Canı sıkılmak” deyimini bilmezdim ben. Pippi Uzunçorap’ı bile bilmiyor şimdikiler ama? Uçan Fil Dumbo’yu, Bambi’yi peki? Oz Büyücüsünü? Pıtırcık’ı kim unutabilir, Toraman’ı, Çarpım’ı, Lüplüp’ü? Hepsi arkadaşımdı benim. Pinokyo’yu? Hiç de hafife alınacak bir kahraman değildi oysa. Matilda’yı… Yoksa Çarlinin Çikolatası Fabrikasıyla mı tanıdı şimdikiler Roadl Dahl’ı? Salzburg diye bir şehrin varlığını öğrendiğim macera kitaplarını, Brezina serisini nasıl unuturum? Gittiğimde kaybolmayacak kadar canlandırmıştım gözümün önünde. Öğrendiğim tüm kent isimlerini atlasta arayıp hayallere dalardım. İki yıl okul tatilini, Jules verne’in bütün kitaplarını. Arzın merkezine seyahat, 80 Günde Devrialem, Kaptan Grant’ın çocukları, Denizler Altında 20000 Fersah… Hani kalın kaplı altın yayınlar serisi, ne severdim her birini. Tom Sawyer, Peter Pan, Gulliver, Siyah Lale, Küçük kadınlar, Küçük Prenses. O kız için az mı ağlamıştım. Her birini en az iki üç kez okurdum. Demiryolu çocukları. Kitabın ilk cümlesi dahi hala aklımda. Resimlerini çizerdim okuduğum kitapların. Kokusunu hatırlıyorum. Kapak resimleri gözümün önünde. Muzaffer İzgü’nün Ökkeş serisi. Gülten Dayıoğlu’nun kitapları. Yapa’nın hareketli kitapları. Doğan Kardeş dergilerini. Benim çokça vardı, yetişemediğim zamanlara ait olanlar ciltlenmiş halde. En sevdiklerimdi. Çizgi romanları, mickey’inkileri, dergileri, Donald amca’yı, Tenten’i, Red Kit’i ama en çok ve daima Asterix’i. Daha aklıma gelmeyen binlercesi. Hayal gücü yüksek bir çocuk için define sandığı gibi. Bu yüzden hiç "kitap okumak" meli malı eylemlerden biri olmadı benim için. Bunları birer birer tekrar edinmeli. Çünkü çocuk edebiyatı en güzel şey ve şimdikileri de denedim, okudum ettim, yok aynısı değil, bir şeyler eksik. Tatsız, tutsuz, bir garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ruhlar arasında var olduğuna kesinlikle inandığım bir bağ. Yoksa uzun zaman üzerine düşünüp, yüksek sesle söylediğim bir cümle, nasıl gelebilir ki bir zarfın üzerine yazılıp? Gerçek mucize işte bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıdığım güzel insanlar... Kalbi, kalbime yakınlar…&lt;br /&gt;Cebimde çokça teşekkür var.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;/&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hamiş: Yukarıdaki resmi hatırlayan kaleye mum diksin.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2475048862612217460?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2475048862612217460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2475048862612217460&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2475048862612217460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2475048862612217460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/02/love-who-you-are.html' title='love who you are'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S2fm_mwr4BI/AAAAAAAAAnk/GMB_W8I5x5A/s72-c/lala.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3879633106597749600</id><published>2010-01-25T12:25:00.003+02:00</published><updated>2010-01-25T12:31:58.920+02:00</updated><title type='text'>25102010</title><content type='html'>Uykular dolusu yorgunluk. Akşam vakti bir telefon. Kötü bir haber. Hop aniden yolculuk, vazifeler, üzüntüler. Soğuk. Ama nasıl bir soğuk. Zaman zaman kar, ama kardan daha zor bir soğuk. Abartmıyorum, bir ara sırtımın kitlendiğini hissettim. Telaşa bir mola. Kuzine, filmlerdeki gibi, maşınga diyorlar orada. O odada 2 saatlik uyku. Sanki fizik tedavi. Bütün kemiklerim yumuşadı, yavaş yavaş açıldı. Nasıl bir şey. Kaloriferler onların yanında sıcak su torbası gibi bir şeymiş sahiden. Her an eve bir kuzine kuralım diye tutturabilirim.&lt;br /&gt;Döneceğimiz akşam, cenaze havasından kaçmak için, pek sevdiğimiz biriyle kahve molası. İlk kez damla sakızlı kahve içtim. En çok sevdiğim şeyler bir arada. Öyle iyi geldi ki. &lt;br /&gt;Zor bir haftanın ardından kar. Tamam ben de seviyorum karı ama, soğuk güzel bir şey değil ki. Bu neşeyi de çok anlayamıyorum o yüzden. Kar istanbulda, -2 derecede olağanüstü hal ilan edilmesi demek, trafik demek, aksamalar demek. Dün uzun uzun uzun yürüdük, merdivenlerden indik çıktık ve sonunda geziyi fondüyle taçlandırdık. Çilek harika bir şey. Camdan karı izlemek de güzel. Limoncuğum üşümüş müdür, içeri alsak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de; bigbangtheory en gülmeli dizi, Fraiser'dan, Seinfeld'den sonra ama.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3879633106597749600?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3879633106597749600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3879633106597749600&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3879633106597749600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3879633106597749600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/01/25102010.html' title='25102010'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3341838590797566349</id><published>2010-01-14T09:17:00.003+02:00</published><updated>2010-01-14T09:26:40.242+02:00</updated><title type='text'>şu sıralar...</title><content type='html'>Ennn çok içtiğim şey; elma çayı. Nasıl bir mutluluk. Ve ben herşeyi abartırım. Geçen gece devasa bir bira bardağına doldurmuştum. Bıkmadan önce ara versem iyi olacak sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enn çok dinlediklerim; soundtrack albümler. Heyecanla indirirken cici bir arşivim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ennn çok yediğim şey; kırmızı biber. Közlenmiş haline bayılırdım, şimdi sadece yıkayıp yemeye fena dadandım. Kahvaltıda, ara öğünlerde, yatmadan, hop yıka lüplet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ennn eğlenceli besin maddem; sevdiceğimin nasıl bulduysa bulduğu ev yapıma yoğurda çok benzer yoğurtla, değişik reçellerimi karıştırarak yemek. Meyveli yoğurt çok severdim, ama bu daha da güzel bir şey. Hafif, katkısız, süper.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduğum ennn garip mazeret; afm sinemaları görevlisinin şikayetim üzerine somut bir açıklama yapmak yerine; konuyu "afm bu değil" cümlesiyle bağlaması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yediğimiz en faydalı abur cuburumuz; sevdiceğimin keşfi bayatlamayan kurabiyemsi şeyler; kahke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni keşfim ekmekler, damlasakızlı, zeytin ezmeli -dikkat zeytin değil, ezmesi:)- ve domatesli. Çekirdekli ve bir de francala. Hepsi birbirinden şahane. Hep "aa bak bunu sevdik hep yaparız" diyorum, bir diğerini denerken anca sıra geliyor. Kuruüzümlü de vardı ama tadını bilmiyorum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvarıma enn çok yakışan şey; Susan Miller takvimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En şikayetçi olduğum şey, yılbaşıyla gelen 5-6 günlük tatil halimizde, uyku düzenimin tamamen bozulmaya başlaması, ve bunu durduramayışım. Bugün itibariyle yeniden yerel saate geçeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımdaki planlar; deryik hanımla Horhor'a gitmek, antikalar bakmak, sonra bana kapalıçarşıdan cadıkazanı malzemeler aldığı yerleri öğretmesi, sonra yemek yapıcam ona ben, o da bana o şahane renk ojelerini nerden aldığını öğretecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de, evimizde artık yeni bir canlı besliyoruz. Bir kefir tanesi. &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;Tanya&lt;/a&gt; gönderdi. Ardından yaklaşık 1547 adet sorumu sabırla yanıtladı. Nihayetinde, kendisini güzide bir cam kavanozuma yerleştirdim, uslu uslu oturuyor. Onu sütle besleyeceğim, umarım yerini sever, büyür, serpilir ve şifa verir. &lt;em&gt;-bir şeyin aynı anda hem bozuk yoğurt, hem kesik süt, hem de küflü peynir kokabilmesini, iyimser bir yaklaşımla bir mucize olarak değerlendiriyorum- &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar böyle&lt;em&gt;.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: &lt;strong&gt;The Story of Maths.&lt;/strong&gt; Mutlaka izlenmeli. Çin İmparatorunun haremindeki matematik danışmanları, -haremdeki kadınlarla birlikte olması sırasını ayarlayalım derken neler buluyorlar-, Sudoku'nun kaynağı, Hintlilerin hiçlik duygusunun onları sıfırı bulmaya götürüşü, islam'daki namaz saatleri ve kıble gibi matematiksel konuların onların matematikte çığır açan şeyleri geliştirmesine yardımcı oluşu, Hayyam ve matematik, hikmet evi, cebir, Fibonacci sayıları ve tavşanların ilişkisi gibi konularla, doğunun oyunu olan matematiği, batının nasıl kendine mal ettiğini itiraf eden, akıcı bir belgesel.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3341838590797566349?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3341838590797566349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3341838590797566349&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3341838590797566349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3341838590797566349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/01/su-sralar.html' title='şu sıralar...'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1451534020225395819</id><published>2010-01-06T22:09:00.010+02:00</published><updated>2010-01-06T22:32:19.956+02:00</updated><title type='text'>The Good Wife's Guide</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S0TYs6z7UoI/AAAAAAAAAm4/_C7AxsUkBs4/s1600-h/goodwifeguide.gif"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 259px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423698117473817218" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S0TYs6z7UoI/AAAAAAAAAm4/_C7AxsUkBs4/s400/goodwifeguide.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;En son izlediğim bir belgeselde, kadın kendine harika bir mutfak önlüğü alıyordu.&lt;br /&gt;Üzerine &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/2010/01/biri-bana-anlatsn.html"&gt;deryik'in son yazısı &lt;/a&gt;tuz biber ekti, aklımdaki bu yazıyı yazayım dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda gördüğünüz &lt;strong&gt;“the good wife’s guide”&lt;/strong&gt; 1955 yılından. Daha net okuyabilmek için &lt;a href="http://www.j-walk.com/other/goodwife/index.htm"&gt;linki tıklayabilirsiniz.&lt;/a&gt; Maddeler gerçek üstü gibi gelmişti okurken, ama sonra üzerine biraz düşününce, hiç de değil. Şu an hala bunları düstur edinmiş hatun kişiler var. Hem de daha geliştirilmiş hallerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim durumumdaki gibi, etrafınızda yoksa eğer, kadın bloglarına bakmanız yeterli. Erkeğinizi elde tutma ipuçları. Yukarıdaki zamazingoyu günümüze uygulamak mümkün. Bir özet geçeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;The Good Wife's Guide, 2010&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yemeği bir akşam önceden hazırla. Tanrım ya o geldiğinde yemek hazır olmazsa?! Aynen yukarıda söylediği gibi &lt;strong&gt;“Most men are hungry when they get home and the prospect of a good meal is part of the warm welcome needed.”&lt;/strong&gt; Bu işi sevmiyorsan da, sevmeyi öğren, hayatının geri kalanının büyük bir kısmı mutfakta geçecek, alış. Bunun için de; ankastreler, şık mutfak gereçleri gibi şeyler edinmekle başla. İşini kolaylaştıracak bilumum aleti satın al. Hem hamur yoğur, hem manikürün bozulmasın, bunu esas al. Hey bu işi hafife alma; &lt;em&gt;“kalbine giden yol…” &lt;/em&gt;Organiksin, not et bunu lazım olacak. Bu dönemin modası bu, ona göre. İçinden üç kere&lt;em&gt; “sağlıklı beslenmek”&lt;/em&gt; de, aferin. Öyle hep et, kurufasülye falan olmaz, sıkıcı ve garip sebzelerle farklılık yarat. &lt;em&gt;"Biz brokoliye bayılırız"&lt;/em&gt; ailesi. Manavda falan pahalı sebzeleri tercih et. Aş kendini. Adını bilmediğin bir ülkeden ithal, nasıl pişeceği meçhul sebzeler alarak onu da zengin et. Saksıda dereotu yetiştir. Kocanı kötü besinlerle beslemek istemezsin. Hem bak bu ilerde kafasına kakmak için de bir koz senin elinde, &lt;em&gt;“bir günden bir güne…”&lt;/em&gt; diye başlayan uzun nutuklar atabilirsin. Devamını &lt;em&gt;“saçımı süpürge ettim…”&lt;/em&gt; diye sürdürebilirsin. Unutma bunlar çaresiz ev kadınlarının ortak dili. Ne kadar çabuk öğrenirsen, o kadar iyi. Ayrıca &lt;em&gt;"ay hiç beceremem şekerim"&lt;/em&gt; elektriği vereceksin. Hani ilkokulda, hiç çalışamadım dediğin sınav için gecelerce uykusuz kalırdın ya, aynı mantık. Veya şimdi eşofman, dağınık saç, spor ayakkabı, &lt;em&gt;"evden öylesine çıktım"&lt;/em&gt; imajı için saatlerini harcayanlar gibi. Ev işlerine takık değil gibi görüneceksin ama mükemmel olacaksın, hem şaşıracaklar hem iki kere hayran kalacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine de dikkat et, gün içinde bilmem ne kadar su, şu kadar yeşil çay. Bir litreden çok, iki litreden az. Yetersiz beslenme ama çok da yeme. 34 bilemedin 36 beden sınırın, yine de kilo alırsan doğumdan falan mazeretin hazır;&lt;em&gt; “beni böyle beğeniyor.”&lt;/em&gt; Bir yere not et unutma. Formda kalmak istiyorsan da&lt;em&gt; “masraf çıkarma”,&lt;/em&gt; sabahları sizin tarikatın başkanı ablayla pilates yap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kremlerin, jellerin bitmeden hemen yenisi ısmarla. 1955’ten bu yana çok şey değişti, kafaya kurdele takmak yetmez bebek. Pratik ol, artık internet alışverişi diye bir şey var, yorma adamı. Aa hesaplı da olmalısın bak, indirimleri takip et,&lt;em&gt; “ek”&lt;/em&gt; kartını bilinçli kullan, karttaki puanları harca, bedava kampanyaları kovala, bravo sana. Yaşın geçiyor kırışmaman gerek, onu da sakın atlama, zamanı geldi mi gözaltı kremleri. Yine de çok talepkar olma. Ne derdi annen; &lt;em&gt;“elindekiyle yetinmesini bil”. &lt;/em&gt;Bunu günümüze şöyle uyarla; havuçtan krem, salatalıktan maske falan yarat. Bunun için televizyondaki öğle kuşağından veya internetten faydalanabilirsin. Yemekten artan malzemeler hop cilde, mantık bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunları yap ama yorgun olma. Onu güler yüzle karşıla. Evi hazırla. Unutma, bu konularda iyi olduğun oranda ödüllendirileceksin. Öncelikle senin gibiler tarafından. Gıptayla bakacaklar sana. &lt;em&gt;“Ay nasıl yetişiyorsun şekerim”&lt;/em&gt; Zaten asıl önemli olan, hemcinslerinin yaptığı baskı ve koydukları yazılı olmayan kurallar. Onları esas alacaksın. Ve ona gelince; belirli şeylerle ödüllendirecek işte; takı, parfüm, çok cömertse seyahat falan. Kızsal hediyeler. Bunları bonus toplayan mario gibi biriktir, gerektiğinde toplu ödeme yapması için uyar. Bir kız arkadaşına şöyle anlat mesela o anlar; &lt;em&gt;“bla bla yaptı ama gönlümü aldı.”&lt;/em&gt; İşte bu içi geçmiş evliler arasında bir şifre ve &lt;em&gt;“hata yaptı ama ödemesini yaptı” &lt;/em&gt;anlamına geliyor. Bu hesap, hatanın büyüklüğüyle doğru orantılı sayıda gül olabilir. Sonra &lt;em&gt;“benimki hiç çiçek almıyor”&lt;/em&gt; deme. Kendi düşünemezse kapris yap, yoktan sorun falan çıkar hatırlat.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Arada kültürel aktiviteleri unutmayalım. Evdeki recep ivedik entel berk'e dönüşmeli. E bu kimin işi, bildin; tabi ki senin. Onu yontacaksın. Yer yer, tiyatro aktiviteleri, belli filmlere git, ama ev kadını kendi başına gitmez, adamı da sürükle. Unutma, ev hanımı kültürlü olur, ilerde çocuğunuzu kurs kurs gezdirirken bunlar hep lazım olacak. Kızımız Biriçimsu piyano çalıyor, at biniyor, hatta yetmedi devekuşuna geçti. Bunlar hep gurur vesilesi, o yüzden o kütükten bir sanat eseri doğurabilmek için, onu da biraz yontman gerek. Çocuğun notları 90'dan 80'e düştüğünde tutacağınız öğretmeni seçmek için donanımlı olman gerek. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bak ne diyor yukarıda, soğuk aylarda şömineyi falan hazır etmeli. E şimdi farklı durum ayak uydur, evi bile ısıt, gerekirse kendini yak ama bunu ihmal etme. Sakın! Gerektiğinde ondan önce yatarak yatağı ısıt, gerektiğinde sıcak su torbası yap, ona iyi bak. Hastalanırsa,&lt;em&gt; "ah çocuk gibi çok nazlanıyor"&lt;/em&gt; geyiğini illa ki yap ve &lt;em&gt;"bensiz yapamaz bu"&lt;/em&gt;yu da ucuna ekle. Neydi atasözümüz: &lt;em&gt;“Yuvayı dişi kuş yapar.”&lt;/em&gt; Unutma. &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=iSxezx_h4zY"&gt;Hani vardı ya reklam, &lt;/a&gt;mutlu kadınlar delirmiş bir halde şarkı söylüyordu &lt;em&gt;“evimde mutluyum beeen”&lt;/em&gt; Hayır canım, tabi ki senin hayatın “monoton” değil, kim demiş? Hatta çok “yoğunsun”. Bu cümleyi içinden tekrar et, mantra yap, kendin de inan. Seninkinden farklı bir yaşam seçen hemcinslerine hep bu mesajı ver; &lt;em&gt;“bilmemkimgillerin oğlu evleniyor, ajandama yapılacakların listesini yazdım”&lt;/em&gt; falan de. Yani sen de en az onun kadar önemli bir şey yapıyorsun, hatta daha önemli. Gece yatarken ertesi günkü işleri planlayarak kendini hipnotize et ve yorgunluktan uyuyakal. Çok bunalırsan, perdenin desenlerine dal git, hatta üşenme kalk yıka ütüle, olmadı nevresimlerde hayatın anlamını ara, bornozların kokusunu içine çek, halılarında tarzını yansıt. Bul işte bir şeyler. Bugün kendin için bir şey yap, bir çılgınlık yap ve yumuşatıcını değiştir mesela. Veya her hangi bir “marjinal” mutfak objesine histerik bir tutku falan duy. Ne yap ne et onu aldır. –fiile dikkat, al değil, aldır, hani bir reklam vardı yine; &lt;em&gt;“beni otomobillendir”&lt;/em&gt; işte öyle-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten söylememe gerek yok, bütün dekorasyonun kendi zevkine göre olması, seni “yansıtması” için elinden geleni yaptın mutlaka. Sen seç hepsini ve &lt;em&gt;“her şey istediğin gibi olsun dedi”&lt;/em&gt; diye girdiğin ortamlarda gururla paylaş. Anlaşıldı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu gördüğüne sevin! Evet! İşin bu senin! Yukarıya dikkat; bak ne diyor: &lt;strong&gt;Let him talk first- remember, his topics of conversation are more important than yours.&lt;/strong&gt; İşte bu kadar. Onu rahat ettir. Bunu da fark ettirmeden yap. Gözüne sokma yani olmaz. Baskı hissetmesin. &lt;em&gt;“Dört dörtlük”&lt;/em&gt; ol. Kendi sorunlarını kendine sakla veya kuaförüne anlat. Ya da nadiren senin gibi evli kadın arkadaşlarınla buluş, buluş dediysem ev ziyaretleri veya bir kahve içimi. Ve o eve dönmeden eve dönmüş ol, asli görevlerini unutma. Sorun dediysem, sakın kulağına küpe olsun; &lt;em&gt;"kimse yoğurdum ekşi demez."&lt;/em&gt; Kendi evliliğinden bahsetmeyeceksin, sorun mu o ne ki, senin hayatın mükemmel, bahsetsen de "bir arkadaşım anlattı" sendromuyla paylaşacaksın. Kuaför ve alışveriş başlıca "outdoor activity" senin için. Alışveriş diyerek geçme, indirimler takip edilecek, en yeni alışveriş tapınakları belli sıklıklarda ziyaret edilecek, kampanyalar, yeni açılan yerler kaçırılmayacak. Bu arada evin patronunun verdiği elektriğe göre, yer yer bonkör yer yer tutumlu davranılacak. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Romantizm! Mutlaka "evliyiz ama biz hala aşığız" mesajını vereceksin. Bunun için yapman gereken şey basit, evdeki malzemelerle bile olur: mum! Evet. İki mum yakmak, loş ışık, belki şarap, saçma saçma birbirinizin gözlerine bakıp, &lt;em&gt;tanıştığınız gün kim ne giymişti&lt;/em&gt; gibi şeyleri anmak evlilikte romantizmin gereklerinden. Bu anları mutlaka fotoğrafla. Kendin için değil, unutma hiç bir şeyi sadece kendin için yapmayacaksın, "çocuklarınız için" İlerde bakıp "annemiz babamız ne mutluymuş" demeleri için yap bunu. Ve bunları facebookla duyur; &lt;em&gt;"balayımız"&lt;/em&gt; ,&lt;em&gt; "evlenme teklifi ederken"&lt;/em&gt; gibi acaip albümler yap, bunlar yıldönümlerinde güncelle ve status olarak da bunları yazarak herkese ilan et. Hatta tek başına isim bile alma, ben-kocam-soyadımız şeklinde hesap aç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dergileri takip et, tarifleri biriktir, mutfakta da harikalar yarat, yanılma payın yok sakın ha. Bazen &lt;em&gt;“eline sağlık”&lt;/em&gt; diyebilir, tabi yemek yeterince iyiyse. Asla sadece emeğin takdir görmesini bekleme, emek yetmez; mükemmel olacaksın sen! Hatta &lt;em&gt;“mutfak masrafından arttırıp”&lt;/em&gt; para bile biriktireceksin. Zorlanmayacaksın korkma, kendini bildiğin zamandan beri arkadaşların sokakta düşüp kalkarken sen hanım hanım bir kız olarak evcilik oynamayı tercih ettin, şimdi ektiğini biçeceksin. Barbi’ydi senin idolün! Ondan iş bekleme, hayatı paylaşmak falan unut bunları, seninki bir tür şirket. En fazla Amerikan filmlerinde gördüğün, sen mutfaktayken, salataya yardım etme sahnesini yaşarsın, o bile çok sana. Bunları yap ki, eve koşar adım gelsin. Seni sevdiği için falan değil, kaçıncı yüzyıldayız, bu bir yarış, ev mükemmel olsun ki, o da seni seçsin. Seni seçerek seni onurlandırsın. Aferin anladın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu dönemin modası; sürpriz yapmak, şaşırtıcı olmak. Beklenmedik şeyler. Ne bileyim işte, çok yaratıcı olmana gerek yok, sevdiği bir yemektir, arkadaşlarını eve davet etmektir falan öyle şeyler. Ya da en fazla cebine notlar falan koymak. Öyle abart ki, ofiste post it görünce, seni hatırlasın. Sen de kendi dünyan çerçevesinde onu ödüllendir. Gömleklerini hep ütüle mesela. Öyle iyi ol ki, &lt;em&gt;"benden başkasının ütüsünü beğenmiyor caanım"&lt;/em&gt; desin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modayı takip et ama masraflı olma. Birkaç hobi edin kendine ama sakın bunlar yelkencilik, satranç, yamaç paraşütü falan gibi şeyler olmasın. &lt;em&gt;“Evli barklı kadın”&lt;/em&gt;sın sen unutma, ahşap boyama olur, takı olur, en fazla bir hovardalık yapar seramikle ilgilenirsin, o kadar. Bu konuda da gündemi takip et, nasıl annen zeki müren kirpiği örneği için çabalıyordu, sen de yapacaksın bunu. Baktın herkes&lt;em&gt; topraktan tırtırbitör yapımı&lt;/em&gt; dersleri alıyor, ne yap et sen de al. Spor yapacaksan bile, illa ki fitness amaçlı olacak. Sınırını bil ve aşma. Eve koşu bandı gibi çözümler düşünebilirsin. Sadece kendin gibilerle görüş, çemberin dışına çıkma ve onlarla yarış, birbirinizi aşın hep. Kazara çalışma hayatı deneyimi yaşasan bile, &lt;em&gt;-ki bunu da yine hobi düzeyinde yapacaksın-&lt;/em&gt; sakın evi ihmal edeyim deme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bu günlerin moda bir mevzusu var; geri dönüşüm. Şimdi geri dönüşüm dediysek çok fazla bilinç beklenmiyor senden. Korkma. O erkek işi. Ülkede plastik geri dönüşümü durumu, çöp ayrıştırmak, atıklar, nükleer santraller gibi konulara kafa yormana gerek yok. Kafa yormak demişken, siyasi mevzularda da &lt;em&gt;“üç çocuk yapın”&lt;/em&gt; üzerinden, seni ilgilendiren mesajları al, ufak tefek zam haberlerinden enflasyon hakkında ahkam kes arada, gerisine karışma, kime oy vereceğini falan sen bilmezsin, beyin bilir zaten. &lt;em&gt;“Biz bilmem kimi destekliyoruz”&lt;/em&gt; diyeceksin, unutma simbiyotiksiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geri dönüşüm diyorduk; yapacağın şey basit, kilometrelerce öteden bir sürü yakıt harcayarak gelse bile adı &lt;em&gt;“organik”&lt;/em&gt; olan kozmetikleri tercih edeceksin. Ve daha önemlisi; evdeki her şeyden başka bir şey yapacaksın. Bunlar kesinlikle birbirinden alakasız ve saçma olacak. Aa, senin o yaratıcı insanlardan ne farkın var; adına da tasarım diyeceksin. Örnekliyorum, pet şişeden gazetelik, kutu koladan çanta, çöp torbasından kitaplık, sigara paketinden bardakaltlığı, şişe kapaklarından kolye… Bak bir sürü örnek var. Yapabilirsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlara nasıl yetişeceğim diye sorma, zamandan bol neyin var ki? Boş zamanın çok senin. Yetişemediğin yerde “kadın” alırsın.&lt;em&gt; (O yardımcı ablalara neden “kadın” denir sahi?)&lt;/em&gt; Oh dört koldan temizlersiniz. Evin tanrısının toplamda 3 saat ve onu da aynı koltukta oturarak &lt;em&gt;–tabi ki çünkü çalıştı geldi, yorgun, dinlemesi gerek-&lt;/em&gt; vakit geçirdiği evin her köşesini pırıl pırıl yapmalısın. O elinde kumanda maç izliyor olabilir, kendi geğirme sesinden seni duymuyor bile olabilir, hemen bir önceki maddelere dön, “onun anlattıkları daha önemli”, derhal gülümseyen bir ifade takın ve tvnin önüne attığı çorabı kirli sepetine alfabetik sırayla yerleştir. Ha televizyon demişken, gün içinde izliyorsan bari faydası olsun Derya Baykal izle, sınıf atlayasın varsa, Martha teyzene takıl. Gündemi takip et, senin gündemin diziler, yoksa arkadaşlarının sohbetinde sınıfta kalırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap okuyacaksan, dizinde battaniyen, yanında kahven, ev içinde bir konsept yarat ve dışına çıkma. Tabi öncesinde işlerini bitirmiş ol ve bunu “dinlenmek” için ayırdığın vakitte yap. Kitabın da aklını çok yormasın, bestsellerları takip et, hem diğer “evli” arkadaşlarınla konuşacak bir şeyler olur, hem de aklını asıl düşünmen gereken şeyler yerine onlarla meşgul etmemiş olursun tamam mı? Naz, niyaz, ağırdan satma mevzularına hiç girmiyorum, işini bildiğine eminim. &lt;em&gt;"Zamanında peşimden çok koştu" &lt;/em&gt;diyebilmeni sağlayacak adımlar at. Olmadı git kendine bir cosmopolitan al, en sevdiğin kahveni “yudumlarken”, öğretileri yaşamına adapte et. &lt;em&gt;–kullandığımız fillere dikkat, kahve içmek değil, yudumlamak-&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün bunları mükemmel bir şekilde yaptıktan sonra, neredeyse mükemmel kadın olacaksın! Ve o zaman eskilerin “ev hanımıyım” diyerek geçiştirdiği o şeyi üstü kapalı söylemek yerine, vurgulayarak söyleyebileceksin, sen müdür karısı olma vasfını göğsünü gere gere taşıyacaksın, çok sıkıştığında &lt;em&gt;“her başarılı erkeğin arkasında…” &lt;/em&gt;kartını kullanacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakın “nasıl, neden ve ne uğruna var olmak istediğin” gibi detaylar üzerine kafa yorma. Birey olmak gibi amaçların yok, çıkar aklından. Aslında senin bir amacın da yok. İlk gençliğin boyunca, baban karar verdi her şeye, şimdi de hayatının bir bölümünü bir erkeğe endeksli yaşayacaksın, sonra çoğalacaksınız, &lt;em&gt;“ona iki çocuk verdim”&lt;/em&gt; başlığı altında, yaşamının geri kalanını başka bir kaç canlıya &lt;em&gt;–evlat önce gelse de,&lt;/em&gt;&lt;em&gt; kocanın pabucu dama atılmayacak unutma-&lt;/em&gt; adayarak geçireceksin. Yukarıda da söylendiği gibi;&lt;strong&gt; a good wife always knows her place.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İşte, Good Wife’s Guide 2010.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta belgesel demiştim; işte belgeseldeki kadın üzerinde &lt;strong&gt;“sexy women have messy kitchens”&lt;/strong&gt; yazan bir önlük alıyordu kendine. Gülen, mutlu, bir sürü çocuğuyla kocaman bir evde şen şakrak yaşıyordu. Karman çorman. Yaşayan bir ev. Capcanlı. Dağınık bir evde yaşanmışlık vardır çünkü, evi temizlemek ruhunuzu temizlemekle aynı kapıya çıkmaz, veya evini düzeni oranında düzenli değildir hayatınız, geleceğiniz.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mi? Ben dağınık mutfağım, yarım battaniyem, benden iyi yemek pişiren sevgilimle çok mutluyum. İyi ki, birbirimize beklentiler listesi sunmuyoruz ve tabi hayal kırıklığı da yaşamıyoruz ve iyi ki, bu alışveriş hallerinden uzak bir yaşam kurduk.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 259px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5423697546921348194" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S0TYLtVnjGI/AAAAAAAAAmo/mpJiJiBs_to/s400/sexy1.JPG" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1451534020225395819?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1451534020225395819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1451534020225395819&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1451534020225395819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1451534020225395819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/01/good-wifes-guide.html' title='The Good Wife&apos;s Guide'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/S0TYs6z7UoI/AAAAAAAAAm4/_C7AxsUkBs4/s72-c/goodwifeguide.gif' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-194207627722953997</id><published>2010-01-05T14:10:00.000+02:00</published><updated>2010-01-05T14:10:20.589+02:00</updated><title type='text'>05012010</title><content type='html'>Sanki yumuşacık bir bulutun içindeydik. Pofuduk.&lt;br /&gt;Ve orada zamanı unuttuk. Gece ve gündüz karıştı.&lt;br /&gt;Dinlendim, harika filmler izledim, kitaplar okudum, uyudum, uyandım, sevgilim şahane şeyler pişirdi ben yedim. Sürekli evde olması çok tatlı bir durumdu. Biz minicik kutumuzda, binlerce yıl hiç dışarı çıkmadan yaşayabiliriz sanırım.&lt;br /&gt;5 gün boyunca toplamda 1 saat bilgisayar kullandım. Bolca ve sakince uyudum. Cici kurabiyeler pişirdim.&lt;br /&gt;Emekli olmuşuz da, balık tutmaktan yeni gelmişiz gibi. Dışarda mevsimler değişmiş, biz hiç fark etmemişiz gibi.&lt;br /&gt;Yeni kelimeler özleyecek kadar dinlendim. Çalışkan arı olmaya hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yıla harika başladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lalalalalaaaaaaa!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-194207627722953997?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/194207627722953997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=194207627722953997&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/194207627722953997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/194207627722953997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2010/01/05012010.html' title='05012010'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5458219110113419328</id><published>2009-12-31T09:44:00.002+02:00</published><updated>2009-12-31T09:48:17.017+02:00</updated><title type='text'>"open up your heart"</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Günaydın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009’u tam da istediğim gibi bitiriyorum.&lt;br /&gt;Birikmiş işlerim tamamlandı. Yılın son gecesini de, çalışarak, sevdiğim işi yaparak ve mutlu bir yorgunlukla sabaha çıkardım.&lt;br /&gt;Yılbaşı çılgınlığını pek sevmem, ama zaman muhasebesi yapmayı, planlar, hedefler, istekler belirlemeyi, kendimi yenilemeyi, zorlamayı severim. O yüzden her yeni yılın getirdiği başlangıç hissini de. Her Pazar akşamı haftayı değerlendirmeyi, gelecek hafta için iş planı, menü planı, istek planı, bütçe planı yapmayı sevdiğim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı üzüntülerimiz, kayıplarımız oldu hayatın genelinde olacağı gibi, ama güzel bir yıldı. Kırmızı kaplı defterime baktım, yazdığımı bile unuttuğum dileklerim olmuş, hedeflerimin çoğunu gerçekleştirmişim, verdiğim kararlardan caymamışım. Birilerine kızmışım, birilerine üzülmüşüm, gezmişim tozmuşum, ama bir şey değişmemiş; Birini yine hep daha çok sevmişim. Hep daha çok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bugün dinleneceğim ben. Yine eski yılın muhasebesi, yeni yılın planları, umutları. Uyuyacağım, güneşte yürüyeceğim, film izleyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2010’a çok fena hazırım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da yılın son şarkısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=m4tcRlHY-3Q"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;http://www.youtube.com/watch?v=m4tcRlHY-3Q&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dinleyemeyen posta kutuma not bıraksın, yollarım.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5458219110113419328?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5458219110113419328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5458219110113419328&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5458219110113419328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5458219110113419328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/open-up-your-heart.html' title='&quot;open up your heart&quot;'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1526319972221648988</id><published>2009-12-26T13:41:00.002+02:00</published><updated>2009-12-26T13:44:34.383+02:00</updated><title type='text'>Afm Fitaş Hamamları</title><content type='html'>Uzun zamandır sinemaya gitmemiştik. Vakitsizlikten değil sadece, evde izlemenin konforundan belki. Eskiden günaşırı giderdim. Bayılarak. Zevkler, alışkanlıklar çok değişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl Avatar'ı bahane ettik, sinemaya gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumsuzluklarından kaynaklanan &lt;a href="http://www.tumgazeteler.com/?a=4582410"&gt;bildik olaydan&lt;/a&gt; beri, Fitaş'ı bir sevmeme nedenimiz daha vardı. Ki zaten, pera, emek, atlas gibi ruhu olan salonlar varken tercih etmiyoruz. Alışveriş merkezinde sinemaya gitme alışkanlığımız da yok. Ruhsuz, saçma. Fastfood yemek artı sinema halleri bize göre değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, dün akşam bir gaflet, gitmiş bulunduk. Ne lanet bir fikirmiş. Fotosentez yapamadığımızı unutmuşuz. Rahat 500 kişinin olduğu koca salonun klimaları "nedense" çalışmıyordu. İlk bölümde (hala filmlere ara verilmesini anlayamıyorum da o ayrı bir yazı konusu) korkunç bir durumdaydık. Bir kaç yıl önce olsa, o astım krizlerimden birini yaşardım. Büyük ölçüde iyileşmiş olmam şanstı sadece. Ara verildiğinde, bir kaç kişi uyardı, açacaklarını söylediler. Film başladı, yok resmen üç boyutlu gözlükle birer kese verseler olacakmış, gözlük camları falan buğulanıyor öyle bir iğrençlik. Yarısında çıkardık ama o kadar saygısız değiliz ve hareket kabiliyetini kısıtlayan daracık koltuklar, koridorsuz salon zaten buna izin vermiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıktığımızda ilk konuştuğumuz görevli "napiyim o zaman gelmeyin siz de..." dedi, bir diğeri de; "kem küm gak guk" dedi. Bir açıklama, hiç değilse "arıza vardı özür dileriz" gibi cümleler yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç boyutlu bilmem ne filmi gösterseniz de, ilkelsiniz işte. Sorumsuz, ilkel, berbat, kabus, kötü, özensiz, savsak... Hepsi bir pakette. Nefes alamıyoruz yahu! Nefes alamadıktan sonra, ne film ne başka bir şey. Ne sineması, ne bilmem nesi, basbayağı bir ticari kurum ve daha fenası, kötü bir ticari ruhum, kalitesi günden güne düşen ve müşteri memnuniyetini önemsemeyen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim bir gün hepiniz ekipcek, o havalandırmasız salonlarda 3 saat kapalı kalırsınız da anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afm sinemaları mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmeyin. Gitmeyin. Gitmeyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1526319972221648988?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1526319972221648988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1526319972221648988&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1526319972221648988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1526319972221648988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/afm-fitas-hamamlar.html' title='Afm Fitaş Hamamları'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7033550683780361702</id><published>2009-12-24T16:50:00.000+02:00</published><updated>2009-12-24T16:51:14.042+02:00</updated><title type='text'>yorguuun</title><content type='html'>En son geçen hafta kuaföre gitmiştim. O günden beri dışarı çıkmadım. Yaklaşık 10 gündür bitkisel hayattayım. Arada, kuzen, öğrenci, postacı falan geldi bir kaç kez. Gecem gündüzüm karıştı. En son bu kadar yoğun bir şekilde, bir yıl önce çalışmıştım ve yeni yıla böyle girmiştim. Yine aynısı. Ev berbat. Ben daha berbat. Gözümün altında mor halkalar. Yapılmayan maskeler, sürülmeyen kremler. Kendim için yaptığım tek şey, lens takıp çıkarmak. Onu da ileri derecede dört göz olduğumdan unutmuyorum. Evet şikayet ediyor gibi duruyorum farkındayım, ama yakınmaya ihtiyacım var. İşimi seviyorum. Mutluyum da. Sadece aşırı yorgunum. Aşırı bitkin. Aşırı uykusuz. Yorganın altında üç gün uyuyup uyanıp insanı o en yormayan kitaplar okumak, okuduğum kitapta imla hatası veya anlam bozukluğu falan bulmamak, hayal kurup dinlenmek, kitabı kafamdan tekrar yazmak istiyorum. Acilen kendimi toparlamam gerek. Daha 2010 ajandamı alamadım. Ekmek yapmak istiyorum, bugün yapamadım, hızla akşam olmuş. Battaniyem duruyor. Aslında dizimi örtüyor artık :) En son izlediğim film gerzek bir şeydi. Dizi dersen, fringe izliyorum, o da yemek yerken. Sevgilimi özledim. Boş boş oturmayı özledim. Boş boş otururken bile hani okulda ertesi gün sınav vardır bilirsin, ders çalışmasan da içini bir şey kemirir o hisle oturmak da sinir bozucudur. Aynen öyle. Birikmeyen ütüler istiyorum, hop kendiliğinden ütülenen. Bir aydır bitmeyen bir kitabım var, söylemeye utanıyorum. 10 Muharrem geliyor, aşure yapamadım. Aralıksız çalışıyorum, ara verirsem, anca kişisel işlere vakit buluyorum, ev zaten elleri kolları olan ve bakıma muhtaç bir organizma, bunu da hala anlayamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse işte, bu yakınmaların sonucunda bu akşam itibariyle maratonum bitiyor. Kutlamaların ilk ayağını, evi insani koşullara getirerek başlattım, devamı ise son derece sığ bir şekilde, elimde battaniyem batıp çıkarak, "ulan bu bihter niye hala yürümeyi öğrenemedi", "sinirlenmekten anladığı bakışlarını bir noktaya sabitleyip dudaklarını büzüştürmek" falan gibi banel yorumlarla aşkı memnu izleyerek sürdürücem. Sonra artık yeterince şanslıysam, belki bir kaç gün buralardan uzaklaşır mıyız bilmem. Aslında yetişmesi gerekenler yetişti ya, şu an yeniden on kaplan gücünde ve mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;La la la la laaaaaaa!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7033550683780361702?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7033550683780361702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7033550683780361702&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7033550683780361702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7033550683780361702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/yorguuun.html' title='yorguuun'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5559428961200904130</id><published>2009-12-21T15:42:00.000+02:00</published><updated>2009-12-21T15:42:37.293+02:00</updated><title type='text'>lütfen</title><content type='html'>* Saba tümer'e rica: sooonaa değil: sonra. "Eee soonaaa pekii?" değil. Son-ra. Hiç zor bir kelime değil. "Soonaaa" diyerek keşfedilmeyi bekleyen manikürcü kıza benziyor farkında değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Mehmet Ali Alabora'nın, korkunç yürüyüşü ve konuşmasıyla oynadığı reklam yok olsun. Aile torpili gibi bir faktör olmasa hiç bir yerde göremezdik kendisini sanırım. Aşırı antipatik. Hödö hödö bir yürüyüş. Bankadan da soğutur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Aynı türün bir diğer örneği olan -ki ne kadar da denklermiş birbirlerine meğer- doğa rutkay insanı gülmekten soğutan kahkahasıyla bir mağaraya saklansın, kalan ömrünü orada geçirsin. Oynadığı reklamda, kredi kartı ve "babanız yapmaz" diye parlak bir fikir zannetikleri kabus espriyi 5000 reklamda daha kullanmasınlar lütfen. Ve babası lütfen bir kerecik "kendini" oynamaktan vazgeçsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Turkcell'in 3g reklamları ne kadar antipatikse, Vodafone'unkiler bir o kadar sempatik. Hakkı devrim'in "nasılsın evlat" dediği yere bayılıyorum. Şafak sezer'in taklitlerinde gülmekten ölüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Toyota reklamındaki deniz özbey sesi, hep fon müziğimiz olsun. Kendisini ne çok özlediğimizi hatırlatsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 Kadın 1 Erkek artık bitsin, tadında kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Paranormal Activity'i kimse izlemesin. Korku filmi değil, komedi filmi. Ve bütün sorun, kadının yatağın yanlış tarafında yatmasında, olayın çözüm noktası bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* "Elimi siz tutar mısınız" diyen lösemili çocuk içimi parçalıyor, ne konuya ne amaca odaklanabiliyorum, kalbim lime lime oluyor. Çocuk üstünden duygu sömürüsü odaklı reklam yapılmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Lost artık başlasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Biri acun'a "yetenek sizsiniz"in korkunç bir kelime oyunu olduğunu söylesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Evet, bir kelime oyunu dehası daha; "cincincincincin çıkıcak"lı reklam. Hangi beyin fırtınasında esti çok merak ediyorum. "Jean, e cin gibi, jean jean çıkıcak, cincin çıkıcaaak, şarkı da olur lan bu, evrekaaa!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Okan Bayülgen haftada 6 gün program yapsın. E 1 gece uyur ya da dışarı çıkarız:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sinemalardaki birbirinden berbat ve özensiz türk filmleri istilası kalksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Yılbaşında televizyonlarda bir kerecik; embesil dansözler, korkunç şarkıcılar, canlı olmadığı halde yeni yıla saniye saymalar, bilumum saçmalık olmasın, bir kerecik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Digitürk yağmurdan, fırtınadan etkilenmesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve artık kar yağsın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5559428961200904130?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5559428961200904130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5559428961200904130&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5559428961200904130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5559428961200904130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/lutfen.html' title='lütfen'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1591768397348225899</id><published>2009-12-18T18:05:00.001+02:00</published><updated>2009-12-18T18:49:20.812+02:00</updated><title type='text'>18122009</title><content type='html'>*Vapura bindim bugün, fındık kabuğu gibi sallandı. Evet karşıya geçmek için en ideal gün değildi ama işim vardı. İçim ürperdi bir ara. Ben gidersem ne yapar acaba diye düşündüm. Hiç aklımıza getirmediğimiz haller. En sevdiğim şey, vapurda tost yemek, vapurda kahvaltı etmek... Bugün sahlep içen çoktu, pek sevmem ama üstüne döktükleri tarçın şahane koktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yağmur bir anda boşanınca, kadıköyün en bi' seller sular bölgesinde, neden 5 boş taksinin beşi de almaz:) Taksiciler bir garip yani:) Neyse ki bunu gören 6. merhametli taksici hooop duruverdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Son keşfim Francala bu arada! Şahane bir ekmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dün geceki Şebi Aruz törenini kendi olağan kongresi zannederek konuşmasını uzattıkça uzatan siyasileri bal yapmaz arı ilan ediyorum. Rica ediyorum seneye de konuşma yapacaksanız, "bu topraklarda yetişen" mutasavvıf olarak "hacı bektaşı veli", "yunus" ve "mevlana" diye saydığınız üç isme bir yenisini ekleyin. Bu da size ödev olsun. Daha bir sene var, vakit uzun yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Biz bugün, her yeri sel götürürken, birileri şikayet ederken, sokakta şemsiyeler satılırken, insanlar koşa koşa yağmurdan kaçarken; sakin, telaşsız, konuşarak, gülerek, ıslanarak, adım adım, yağmurda yürüdük. İstiklal'e yılbaşı gelmiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Geçen yıl beni bezdiren bir belgesel serisinin devamı geldi. Konu Naziler. Onlar hakkında toplamda 20 saatlik iş yaptım. Herkese hitleri anlatıyorum bu aralar:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir kaç haftadır çok yoğun çalışıyorum. Klavyeye günde kaç bin tık yapıyorum saymak imkansız. Dün bir ara klavyeme acıdım, yenilesem mi, harici mi kullansam falan, tıp tıp aşınıyor tuşlar... Kelimeler çok bin, hepsi birbirinden keyifli. Çok yorucu ama çok tatmin edici. Az uyku. Kahve de içmiyorum, "iş yetişecek" cümlesi otomatik kafein etkisi bende.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Animal Planet izleyen varsa şu sıralar bana el sallasın:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1591768397348225899?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1591768397348225899/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1591768397348225899&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1591768397348225899'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1591768397348225899'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/18122009.html' title='18122009'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5832874241209930219</id><published>2009-12-15T11:29:00.003+02:00</published><updated>2009-12-15T11:41:44.446+02:00</updated><title type='text'>evren yaz 0000'a yolla, "ışık" cebine gelsin!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SydLhUOvfrI/AAAAAAAAAmY/LDIRAvLb8Nk/s1600-h/reiki.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 301px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415380112674619058" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SydLhUOvfrI/AAAAAAAAAmY/LDIRAvLb8Nk/s400/reiki.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;Ben şu evrene mesaj gönderme hadisesini bir türlü anlayamadım, anlayamadım, anlayamadım. Benim bildiğim bir merci var, dilek, istek, talep ve benzerlerini direk oraya iletirim. Direk. Mektubun yanlış adrese gitme riski yok. Bazen olduğu gibi anlatırım, bazen naz yaparım, bazen mektup yazarım, bazen olgun davranır sadece ister ve beklerim. Şimdiye dek, boynum bükük döndüğüm, geri çevrildiğim hiç olmadı. Kafama takılır bir şey, içinden çıkamadığım olur, sorarım, sessizce beklerim, yanıt mutlaka gelir. Beni cevapsız bıraktığı hiç olmadı. Karanlık bir odada çaresiz kaldığım ve köşeye sıkışmış hissettiğim hiç olmadı. Umutsuzca bir şeyleri tırmaladığım, asıldığım veya dolap beygiri gibi aynı yollardan geçip durduğum, aynı duvarlara çarptığım hiç olmadı. Haliyle hayatın getirdiği zor günlerim olduğunda bile huzurum hiç kaçmadı. Bu yüzden başkaları “çok güçlüsün” dediğinde şaşırırım, çünkü güç hani moda deyimle &lt;em&gt;“içimde”&lt;/em&gt; değil benim, Kalbimdekinde. Bu nedenle de bitimsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok anlamıyorum. Bin yıllık geleneklere, istediğin şeyin resmini çizip ağaçlara bağlamalara burun kıvıran sosyetik ablalar, aynı şeylerin fotoğraflarını bir dergiden kesip ajandalarına veya görebilecekleri bir yere yapıştırınca mı sevimli oluyor? Ağaca çaput banel, “wish list” elit. &lt;em&gt;“Aaa bizim oralaaada buna okuyan bi’ tiyze var, okutalım seni gari”&lt;/em&gt; diyen teyze komik ama &lt;em&gt;“enerjiyi hissediyor musun sağ elimden geliyor” &lt;/em&gt;diyen garip ve robot gülümsemeli kadın/adam güvenli öyle mi?&lt;em&gt; “Suyun bile enerjisi var, güzel şeyler düşünerek içersen bla bla…”&lt;/em&gt; diye şifa ummak çağdaş, ama sınava girerken okunmuş şeker çağdışı? &lt;em&gt;“Olumsuz konuşma kötü şeyleri çağırıyorsun” &lt;/em&gt;mu doğru bir cümle yoksa yüzlerce yıl önce, zatına bu çekirdeklik yazımda adını geçiremeyecek kadar titrediğim Birinin &lt;em&gt;“ya hayır konuş ya sus”&lt;/em&gt; cümlesi mi? “Yediklerimizin enerjisi var”ı ben emekle kazanılan helal gıdaya bağlıyorum, daha net bir denklem değil mi? İstihare yerine, “rüyalarımız biziz, kontrol edebiliriz” mi daha havalı geliyor anlamıyorum. Çaput anane işi ben en iyisi çakra açayım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuantum fiziğinden çıkıp bana zaman yolculuğunu anlatırken komik olmuyor musun sence? En çok da bana anlatırken, çünkü en yakın örnekle Çanakkale savaşındaki zamanın neresinden geldiği bilinmez askerlerin hikâyeleriyle büyüdüm ben, o topraklar benim evim, zaman yolculuğunu senden dinleyemem. Bin yıllık hissikablelvukuyu&lt;em&gt; “her şey enerji, hiç tam da düşündüğünüz birinden size telefon geldiği oldu mu”&lt;/em&gt; diye anlatmayın bana. Ya da o pembe kitabı okuduktan sonra &lt;em&gt;“aaa tasavvufta da var bunlar”&lt;/em&gt; demeyin, &lt;em&gt;“da var”&lt;/em&gt; evet, ya sabır. Güldürmeyin kuzum. Nedir yani biri çok “cool” diğeri demode mi? E haliyle, “güneşe selam” verirken fotoğraf çektirmek çok huzur verici ve normal, ama ne bileyim, vaftiz töreni, hanukkah veya hadi klişe örneği vereyim namaz kılarken koymak bööğ! “Din değil yol” savunması bütün bunların kaynağını gayet dinsel ritüellerden aldığı gerçeğini ve uygulananların din kaynaklı oluşunu değiştirmiyor üzgünüm. Tamamen sınıf meselesi değil mi bu o zaman? &lt;em&gt;“Selam bu benim papaz, beni okurken”&lt;/em&gt; fotoğrafı hiç görmedim ben. Ama benzer şifa seanslarına dair her şey gayet afişe. Uzakdoğu felsefesi mi? Doğu sensin bizzat farkında değil misin uzağa gidiyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm öğretiyi biliyorsan, farkındaysan hadi bir derece ama pilates kursunun yanında indirimli geldi diye Çin yılı kutluyorsan, komiksin işte. Detoks paketinin yanında olumlu enerji dersleri almak tamamen basitlik. Samimiyet varsa, zaten bütün hayat Konfiçyus ilkeleriyle yaşanabilir, bunu anlarım ama rengini sevdi buda heykeli, moda diye feng shui, ah xmas geldi ağaç alalım, şuraya da bir semazen biblosu koymalı karmaşasını anlamıyorum. Oturduğun şehir bile estetik kaygıdan uzak, apartmana sıkışmışsın, bilmen neyin güneşe bakıyor, aferin sana! “Tütsümle şifa dağıtıyorum” bravo, mumlarını da yak konsepti tamamla!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Çilek perilerine inanıyorum&lt;/em&gt; demek bile daha mantıklı geliyor bana. En azından bir temele dayanıyor. Hiç değilse net. “-Mış gibi” yapmıyor. Evet, bir din yok, “ah bu bir yoldur, din değil…” durumu ama basbayağı en ilkel dini ritüelleri daha çarpık bir şekilde uygulamak bana samimiyetsiz geliyor. Bu şey gibi, batılı birinin kendini sufizme adayıp, aradan tanrıyı çıkararak &lt;em&gt;“ah döne döne dengemi buldum mary”&lt;/em&gt; demesinden farksız. Ortadoğu yodası da Mevlana mı yani? Bu kadar basit mi bu işler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Evrende serbest bir halde dolaşan enerji” ifadesini de ayrı bir başlıkta inceleyebiliriz. Neden serbest, neden dolaşıyor, yorulmuyor mu, amma gezenti vesaire. Bana bu isim tamlaması bir korku filmini çağrıştırıyor anca, veya olsa olsa manşetten bir üçüncü sayfa haberini; &lt;em&gt;“evrende serbest halde dolaşan enerji bugün de rahat durmadı. Üç kızı nehirde boğan e.s.h.e.’nin eşkâli yine belirlenemedi.”&lt;/em&gt; Enerji serbest ama enerjiyi aktarana para veriyoruz neden? Cem yılmaz’ın esprisi geliyor aklıma:&lt;em&gt; “Sevgi? İçinde. Kdv? İçinde, içinde.”&lt;/em&gt; Evrendir, torpildir dendiğinde “burada da mı torpil yetti be” diyesim geliyor, çok mu basitim? Secret evet, çözmüş, borsada tüyo veriyor sanki. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/U%C3%A7an_Spagetti_Canavar%C4%B1n%C4%B1n_Kutsal_Kitab%C4%B1"&gt;Uçan Spagetti Canavarı&lt;/a&gt; bunlardan mantıklı. Ona inananları çok daha samimi buluyorum. Bunların hiç birine inanmayanı da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bu çekim yasası “başkasının derdini dinleme ve konuşmasına da izin verme, bu olumsuz şeyleri çağırmaktır” diye fısıldıyor ben mi yanılıyorum? &lt;em&gt;“Ben olumsuz şeyleri, dert anlatan insanları sevmem, dinlemem çünkü enerjimi düşürür”&lt;/em&gt; diyen sözde “pozitif” insanlar çoğalmadı mı sizin etrafınızda? Bencilliğe övgü, bravo. &lt;em&gt;“Haber izlemem ben moralimi bozuyor”&lt;/em&gt; Evet, bravo sen kafanı kuma gömünce, şehit annelerini izlerken kâh ağlayan kâh ağız dolusu küfreden –pardon negatif enerji oluyordu değil mi- kişiden daha üst seviye insan oldun, tebrikler, 10 points. Evinize, hayatınıza şiddeti alın demiyorum, sadece bu “kumda oyniyim çöp batmasın”cılığı anlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir olay, okuduk ettik, evrene doğru mesaj gönderelim, dilediğimiz olsun. Bir boşluk, bir bulutsu hal, bir tembellik, bir ayakları yere basmazlık. Kaygan bir zemin. Amaç aradan yaratıcıyı çıkarmaksa, eyvallah anladım, baştan niyeti belli edin de biz kurcalamayalım. Bu bana, ne yemek pişmesini istediğini evin annesine veya yemek işlerinden sorumlu bir diğer kişisine “bana makarna yapsana” diyerek net bir şekilde belirtmek yerine, kendi kendine makarna meditasyonu yapan bir çocuk olarak evde dolaşmak gibi geliyor. “&lt;em&gt;Makarnaaaaa… Makarna… İnanıyorum bir gün yiyeceğim”&lt;/em&gt; hali. Evet bütün kozmik güçler birleşecek ve makarna yiyeceksin. Kesin! İşte tam da bu yüzden birilerinin ruhu gökyüzünde kanat çırparken, sen o kitapları okuyorsun, okuyacaksın. Anca işin felsefesinde kalırsın. İlk durumda hiç değilse seçenekler belli, &lt;em&gt;evet makarna yapılır, hayır anne yorgundur makarna başka zaman sarkar, hayır evde makarna yoktur gidip alınır, evet makarnanın yanına bir de köfte patates eklenir, hayır sağlık sorunuyla ilgili bir diyet makarnayı yasaklamıştır&lt;/em&gt; olmazdır. Bunlar ihtimaller ve ilk seçenekle bir sonuca ulaşıyorsunuz. Diğeri peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi isteğin hangi adrese gideceği belirsiz, evrene yolla dostum! Sal gitsin, serbest enerjiyle kol kola gezsin. Tralalalala! İsteklerin sadece “zengin olmak, koca bulmak…” minvalinde olmasına hiç girmiyorum. Dünyevi mevzular. Sen iste yeter. Evren bilir! Kim o, tanışsak ikna ederim onu ben belki? Benim ruhumdaki sistemde, her konuda danışacağım adres ayrı ve bellidir oysa. Bu yüzden yolladıklarım bumerang olup gelip yüzüme çarpmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Secret, karma, çekim yasası, men dakka dukka, hepsi aynı; eden bulur. Sen neysen, hayatın odur. Eyvallah. Ama şimdiki metotlar, bununla yüzleşmek yerine, &lt;em&gt;kafanı kuma göm, kötü biri varsa yolunu değiştir, görmezsen o değilsindir, bak kurtuldun’&lt;/em&gt;u öneriyor. Bir de kendimi hangi sisteme ve doğrular silsilesine göre değiştireceğim ve hayatım değişecek? Bunu net koysa ya. “Olumlu ol, pozitif düşün.” &lt;em&gt;–dikkat; “hayra yor” demiyoruz- &lt;/em&gt;Peki canım, çözdün bütün hadiseyi, ben daha önce akıl etmemiştim sahi. Sürekli olumluluk saçan “hayat güzel inan yeter” zikri çeken ablaların yaşamı neden genellikle en basit tanımla iç karartıcı açıklar mısın? Yanlış cümleleri tekrarlayıp duruyor olabilirler mi? &lt;em&gt;“Rokaları doğrarken camdaki damlaları izledim ve hayatın bana verdiklerini düşündüm”&lt;/em&gt;le bitmiyor mevzu çünkü, bu tür bir ilişki emek ister. Evrene ya da her neyseye mesaj yollamak kadar, senin “evren” için ne yaptığın da önem taşır. Uzun mevzular.&lt;br /&gt;Bu yüzyılın insanı olarak her gün sürekli artan bir şekilde bir sürü haksızlıkla karşı karşıya geliyorum/görüyorum ve üzgünüm ama ben bir insanın “ilahi adalet”e inanmadan bunların üstesinden gelebileceğine ve ruh sağlığını koruyabileceğine i-nan-mı-yo-rum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahi kalplerinde bir karşılık buluyor mu bu “secret” işleri? Hani bir kıpırtı. İçten bir çarpıntı. Hani evin yaşlısının &lt;em&gt;“bir şeyi 40 kere söylersen olur evladım”&lt;/em&gt;daki huzuru bu zamazingolarda bulabiliyor musunuz? Gece uyurken o tür kitapların kasetlerini –nette mp3leri de var tabi- kulağınıza taktığınızda mı bütünleşiyorsunuz benliğinizle, yoksa küçüklüğünüzden beri kendi inancınıza uygun o yarım yamalak duanızı edip uyuduğunuzda mı? Ne bileyim, “o arabayı istiyorum, hemen istiyorum, şimdi istiyorum, kesin istiyorum, bak resmini de çizdim, düşüneyim, yoğunlaşayım, olacak biliyorum” &lt;em&gt;–hıhı patron sensin evet-&lt;/em&gt; durumunda mı daha emin ellerdesiniz, yoksa “hayırlarla olsun inşallah” diyerek daha büyük bir güce kararı emanet ettiğinizde mi? Çünkü insan her zaman, kendisi için en doğrusunu tam olarak bilemeyebilir. Dileğini akan suya anlatmak bazen daha evladır. Su gibi yolunu bulsun diye. Bazen hayır olmayandadır, o araba iyi ki sizin olmaz bazen. “Nasip” demek mi daha huzur verici yoksa &lt;em&gt;“evren mesajımı .ötünden anladı herhalde”&lt;/em&gt; veya &lt;em&gt;“çekim yasası ama çekiyorum çekiyorum gelmiyor”&lt;/em&gt; diye karalar bağlamak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve evet, ben inceden de değil, açıkça dalga geçiyorum, tepeden bakıyorum bütün bunlara. Kesinlikle daha yüksek ve sağlam bir zeminde durduğuma eminim çünkü. Hayır hayır, tabi ki inananlara değil, hadisenin kendisine. Bence eski ve geleneksele inanmak istemeyen ve toptan reddeden, fakat haliyle doğuştan getirdiği ve fıtratının gereği olan bu açlığı ve köksüzlüğü başka bir şeyle doldurmak zorunda kalan kesim kolayca etkileniyor. Bir de cehalet faktörü var ki, es geçmemek lazım. &lt;em&gt;–Bunların tamamına ihtiyaç duymayanları tenzih ederim-&lt;/em&gt; Eleştirmiyorum, hatta anlıyorum bile. Hadise komik gelse de, insanların durumunu üzücü buluyorum. İçtenlikle üzülüyorum. Hiç mi tonton babaneleri olmadı, mavi gözlü bilge dedeleri, hiç mi sararmış kitaplar arasında bunları anlatan bir şeyler görmediler, hiç mi kötü bir şeye karşın tahtaya vurmadılar, hiç mi hıdırellez görmediler, mesnevi de mi okumadılar da bu çok satan kitaplarda arar oldular cevapları… Yazık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ps: Lütfen tartışma açmaya yönelik veya bilgi yarışması tadında yorumlar bırakmayın, yayınlamam. Niyetim dünyanın en bitimsiz geyiği olan inanç tartışmalarından birini başlatmak değil. Kimsenin kendi tanrısıyla ne yaptığıyla veya tanrısının neden olmayışıyla ilgilenmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5832874241209930219?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5832874241209930219/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5832874241209930219&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5832874241209930219'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5832874241209930219'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/evrene-mesaj-yolla.html' title='evren yaz 0000&apos;a yolla, &quot;ışık&quot; cebine gelsin!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SydLhUOvfrI/AAAAAAAAAmY/LDIRAvLb8Nk/s72-c/reiki.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7063699319234741336</id><published>2009-12-09T14:26:00.001+02:00</published><updated>2009-12-09T14:30:53.338+02:00</updated><title type='text'>iyi niyet</title><content type='html'>İnternet evet şahane bir kaynak, her şeye anında ulaşabilmek falan filan ama bir o kadar da bilgi çöplüğü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde, kadınlar için yapılmış bir sitenin sahibinden mail geldi. Her halinden otomatik olduğu anlaşılan maili yazan, "tek başına gayretle kurduğu", "tamamen kendi çabalarıyla oluşturduğu" sitesinden bahsediyor, "destek" istiyordu ve "olumlu olumsuz tüm görüşlerimize açık olduğunu" ekliyordu. Siteye baktığımda evet ciddi bir emek vardı, içeriği oluşturmak için internetteki havuzdan fazlasıyla yararlanılmış ve kopyala yapıştır yapılmış. Sahiden uzun bir mesai, ona diyecek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna bir şey demiyorum çünkü alıştık, internette birileri bir şeyler üretiyor, birileri okuyor faydalanıyor, bir kısım ile kopyala yapıştır yapıyor. Kaynak gösterilmemiş ama yine de iyi niyetle sahiplerinden izin almış olduğunu varsayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir de söz konusu sağlıksa ve ekstrem diyetler dahası kritik hastalıklar üzerine önemli tavsiyelerse, dikkatli olmak gerek. Kilo konusunda, sözde kliniğinde bir hasta kaybeden şaibeli bir "uzman"ın tavsiyelerini barındırmasını geçtim, ms için bile çözümler var. Bu "ha bizim komşu da başı ağrıdığında onu içiyor bak söyliyim de yaz onu alırsın" kadar ciddi bir cehalet. Ama daha tehlikelisi. Diplomasız doktorluk. Böyle bir içerik oluşturup "biz kimiz" bölümü koymamak ve sonra eleştirildiğinde, "10 kişilik gece gündüz çalışan bir ekip"ten bahsetmek... "Daha iyisini sen yap" demek... Hayır yapamam ben tıp okumadım ki, sağlık konusunda bilir kişi değilim ki bir "bilgi bankası" oluşturayım. Hayat üniversitesi bitirilerek tıbbi tavsiyeler verilebiliyor olsaydı, kaç yıl eğitim artı uzmanlık falan, ne uğraşıcak herkes Dr. Google'a sorardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E bu arada, hani tek başına, gayret, eleştiriye açık olmak, iyi niyet, kadın, destek, link kardeşliği falan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok bir şey istemedim ki. Ne bileyim ufak bir not, "bu bilgiler herkes için uygun olmayabilir. Uygulamadan önce doktorunuzua danışın" veya "bu diyet şeker hastaları ve hamilelere tavsiye edilmez. Doktorunuza danışın" ya da "dikkat bunlar sadece öneridir" gibi. Hani ilkokulda vardı ya, ilk yardımla ilgili, bi kaç madde son madde hep şeydir; "en yakın hastaneye"... Onun gibi. Nasıl bir özgüven bu, böyle bir şey yapsam hipokrat kabusum olur benim, bu insanların hiç rüyasına girmiyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece biraz özen. Biraz saygı. Sadece. İnanın zor bir şey değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ps: Bu arada, "iyi yapılmış" işler yok mu? Var. Bkz: &lt;a href="http://www.hamaratdiva.com/"&gt;http://www.hamaratdiva.com/&lt;/a&gt; Emek, düzen, bilgi, paylaşım, gerçek insanlar, kadınca haller, sahici bir mesai, ciddiyet, gerçek tavsiyeler... Güvenle ve böyle bir talepleri olmadıkları halde "linkini paylaşmak" isteyeceğim bir site. Yolları açık olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7063699319234741336?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7063699319234741336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7063699319234741336&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7063699319234741336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7063699319234741336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/iy-niyet.html' title='iyi niyet'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-4735787095311259426</id><published>2009-12-03T14:30:00.000+02:00</published><updated>2009-12-03T14:38:37.025+02:00</updated><title type='text'>ekmek macerası</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.40firinekmek.com/"&gt;http://www.40firinekmek.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet bu site bence şahane, kaç kez yazdım kim bilir... Tariflerinin çoğunu denedim, sadece ekmekleri değil, ekmeküstü fikirleri de... Tutmayan, yanlış olan, ayarı kaçan olmadı. Ve son derece pratik, size işi kolaylaştıran şekilde yazılmış hepsi... Genel bilgiler, püfler, uyarılar... Hepsi hepsi çok güzel ve eşsiz. Ve ben, o tariflerle artık ekmek yapmayı öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama daha önemlisi, "usta"sı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dün, kendi kafama göre bir tarif geliştirdim. Şimdiye dek kimya deneyi gibi titizlikle koyuyordum malzemeleri. Artık özgürüm.&lt;br /&gt;Ama onu bile usta hanıma sordum. Üşenmedi yine yanıtladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence o bir melek. Yeryüzüne inmiş bir ekmekperisi. Hamur yoğuran bir bilge kişi. Yaklaşık 2 yıldır, belki daha da uzun zamandır, kaç kere mail attım, sayısını ben unuttum. Benim mutfak yolculuğumda aklıma takılanlardı çoğu. Kimileri gerzekçe sorulardı, kimileri "ben yaptııım" diye heyecanımı paylaşmaktı... Başka bir yerde gördüğüm bir tarifle ilgili bir detay danıştığım da oldu. Her seferinde, maksimum bir saat içinde, heyecanımı paylaşan, sorunumu çözen, devamında ne yaptığımla ilgilenen, yardımcı olan, sıcacık, içten ve mesafeli bir mail geldi posta kutuma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni ne olabilir? Kitap satmak, hit arttırmak gibi maddi çıkarlar mı? Hayır. Çok tanınmak, bilinmek, yayılmak gibi manevi çıkarlar mı? Hayır. Yanıtlamaya mecbur mu peki? Hayır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sadece iyi bir ruh. Tamamen iyi bir ruh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben tanıştığım için çok mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzbin teşekkür, konfeti, mor balon ve kalp!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-4735787095311259426?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/4735787095311259426/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=4735787095311259426&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4735787095311259426'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/4735787095311259426'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/ekmek-maceras.html' title='ekmek macerası'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7442470896345814937</id><published>2009-12-02T15:20:00.000+02:00</published><updated>2009-12-02T16:05:46.069+02:00</updated><title type='text'>son günlerde</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SxZKfOC3TSI/AAAAAAAAAmM/1rsw28sjxn8/s1600-h/DSC03901.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5410593902538738978" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SxZKfOC3TSI/AAAAAAAAAmM/1rsw28sjxn8/s400/DSC03901.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Günler böyle renkli, bu araba gibi güneş alan bir yere park etmiş halde.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Bolca doğumgünü kutladık. Canım sevgilim bir yaş daha büyüdü, serpildi. Rakamlar olmasa yaşını unutup, benden küçük zannedeceğim kadar yetişkinlikten uzak. İyi ki. Kasım ayı boyunca, çeşitli zamanlarda hediyeler, pasta kesmeler. Ben aslında bütün bir yıl kutlarım bu enerjiyle:)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Çokça fotoğraf çektim. Ama henüz sonuçları görmedim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Bu bayram tatilinde istanbul'un tadını çıkardık. Adım adım yürüdük. Tenha, sakin, telaşsız. Oh ne ala!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Koç müzesinde bir kocaman gün geçirdik. Dinlenerek, şaşırarak, fotoğraf çekerek, trene binerek. Çok iyi vakit geçirdik. İklim de bizden yanaydı, afilli güneş gözlüklerimiz pek yakıştı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;Çocuk bilinçlendirme kaygısıyla müze gezen insanların, garip davranışları var. Örnek: yüksek ses! Hayır çocukta değil, annede, hatta çoğu zaman babada. Bırak çocuk ne tatlı bir şaşkınlıkla etrafına bakıyor, izliyor. Ki müze aktivitesinin en baştan amacı bu. Sen o keyfe müdahale edip, yüksek sesle "bak o araba bilmem ne zaman yapılmış" diye kafa ütülüyorsun. Ne oldu, çok bilinçlendirdin bravo, hem de hepimizi.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Yeni yeni yeni ekmekler yaptım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Tatilin son günü 12 saat kesintisiz çalıştım. Arada fast food molası verdim, kalkmadan. Şahane bir iş çıkardım, ilginç bir doğum belgeseli. Mucize bebekler. Acaip vakalar. O kadar şiştim ki, sürekli anlattım, ve mutlu sonların birinde ağladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Ahmet Uluçay haberi kalbimi acıttı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;* Ve dün bir kutlama yaptık, 5 ay kadar önce, üç arkadaş, ayınbiri kilisesine gidip anahtar almıştık. Birini geri verme vaktiydi. Benim çekirgem, kocaman gemilere binip dünyayı gezecek. Bize de her limandan kart atacak tabii.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7442470896345814937?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7442470896345814937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7442470896345814937&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7442470896345814937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7442470896345814937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/12/son-gunlerde.html' title='son günlerde'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SxZKfOC3TSI/AAAAAAAAAmM/1rsw28sjxn8/s72-c/DSC03901.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6465019420824445147</id><published>2009-11-25T14:34:00.002+02:00</published><updated>2009-11-25T14:39:34.261+02:00</updated><title type='text'>251109</title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;Bayrama hazırım ben:) Bu kez narçiçeği bayramın rengi. Hop küçük mucizeler, minik ailemizin kendi rutinleri, alışkanlıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yıl aynı muhabbetlere, “et kesmenin bayramını anlamıyorum” diyenlere rağmen, görebilenlerin “âşıklar bayramı” kutlu olsun. &lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Uygulamanın nasıl yapıldığı, uygulamayı emredeni ve o inanç sistemini bağlamıyor, üstelik “kurban” ritüeli her dinde olan, dünyanın kendisi kadar eski bir gelenek ve üzgünüm ama kabul etmelisiniz insanlık var oldukça da sürecek…&lt;br /&gt;Amaçlananın ne kadar zarif bir tören olduğunu görememek cehaletten mi? İnsanları eleştirmek başka bir şey, bir inanç sistemini yermek başka bir şey, bunu saygısızlık addeden bir ben miyim? Veya hiç değilse, sırf bir kültürel öğeye saygıdan, yılın bu zamanı bazı fikirlerini kendilerine saklayamaz mı insanlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları kelimelerle, resim çizerek, şarkı söyleyerek, ya da susup kalbimle konuşarak anlatabilirim ama sahi gerek var mı… Bazı şeyler yalnızca kalple görülmez mi? Ve dahası bu tamamen “nasip” meselesi değil mi? Herkes payına düşen kadar hani…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âşıklar bayramı. “Valentine’s” değil, dolayısıyla o kadar havalı değil, kalpli yastıklarla anlatmıyorsunuz bu kez aşkınızı, veya bestseller bir kitapta bulmuyorsunuz… Dahası birçok dilde ve “gönülde” karşılığı yok bu dediğimin; aşk. Barışın da öyle. Bu nedenler birbirini kesen insanlarla dolu dünya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk için putların her birini tek tek yıkmayı anlayabilenlerin bayramı bu. Bu put “evlat” bile olsa… O evlat “İsmail” bile olsa… Makam, mevki, kariyer, “ne derler”, para falan filandan da öte bir put. Yakın olmanın bedeli yüksektir hep. Sevgiliye bunlar mı lazımdır peki? Hayır, ama aşığın kendisine bütün bunlardan geçmesi lazım.&lt;br /&gt;O yüzden bu bayram, gözü kara bir kadının iki dağ arasında 7 kere gidip gelişinin hatırasını anlayabilenlerin bayramı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle;&lt;br /&gt;“aşıkların” bayramı mübarek,&lt;br /&gt;diğerlerinin de tatili kutlu mutlu olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;ha(ni)miş: Rica edicem; “ayh ama çok iğrenç etleri kesiolar toplu katliam yurdum insanı böle” gibi bir yorum yazmayın; “Pazar kahvaltısı sucuklarını saksıdan topluo olmalısın” derim:) et yemeyenlere de, saygı duysam da, yedikleri her şeyin bir zamanlar canlı olduğunu ayrıca hatırlatmak isterim:)&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6465019420824445147?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6465019420824445147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6465019420824445147&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6465019420824445147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6465019420824445147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/251109.html' title='251109'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-511504629221740480</id><published>2009-11-24T10:39:00.000+02:00</published><updated>2009-11-24T10:41:07.053+02:00</updated><title type='text'>241109</title><content type='html'>&lt;p&gt;Yer yer blogdan bayma halleri, o eski geveze halim kayboldu sanki.&lt;br /&gt;Ama çok güzel şeyler oluyor bu arada.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hem sanki kasım'a nisan kaçmış... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pazar günü ilk kez; 2 yıl kadar sonra ilk kez, fotoğraf makinemin tozunu attırdım. Bir şey olmuştu, küsmüştüm. Şimdi, yeniden. Adım adım sokaklar, fotoğraflar, ışıklar... Film almak, film takmak, poz saymak, o özlediğim ses, enstantaneler, diyaframlar, denemeler, yanılmalar, sırt çantası, limonata, acıkmış ayaklar, yorulan ayaklar, istanbul'un damarlarında gezinmek, istanbul'un bizim damarlarımızda gezinmesi, nasıl bir zehirse bu, panzehiri kendinde, sokaklar, çocuklar, balat, iki apartman arası iplere gerili çamaşırlar, zaman zaman &lt;em&gt;sosyopatgençlerfotoğrafgrubu &lt;/em&gt;gibi ikili üçlü gruplara rastlamak, yürüdüğümüz her yerde turist zannedilmek, ve hiç de bozuntuya vermemek, binbir renk, binbir ışık, avucumda bir kristal sanki çevirdikçe kırılıveriyor renkler elimde...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra haftanın ilk günü, sabahtan dünyevi işler, sonra hop beyoğlu, kitaplar, kitaplar, kitaplar... Hop mis gibi sabunlar... Akşam eve sabun kokusu bulaşmış kitaplarla gelmek. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-511504629221740480?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/511504629221740480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=511504629221740480&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/511504629221740480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/511504629221740480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/241109.html' title='241109'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-3495194857746489976</id><published>2009-11-17T18:10:00.001+02:00</published><updated>2009-11-17T18:10:26.542+02:00</updated><title type='text'>eve dönüş</title><content type='html'>Bir ayın sonunda, kendi ruhumda yaptığım durum değerlendirmesi sonucunda,&lt;br /&gt;yeniden evdeofis'e geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu daha bir "upgraded" oldu, işler gelişti, bazı şeyler yön değiştirdi.&lt;br /&gt;Sanki seyahate çıkmış da dönmüş gibiyim, eski bir dostumu ihmal etmişim hissi, insan alışkanlıklarını aslında ne kadar hızla değiştiriyor, ev yabancı geldi, ev ritmi bile değişik geldi şimdi bugün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba yeniden;&lt;br /&gt;ahtapotum, karavanım, özgürlüğüm, bitki çaylarım, mumlarım, müziklerim, kelimelerim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-3495194857746489976?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/3495194857746489976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=3495194857746489976&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3495194857746489976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/3495194857746489976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/eve-donus.html' title='eve dönüş'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1244677428435955595</id><published>2009-11-10T15:56:00.000+02:00</published><updated>2009-11-10T15:56:55.276+02:00</updated><title type='text'>uykuuuu</title><content type='html'>Ya herkes mi öyle bir tek bende olan bir şey mi, eve gelene dek yoyo gibiyim, ama kapıdan girdiğim an sanki yığılacağım, yemeği ancak yiyebiliyorum ve eğer eve iş getirmişsem onları yapabiliyorum bir ihtimal ve sonra sabah açıyorum gözlerimi. Tabi bu her zaman böyle değil, ama mesela dün ve bugün böyleydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rutine uzun zamandır alışık olanlardan öneri ve tavsiye istiyorum. Vitamin mi almalıyım ne yapmalıyım? Duracell tavşanının yanında pili biten bir kaplumbağayım. Yoksa sadece alışma dönemi mi bu nedir? Uyku değil sorun başka bir şey, bir anda aşırı bir pil bitmesi hali. Uyku ihtiyacı da değil. Çözümü nedir, döngü dışına çıkmak mı? Kendime vakit ayıramama halleri değil bu, öyle bir sorunum yok. Tek isteğim biraz daha enerji. Nasıl yapmalı?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1244677428435955595?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1244677428435955595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1244677428435955595&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1244677428435955595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1244677428435955595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/uykuuuu.html' title='uykuuuu'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6737775961044459961</id><published>2009-11-07T19:59:00.001+02:00</published><updated>2009-11-07T20:01:45.851+02:00</updated><title type='text'>büyük buluşma</title><content type='html'>Ve ben;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;doğumgünü kızıyla&lt;/a&gt; buluştum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Takip edilen ilk –türkçe- blog, en bi’ sevilen, en bi’ şey, en en en, daha ilk cümlelerinden itibaren, nihayet büyük buluşma, benim için büyük, hem ilk defa, hem daha önemlisi onunla, ne giysem, ne yapsam, ay hem de doğum günü ne alsam, bir paket yapmalı ve içine “seni tanıyorum ve seviyorum” diyen şeyler koymalı, içimde kelebekler pırpır, evet tünel, neden?, sanırım iki İstanbulseverin ilk randevusu için en uygun kare, gazetelerin yanına park ettim bekliyorum, aa tramvay, aa geliyor, yihhuyt, ne yapsak nerde otursak, aç mıyım ben, kelimeler kelimeler, dedikodular, aa öyle mi, pembe sigara, gözleri ne güzel, saç rengi eşsiz, çıtı pıtı bir kuş, dünyanın en akıcı gevezesi, hani “ya çok seversiniz ya nefret edersiniz” insanlar vardır ya, onlardan, bir kitap olsa sürükleyici ve derin, iyi tanıdım, vırvırvır, çenem ağrıyana dek gülmek, yürümek yürümek, ayrılırken bile konuşmak ve "bir daha ne zaman görüşsek" planları yapmak, fotoğraf çekmeyi unutmak ve cebimde armağanlar eve gelmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki doğdun!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6737775961044459961?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6737775961044459961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6737775961044459961&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6737775961044459961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6737775961044459961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/buyuk-bulusma.html' title='büyük buluşma'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2112460977978626107</id><published>2009-11-02T14:30:00.000+02:00</published><updated>2009-11-02T14:30:57.897+02:00</updated><title type='text'>tek taş mevzuu</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Su7Hzfx0fRI/AAAAAAAAAmE/CeEnold95WI/s1600-h/self_prepared_heart__by_plectrude.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 237px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399472690781519122" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Su7Hzfx0fRI/AAAAAAAAAmE/CeEnold95WI/s400/self_prepared_heart__by_plectrude.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Geçtiğimiz günlerden birinde metroda bir kızın sevgilisine (!) alması gereken tektaşın boyutları, şekli ve pahası hakkında verdiği direktiflere kulak misafiri oldum istemeden. Daha doğrusu, bütün vagona naklen yayın yaptılar. Zavallı çocuk talimatları bütün gücüyle zihnine kaydetmeye gayret ederken, aynı anda biricik sevdiğinin gözlerindeki hırsı anlamaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Aralarındaki ilişki hangi noktada bu zavallı hale dönüştü, hep mi böyleydi”, “bu kızın hayatındaki adama aldıracağı “yüzüğü” bu kadar detaylı tarif etmesine sebep olan annesinden öğrendikleri mi”, “kendisinde bu kadar paha biçilmez olarak gördüğü ne”, “kadın erkek eşitliği ifadesinden ne anlıyor”, “kendine bir köle alsa daha mı iyiydi” gibi sorular kafamda uçuştu. Hani bu tip birine “başlık parası” desen “böğk ne banel çağdışı” falan der, ama kendisi her konuda pazarlık yapar evleneceği insanla. Salondaki eşyalardan, takılacak yüzüğe, balayında kalınacak otelin yıldız sayısına kadar. Üstelik metroda, birçok insanın dinleyebileceği şekilde. Çünkü zaten olayın asıl amacı da bu şovdur! Ve işte yine bu insanlardır ki, evlilik hazırlıkları esnasında gerilen, “birbirimizi tanıyamaz hale geldik” diyen, ve benzerleri de bu gibileri sakinleştirir; “çok normal tatlım, biz de öyle olmuştuk.” Sebep? Evlilik denen, aynı çatı altında yaşamaya dair kutsal sözün sembolik bir imzası değil mi? Neyi paylaşamıyorsunuz? Bu kadar büyütülen ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kızın bir blogu varsa, muhtemelen birkaç gün sonra “sevgilim bana tektaş aldı, tanrım hiç beklemiyordum düşünceli aşkım benim” diye bir yazı yazacak.&lt;br /&gt;Oysa ben, her kadın erkek ilişkisinde “sevgili” kelimesinin kullanılmasına karşıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bileyim mesela, kadın belki de hayatında o kelimeyi hiç kullanmamış ama sadece okuyan/dinleyen diğer kadınlar için “sevgili” diye bahsediyor adamdan, oysa adam bildiğiniz “Hulusi”. Göbekli, tv kumandası elinde bir adam.&lt;br /&gt;Dolayısıyla “sevgilimle alışverişe gittik” cümlesinin alt metninde şu var; adam kapıdan giriyor “ne yemek var hanım” diye haykırıyor, kadın; “sabah para bıraktın mı ki yemek olsun” gibi bir yanıt veriyor ve alışverişe çıkıyorlar. Sonuçta kadın bunu cümleye dökerken “sevgilimle alışverişe çıktık” diyor, böylece en sevdiği pembe dizideki hayale bir adım daha yaklaşabiliyor ve kadın arkadaşlarına çizdiği tabloyu bu sözcükle tamamlıyor. O göbekli Hulusi, kitap okumayan, sanat zevki olmayan, dünyaya bin yıldır aynı dar pencereden bakan, maç izlerken iki bira çakan recep ivedik, birden “sevgili” oluveriyor. Bu bağlamda kadın da bir basamak atlıyor. Birden hop; sex and the city hatunu; “ah çok çılgınım evliyiz hala sevgili diyebiliyorum” oluveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk kelimesi ne kadar eşsizse, sevgili sözcüğü de bir o kadar özel. Söz konusu ilişkide nişan bohçası, bilezik ve benzeri bilumum mücevherat, sizin taraf şunu yaptı bizimki şunu falan gibi çıkar ilişkilerinin geleneksel halleri varsa, o insana sevgili demek, cosmopolitan gibi dergilerdeki yaşamları taklit etmektir sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben mi anlayamıyorum? Bu kadar hesabın döndüğü ilişkide bireyler birbirinden nasıl sevgili diye bahsedebiliyor? Ne zamandır çiçek alıp almadığını muhasebe defterine kaydediyorsan o ilişki bir sevgililik hali değil, olsa olsa bir ortaklıktır, dostlar alışverişte görsündür. Ne bileyim ben çiçeklerin koparılmasına üzülürüm mesela, ipler dolanınca sanki boğazları sıkılıyormuş gibi gelir. Gül hiç sevmem, bence ucuz romantikliktir. Elbette ki sevgilimin bana çiçek alması –kır çiçekleri- hoşuma gider ama “evlenme teklifi edeceği akşam bagajdan 333 tane gül çıktı” falan gibi sürprizlerin aşırı sığ olduğunu düşünürüm. Ne yani bütün düşünebildiği bu mu? Tanrım vay canına! Yaratıcılıktan uzak, taklit bir şey. Sonra işte kim kimi kaç kere aradı. Ona göre adım atmak, stratejiler… Daha geçenlerde, evli birinin, bir bekâra, adamı nasıl nikâh masasına oturtacağıyla ilgili stratejileri anlattığını duydum. Bu aşağılık ve hesapçı bir tavır değil de nedir? Nedir siz bir kabile falansınız da, nikah masasına oturtulması başarılan her adam için bir madalya takıyorsunuz gibi bir anlaşmanız mı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya “koca” kişisini tamamen “sponsor” olarak görmek… “Aşkım bana fransa’dan parfüm getirmiş, sakın eli boş dönme demiştim zaten” falan şeklinde cümleler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne aşkı ya, hangi aşktan bahsediyorsun? Ortak yaşamınıza sen ne kattın ki? Dahası senin varlığın onun dünyasına ne kattı? Hiç değilse, sponsorun olduğu için duyduğun saygıdan ötürü bu kadar küçülmemelisin... Ne bileyim, uçakta ikram edilen iki çikolatanın birini sensiz boğazından geçmediği için cebinde saklaması daha değerli değil mi? Sevgiyle ve neşeyle sürprizler yapmak, hediyeler almak başka bir şey, bu “aldım verdim ben seni yendim” başka bir şey. Ne bileyim, sevdiği erkek için yapılacak fedakârlıkların en büyüğünü, dolabındaki bütün gömleklerin ütülü olması, akşama sevdiği yemeklerin pişmesi olarak gören kadın âşık mıdır sahiden? Aynı kadının romantizmden anladığı da, en fazla mum ışığı ve şaraptır zaten. “Ah yıldönümümüzde sofrayı en sevdiği yemeklerle donattım, iki de mum yaktım” durumu. Yine aynı kadındır ki, çocuk sahibi olunca, “nihayet mükemmel erkeği yarattım; işte oğlum” şeklinde bu gömlek ütüleme, doyurma falan tarzındaki sevgiyi oğullarına akıtır ve kocalarının pabucunu dama atarak buğulu gözlerle; “hiçbir şeye benzemiyor bu sevgi biliyor musun?” derler. İyi de, sen hiç âşık olmamıştın ki zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da örneğin, “benimki çocuk istiyor artık” diye bahsettiğin adama “aşkım” diyemezsin. “Kocitom”, “aşkitoşum” falan de geç. Eve alınacakların hangisini onun tarafı, hangisini senin tarafın hesapladığın biri senin sevgilin olamaz. Balayı için gideceğin yer konusunda –ki balayı da ayrı bir başlıkta incelenecek bir gariplik- kavga edebildiğin insanı kalpten bir sevgiyle seviyor olamazsın. “Balayında maldivdeydik” cümlesini kurabilmek için kendini yırttığın bir ilişki sana hiçbir şey katmaz. Veya hayatlarındaki erkeğin işi, kariyeri veya ondan ötürü tanıdığı insanlardan övünerek bahseden kadınlar… Hani evlenince başın göğe ermesi durumu ve evlilikten mütevellit saygınlık. “Ah bizimki çok yoğun şekerim, bütün hafta toplantısı vardı hafta sonu da yurtdışına çıkıyor, biz de yılbaşına bilmem nerde girerek telafi edeceğiz.” Müdür karısı sendromu. Bütün olayı bir adamın bir şeyi olmak olan insan. Aktiviteden aktiviteye koşan çift. Bu acınası gelmiyor mu size de?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel günlerde kimin annesinin önce aranacağı sohbetini yapabildiğin bir insan sevgilin olamaz. Tamam kocan olur, hayatındaki erkek olur, başka bir şeyin olur ama sevdiğin olamaz. Çünkü aşk bu değil. Bunun adı başka bir şey, belki evlilik, belki moda deyimle “seviyeli bir ilişki”, belki başka bir şey. Ama aşk değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yüzden, bunların dışında bir aşkla sevdiğim, bu dengelerin üstünde bir tutkuyla bağlandığım için, benim sözlüğüm en güzeli. Bu yüzden “en ilkel haliyle”;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O benim sevgilim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2112460977978626107?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2112460977978626107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2112460977978626107&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2112460977978626107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2112460977978626107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/11/tek-tas-mevzuu.html' title='tek taş mevzuu'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Su7Hzfx0fRI/AAAAAAAAAmE/CeEnold95WI/s72-c/self_prepared_heart__by_plectrude.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7568651714816452962</id><published>2009-10-30T12:10:00.001+02:00</published><updated>2009-10-30T12:14:04.560+02:00</updated><title type='text'>3</title><content type='html'>bugün hayatımı değiştiren o gecenin üzerinden 3 yıl geçti.&lt;br /&gt;hep artanımsın benim, hiç eksilmeyenim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7568651714816452962?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7568651714816452962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7568651714816452962&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7568651714816452962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7568651714816452962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/3.html' title='3'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-1907003270196550108</id><published>2009-10-26T13:43:00.001+02:00</published><updated>2009-10-26T13:44:27.908+02:00</updated><title type='text'>261009</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SuWLEQTDgCI/AAAAAAAAAl8/PEVkV1Ub0Po/s1600-h/maya"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 280px; DISPLAY: block; HEIGHT: 280px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5396872633684033570" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SuWLEQTDgCI/AAAAAAAAAl8/PEVkV1Ub0Po/s400/maya" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;E basbayağı çalışan insan moduna geçtim ben:) Bugün evde yaptığım ekmeği getirecek, dolapta kendi çayıma yer açacak kadar yerleştim bile!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İlk on günü başarıyla tamamladım. Yer yer iniş çıkışlar yaşadım tabi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Cuma akşamı, saatler süren trafiğin sebep olduğu sorularım ve kafa karışıklığımı biricik sevdiceğim halletti. İnsanın hayatında böyle bir “dostu” olması çok güzel ve şanslı bir durum. Sevgili olmanın, karı koca olmanın çok dışında bir şeyden söz ediyorum. Seni tanıyan, akıl veren, sarsan, kendine getiren, ayna tutan biri. Bunları araya kendi egosunu, isteklerini koymadan, durum her neyse tamamen senin üzerinden değerlendirerek yapabilen biri. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Özetle, yavaş yavaş geçişimi tamamladım. E tabi, bir yıl boyunca mümkün oldukça markete dahi inmeyen, akşamüzeri ihtiyaç listesini söyleyen, her şeyi telefonla sipariş eden bir insan olarak, iş trafiğine ve hızına alışmam zaman aldı, alıyor. Bir de bu arada birer ağır grip atlattık. Haliyle zor bir leveldı:) Örneğin evde çalışıyor olsam, o hafta hiçbir şey yapmaz sürekli yatardım ve aksayan işlerden yakınırdım. Oysa bu durumda, işe gittim, sabahları temiz havayı soluyarak sevindim, öğleye doğru ilacımı alarak işlerime konsantre oldum vesaire… &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Gardırobumu bile elden geçirmem gerekti ki, sabahları “ne giyicem” telaşı yaşamayayım. Evde çalışırken tamamen kendi isteğimle üzerime aldığım eve dair sorumlulukların çoğunu sevdiceğim paylaştı. Bir kısmınaysa aslında gerek yokmuş. Mesela her gün lavabo ovmak gibi. Gün aşırı süpürge açmak gibi. O kadar sık olmasa da olurmuş. Hayır temizlik hastası bir insan değilim. Sadece evdeysen öyle oluyor. Dahası, yoğunlukta daha çok kitap okunabiliyor, daha kaliteli zaman geçirilebiliniyormuş. Az uykuyla idare edebilmeye şaşıyormuş insan. Ev gerçekten ahtapot gibi insanı saran, sarmalayan bir şeymiş ve bir süre sonra bu duruma bir ara vermek en iyisiymiş. Şimdilik. Evdeofis hala benim için mucize niteliğinde bir şey, ama şu aşamada böylesi en güzeli ve en doğrusu. Ve en önemlisi ben hayatımın bu yeni ritminden memnunum ve çok mutluyum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-1907003270196550108?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/1907003270196550108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=1907003270196550108&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1907003270196550108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/1907003270196550108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/261009.html' title='261009'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SuWLEQTDgCI/AAAAAAAAAl8/PEVkV1Ub0Po/s72-c/maya' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7772808331554505589</id><published>2009-10-20T13:37:00.002+03:00</published><updated>2009-10-20T13:41:54.504+03:00</updated><title type='text'>insan halleri</title><content type='html'>Birazdan bahsedeceğim kadın tipiyle iş hayatında sıklıkla karşılaşırız.&lt;br /&gt;Onları kısa saçlarından, özensiz makyajlarından, birbirinin aynısı pantolonlarından ve düz renk üstlerinden tanıyabilirsiniz. Düz renk dediysem, turuncuya falan gitmesin aklınız, koyu kırmızı, kahve, siyah, bazen iyi ihtimalle yeşil. Genel bir ışıksızlık hali. Bu ışıksız hali yüzlerine de yansır. Ciddi olmayı somurtmakla karıştırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman şöyle bir cümle kurabilirler: “aa ben sigara böreği bile saramam canım, bir kez denedim yanlış peynir mi ne kullanmışım yok olmadı…”&lt;br /&gt;Vermek istediği mesaj şudur: “yemek yapmak basit bir iştir ve benim buna hiç vaktim olmadı.” Buna benzer pek çok örnek verebiliriz.&lt;br /&gt;Oysa mesela bahsettiği iş 62’den tavşan yapmak kadar kolay, basit el göz koordinasyonunun yeterli olduğu bir şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası, küçük dağları yaratırken vakit bulamamıştır. Mutfağı aşmıştır o yahu! Kadınca işler, haller ve her şey onlara göre küçümsenecek şeylerdir. “Ben üstünüm ve üstün işlerle meşgulüm, yemek yapmak falan gibi aşağılık işleri siz küçük insanlar yapın” mesajını her fırsatta verir.&lt;br /&gt;Ki bunları bilmek, yapmayı da gerektirmez. Atıyorum evde aşçın falan vardır da, sana et diye başka bir şey yutturmasın diye bilirsin:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuaför mü, yok canım onlar yılda bir kez saçlarını iyice kısaltmak için gider olsa olsa.&lt;br /&gt;Sigara böreği saramaz ama mesela spagetti bolonez ve şarap muhabbeti yapar. Ha belki bir de “boğazda rakı balık”… Rakı erkek içkisidir ya, ondan.&lt;br /&gt;Ya da hangi lekeyi neyle çıkaracağını bilmek yerine, tek başına araba lastiği değiştirebiliyor olmaktan gururla bahseder.&lt;br /&gt;Topuklu ayakkabıyla da asla yürüyemez onlar. Ev dekorasyonu ilgi alanlarına girmez.&lt;br /&gt;Uzayan mesai saatleri onun için yakınılacak bir şey değildir. Hep çok çalışmaktan söz eder. Bence tek nedeni boş ve soğuk bir eve gitmenin sevimsizliğinden. Onun için ev işten arta kalan zamandır. Oysa sizin için ev, kalbinizin attığı yerdir ve koşa koşa gidilir.&lt;br /&gt;Bütün bunlardan bahsetmesi “ev kadını değilim, hatta kadın da değilim ben, bak denedim olmadı benim doğamda yok" u vurgulamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun temelinde “erkeklerle daha iyi anlaşabiliyorum” diye anlatan ergenler mi var bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksini düşünelim bir de; mesela hiç erkeklerin iş hayatında karşı cinse denk olmak için buna benzer şeyler yaptığı olur mu? İş hayatında karşı cinse denk olabilmek için zırvalayan erkekler hayal edin. “Hayatta araba kullanmayı beceremedim ben, hele geri vites mi aman tanrım” diyen bir erkek veya “yok ya gelmiyim ben, topa ayağımla vurmayı bile beceremiyorum değil ki halı sahada futbol” Ne bileyim, "ben erkeklerle değil kadınlarla daha iyi anlaşabiliyorum" falan açıklamaları onları nereye koyar dinleyenlerin gözünde? Bu gülünç değil de nedir? Onlar böyle bir şeye gerek duymazken, güçlü görünen bir kadının yapması acı değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik mi; böeh çok banel canım. Siz evliyseniz, üstelik erken bir yaşta aşkı bulacak kadar şanslı olup, üzerine bir de evlenerek ona göre klişeyi tamamladıysanız, size gözlerini devire devire bakarlar. Tanrım atomu parçalamak yerine, evlendiniz demek! Evet onların küçümseyen bakışlarını kesinlikle hak ediyorsunuz, çünkü o dünyayı kurtarmakla meşgul, sizin içinse, akşam yemeğine eşlik edecek peçete her şeyden önemli.&lt;br /&gt;Yoksa bir de çocuk mu yaptınız? İnanamıyorum, onun iş hayatına bir erkeğe denk olmak için harcamayı seçtiği enerjiyi bir canlıyı dünyaya getirmek için mi harcadınız yoksa? Vay halinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yapabilseydim, onun gibileri omuzlarından sarsmak isterdim. Mükemmel olmak zorunda olmadığını söylemek için.&lt;br /&gt;İş hayatından “erkek gibi” olabilmek için bu kadar çabanın saçma olduğunu da eklemek için. Çünkü “gibiler” hep başarısızdır, ne olduğunu kabul edip, kendinle barışıp yola devam etmek en iyisi belki. Denk olmanın, eşit olmanın yolunun, onlara benzemekten geçmediğini anlaması için.&lt;br /&gt;Bu kadar ışıltısız bir yaşamın sonunun ancak pişmanlık olduğunu kulağına fısıldamak isterdim. Gün içinde sadece “ben seni çok seviyorum” demek için edilen bir telefonun profesyonelliği azaltmayacağını, tersine hayatın anlamı olduğunu bilmesi için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne bileyim, hayat tercihlerden ibaret tabi, ben mesela, İskoç battaniye dizlerimde, cam kenarında sallanan sandalyemle oturmuş basılmış son kitabıma veya aldığım ödüllere bakarak iç geçirmek ve yakaladığım her gence onun defalarca dinlediği renksiz ve eskimiş başarı hikâyeleri anlatmak yerine, bütün derdi hafta sonu gelecek torunlarına ne pişireceği olan, “bu dedeniz gençken de böyle deliydi” diye masallar anlatan tonton, kokoş ve bilge bir anane olmayı tercih ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7772808331554505589?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7772808331554505589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7772808331554505589&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7772808331554505589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7772808331554505589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/insan-halleri.html' title='insan halleri'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5608040429817360624</id><published>2009-10-19T13:27:00.000+03:00</published><updated>2009-10-19T13:27:45.093+03:00</updated><title type='text'>pazartesi!</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Stw_ByghZ-I/AAAAAAAAAl0/AGqQEY2RwFc/s1600-h/19102009086.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5394255753653610466" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Stw_ByghZ-I/AAAAAAAAAl0/AGqQEY2RwFc/s400/19102009086.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Harika bir hava. Gözümde güneş, burnumda deniz kokusu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Buradan deniz bile görülebiliyor üstelik.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ve sabah sabah bal rengi bir kedi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Haftaya şahane başladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hadi bakalım:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5608040429817360624?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5608040429817360624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5608040429817360624&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5608040429817360624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5608040429817360624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/pazartesi.html' title='pazartesi!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/Stw_ByghZ-I/AAAAAAAAAl0/AGqQEY2RwFc/s72-c/19102009086.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-5747627786124060967</id><published>2009-10-15T14:46:00.000+03:00</published><updated>2009-10-15T14:46:35.265+03:00</updated><title type='text'>yeni.</title><content type='html'>Meğer benim evden çıkma vaktim gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yıl doldu evdeofis sistemine geçeli. Çok mutlu, çok güzel, çok verimli vakitler geçirdim. Kitap okudum, örgü ördüm, güzel yemekler, sabah mahmurlukları, uykusuz geceler… Harika bir yıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftasonu o kadar yıpratıcı hallerin içinde, bir ışık, bir öneri, yeni bir pencere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce düşündüm, korktum, sonra sevgilimle konuştum. Eve dönüş kapısının hep açık olması içimi rahatlatan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir başlangıç şimdi. Başlangıçlardan korkmam ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahmurluklara, kaplumbağa hallere, bütün o harika detaylara şimdilik veda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sabah telaşına, erkenden kalkmaya, trafik saatlerini kollamaya, gardırobu bu değişikliğe uygun yeniden düzenlemeye, çalan telefonlara, fotokopi makinesine, öğle yemeği arasına, pazartesi sendromuna, cuma neşesine, haftasonu planları yapmaya, ne giyeceğim karar verememeye, mesai dahilinde blog yazmaya merhaba:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-5747627786124060967?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/5747627786124060967/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=5747627786124060967&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5747627786124060967'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/5747627786124060967'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/yeni.html' title='yeni.'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8485291908562431303</id><published>2009-10-09T17:16:00.001+03:00</published><updated>2009-10-09T17:17:17.031+03:00</updated><title type='text'>091009</title><content type='html'>bir sürü şey yazdım, sildim.&lt;br /&gt;kelimeler gereksiz-yetersiz, hem o okuyacak biliyorum. artık hiç üzülmesin istiyorum.&lt;br /&gt;benim en can arkadaşım, matruşka bebeğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yola çıkıyoruz, yarın sabah ona sımsıkı sarılmak üzere.&lt;br /&gt;acısını hafifletmez belki ama hiç değilse paylaşmak için.&lt;br /&gt;elini tutmak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8485291908562431303?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8485291908562431303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8485291908562431303&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8485291908562431303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8485291908562431303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/091009.html' title='091009'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7139490157326147474</id><published>2009-10-05T12:40:00.000+03:00</published><updated>2009-10-05T12:41:14.437+03:00</updated><title type='text'>05102009</title><content type='html'>hastane, koridorlar, o koridorlarla kaybettiğin başkalarını da anımsamak, tek tek her acının üstünden geçer gibi, bir vardı babane, şimdi yok. "keşke"lerden çok "iyi ki"lere sığınmak. ölümün zıddı doğum olsa gerek, peki ya yaşamın zıddı ne sahi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7139490157326147474?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7139490157326147474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7139490157326147474&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7139490157326147474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7139490157326147474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/05102009.html' title='05102009'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2655748578407209378</id><published>2009-10-01T17:53:00.002+03:00</published><updated>2009-10-01T17:57:26.344+03:00</updated><title type='text'>yaşasın ekmek yapmak!</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben dün akşamüstü boynu bükük çiçek gibiydim. Yorgun, bitkin, uykusuz ve tabi huysuz. Sevdiceğimle gün boyu tek kelime konuşamamış, akşamki organizasyonu düzgünce yapamamış… Hiçbir şeye yetişememe hissi ve mutsuzluğu. İnsan balık olunca hayat zor, gel gitler, gözde kocaman ışıklı damlalar, mütemadiyen.&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;İki yıl kadar önce, böyle bir günde, hatta daha karanlıktı, dışarıda karlar, minicik evimizin, mini mini mutfağında, acemi ama sahiden kalbimden yemekler yaparken, birden çıka geldi elinde kocaman bir paketle. O benim müzik perim, matruşka bebeğim, en can arkadaşım. En kolay uzlaştığım, en çok konuştuğum, cebinden her şey çıkan kaptan mağara adamım, sulugöz balığım, varlığından nasıl da gurur duyduğum, gördüğüm en güçlü kadınlardan olanım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman bir paket işte!&lt;br /&gt;Ben tabi, heyecan heyecan heyecan! Hediyelere, paketlere, en küçük sürprizlere bile bayılan ben.&lt;br /&gt;İçinden ne çıktı?&lt;br /&gt;Kooocaman bir şey.&lt;br /&gt;Bir fırın!&lt;br /&gt;Ve tabi benim mutfak maceralarımda yeni bir dönem başladı. Şarkılarla kutladım. Hemen bir raf açıldı, tarifler, tarifler, tarifler okundu, denendi, denetildi. Eve harika kokular sindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şubat ayıydı, dışarıda kar, hemen o sabah kahvaltıya börekler yaptım.&lt;br /&gt;Sevdiceğim iş hayatındaki çok ciddi sorunlarla baş ediyor, O kendine ev arıyor ve bulamıyor, düğümler çözüyoruz hep beraber, dışarıda kar, mevsimler değişiyor, yoğun iş tempom şimdi bakınca inanmadığım bir hızda devam ediyor, hayat akıp gidiyordu.&lt;br /&gt;Ve ben öylece elimde tariflerle, sanki o sırada yaptığım en önemli şey buymuş gibi bir ciddiyetle yemek yapıyordum… Sanki yapmasam dünya duracak gibi. Sanki o an her şeyin sabiti o gibi.&lt;br /&gt;…&lt;br /&gt;Ve dün akşam;&lt;br /&gt;Telefonda söyledi önce “sana bir sürprizim var”. Hemen şımardım tabi, merak merak. Akşamı buldu gelmesi, gözlerini kapa dedi, kapadım bekledim, yine kocaman kare bir kutu, tahmin et nedir:&lt;br /&gt;Ekmek makinesi!&lt;br /&gt;Çığlık atmaya başladım tabi. Gözlerimde yaşlar.&lt;br /&gt;“Sana çok kızdım ne gerek vardı...”&lt;br /&gt;“Ayy delisin sen, çok kızdım ama bir o kadar da sevindim”&lt;br /&gt;Yine o zamanki gibi, yepyeni bir sayfa. Yepyeni bir pencere. Çok güneş alacaklardan hani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle yani. Ekmek makinem var şimdi benim. En istediğim gibi, gri ve pek sevimli. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi ben mutfağa, mumları yaktım, müziği açtım, tarifleri okudum, malzemelerimi dizdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Pek heyecanlıyım!&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;notnot: öneriler, püfler, lütfeeen!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2655748578407209378?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2655748578407209378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2655748578407209378&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2655748578407209378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2655748578407209378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/10/yasasn-ekmek-yapmak.html' title='yaşasın ekmek yapmak!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2940315970767301835</id><published>2009-09-29T14:01:00.001+03:00</published><updated>2009-09-29T14:03:02.514+03:00</updated><title type='text'>ne güzel.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SsHk1k3heuI/AAAAAAAAAlU/rvbte0GJBRA/s1600-h/ew-art.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 364px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386838238392580834" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SsHk1k3heuI/AAAAAAAAAlU/rvbte0GJBRA/s400/ew-art.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendisine Prag'dan Kafka kitapları getiren bir patronu olması ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdicekle bir örnek kotlar almak ve hiç düşünmediğim halde 34 bedene girebilmek ne güzel... (Bu kilo manyaklığı bana nerden miras bir bulabilsem, hayatım boyunca çiroz bir kız oldum ve sürekli kendimi şişko zannettim, hayır blumik falan değilim.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala güneşin "ce e!" yapıp kaçması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem şal hem kocaman güneş gözlüğü takabilmek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heeey! U2'nun nihayet Türkiye'ye geliyor olması ne güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığım &lt;a href="http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com/"&gt;bu haber &lt;/a&gt;ne güzel!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deryik hanım'a inat; twitter çok eğlenceli:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılla beraber uygulamaya başlayacağım, yeni heyecanım, maceram...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arka arkaya amy winehouse'larla dolu bir liste...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli telefonda konuştuğumuz bir iş arkadaşımın, adımın sonuna eklediği "hanım" ekinin, bir minik kaktüsle aşılması ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25004427/"&gt;Bu merak konusu&lt;/a&gt; ne hoş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar öyle atom karıncayım ki, dünyanın bütün filmlerini yapasım geliyor, bırakın onu da ben, onu da ben... Hepsini yapacağım sanki bıraksalar, öyle açık zihnim ve "ay şunu da ben yapsaydım keşke" diyecek kadar meraklı bugünlerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alain de Botton okumak bu havalarda, ne güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve yeni aldığım, minik kırmızı kedili kapı ağırlığı ne güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızılı, çingeneli, binlerce tonun olduğu hiper zor puzzle'mızın ne zaman biteceğini bilmemek ne güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tatil geceleri sabahlamak, müziklenmek, keyiflenmek, yemek yemek yemek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabi Pazar kahvaltıları ne güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir deeee; &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;az önce yaptığım telefon konuşması &lt;/a&gt;ve akabinde gülmekten ve neşeden çenemin ağrıması, bugünün en güzel şeylerinden!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bloglardan kopmuş olmak kötü biraz, çok sevdiğim bir kaç kişiyi "napmış acaba" hissiyle takip etmek dışında okumuyorum pek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün akşam, kabinde kıyafet denerken en sevdiğim, kocaman iri sedef taşlı yüzüğümü orda unutmak ne kötü... Çok üzüldüm, geri döndük hatta telefon bile bıraktık ama yok oldu kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir şarkı, o geceden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende&lt;br /&gt;gül rengi şarap içilmez mi böyle günde&lt;br /&gt;seher yeli, eser yırtar eteğini gülün&lt;br /&gt;güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün&lt;br /&gt;bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye&lt;br /&gt;kimse bilmez, kimse bilmez..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2940315970767301835?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2940315970767301835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2940315970767301835&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2940315970767301835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2940315970767301835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/09/ne-guzel.html' title='ne güzel.'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SsHk1k3heuI/AAAAAAAAAlU/rvbte0GJBRA/s72-c/ew-art.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-9052157481233764790</id><published>2009-09-14T13:50:00.002+03:00</published><updated>2009-09-14T14:03:21.889+03:00</updated><title type='text'>yağ yağ yağmur</title><content type='html'>Herkes seli yazdı. Benimki belki en şımarıkçası. Oturduğumuz semtin, hani taksim olsa, taksim meydanı olacak kadar merkezi bir yerindeyiz. Saatlerce elektriğimiz kesildi. Gece boyu karanlıklardaydık, sabah kalktığımızda hala öyleydik. Haliyle olan bitenden haberim yoktu o sabah. Sinirim tepeme geldi çünkü işlerim aksamıştı. Ne hakları vardı, nasıl elektrik kesilirdi, neden saatlerdir gelmezdi falan filan... Minik sırt çantamla, çalışmak üzere stüdyoya doğru yola koyuldum. Orada ntv açık olunca ve gözlerime inanamayınca, kestim sesimi oturdum ve şükrettim. Bu arada, evet ilkokuldayken falan, çevre denince bizim aklımıza, ozon deliği, deodorant, kesilen ağaçlar falan geliyordu, dikkat: ilkokuldayken. Yıllar geçti, bilinç düzeyimiz ve algımız gelişti, o gazlar çoook zaman önce yasaklandı, hatta ozon deliği falan yamandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel kontroller için gittiğim doktorda, doktorun benden önceki hasta hakkında "gerizekalı insanlar" diye bahsettiğini duydum. Bu kez de kulaklarıma inanamadım. Bu gayri insani muamele karşısında moralim o kadar bozuldu ki, kelimelerle tarifi yok. Hemşireye doktor hanımın -evet bildiniz kadın- her zaman böyle sinirli olup olmadığını sorduğumda, kedinin bir şeyleri örtmesi tavrıyla, "yok ama insanlar da şöyle dedi böyle dedi" diye açıklamalar yaptı. Benim muayenem de berbat geçti zaten, artık arkamdan "suratsız" mı demiştir, "salak" mı demiştir, allah'a emanet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel ramazan kabusum: Nurhan Damcıoğlu ve benzerleri. Böyle bir ramazan eğlencesi biçimi mi vardır? "Ramazan eğlencesi" zaten nasıl mantıksız bir isim tamlamasıdır? Devamı da "şeker bayramı" oluyor sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huysuz bir balığın isteği üzerine, yan tarafa izleyici listesi eklemeyi düşündüm. Ama içime sinmedi, vazgeçtim. Amaç, sen beni takip et, ben de seni, link kardeşi olalım, beni ekle cicim, izleyici arttıralım kardeşim, olarak algılansın istemiyorum. Tabi ki, ekleyenlerin hepsinin bu tür bir amacı olduğunu söylemiyorum. Sadece, bu blog ratingine aşırı alerjim var. Buradaki kendi kendine konuşma halimi ve özgürlüğümü seviyorum en çok. Onun isteği takip kolaylığı içindi tabii, bunun için, mail adresinizi bırakırsanız, yeni bir postu, posta kutunuza bırakabileceğimi söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün, taşınmakta olan tiyatro perimiz için ikea turu. Sevdiceğim günün kahramanıydı, ölçü aldı, akıl verdi, raf baktı. Bu akşam evde zemin etüdü ve sonra operasyon tamamlanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;/&lt;/p&gt;Bütün olan bitene, saçma uygulamalara, çalıp çırpanlara, insanları gerzek yerine koyanlara, izlerken televizyona terlik fırlatma hissi uyandıranlara, sorumsuzlara, suçu başkasına atanlara, kısacası kötülere rağmen,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumartesi, istasyonda treni beklerken yağmuru izlemek, tren camından yağmur damlaları saymak, tıngır mıngır gitmek, anıları tazelemek, sonra yürürken ıslanmak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurun hiç bir suçu yok ki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-9052157481233764790?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/9052157481233764790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=9052157481233764790&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/9052157481233764790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/9052157481233764790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/09/yag-yag-yagmur.html' title='yağ yağ yağmur'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8794940183499452904</id><published>2009-09-08T12:35:00.001+03:00</published><updated>2009-09-08T12:38:31.341+03:00</updated><title type='text'>teşekkür</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SqYhCUNz2tI/AAAAAAAAAlM/I2FWbs_72JA/s1600-h/friend.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi ben şanslı değilim de neyim?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün akşam, nihayet sevdiceğim bana gelen kargo paketlerini eve getirdi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Birincisi; tadaaaaaa: &lt;a href="http://gulinaydin.blogspot.com/2009/09/hedi-ye.html"&gt;http://gulinaydin.blogspot.com/2009/09/hedi-ye.html&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nasıl şirin, nasıl cici, nasıl yumuş... İçinden bir de sabun çıkıverdi. Taa, Şirince'den... Kokusu oralara dek götürdü. Benim için örmüş, tek tek, iplere batmış çıkmış, seveceğim renklerden seçmiş, süpriz yapmış, bir de ne güzel paketlemiş yollamış, içine ne koyarım binlerce plan yaptım, sanırım ben ona bir dünyayı sığdırırım. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Peki ya, &lt;a href="http://isitmekaybi.blogspot.com/"&gt;Delfina'ya&lt;/a&gt; ne demeli? Akşam, iftara az kalmış, salata yapıyorum, malzemeleri doğradım ama bekliyorum, bu akşam o yağa banacağım... Kapı çalıyor, sevgilimcim getirmiş hediyelerimi, o paket nasıl bir paket, bir açıyorum, içinden bir not düşüyor, içindeki kelimeler kalbime dokunuyor, "bu kadar zariflik olur mu" diyoruz ikimiz de, ne bileyim karşı ödemeli bile yollamamış her ikisi de, bu detay bile benim gözlerimin dolmasına yetiyor, yağın kapağını açıyoruz sonra, kokluyoruz, misssss gibi, o renk, o kıvam şahane, tadına bakmak için dakikalar kalmış, hadi acele edelim, domateslere biraz kekik ve fesleğen, ve tabi biraz ezine peyniri illa ki, üzerine de bu mucize yağdan. İçebilirsin bile öyle bir tat ve kıvam... Bayıldık, bayıldık, dün sadece onu yedim diyebilirim. Yolladığı sabunlar da şifalıydı, hani yeni moda, yapanın enerjisi geçiyor deniyor ya, o kadar alengirli lafları bilmem ben, helal kazancın, emeğin ve niyetin her zaman başka bir tadı olduğunu bilirim sadece. İşte tam da bu yüzden, o sabunlar bana iyi geldi ve bu zeytinyağı damağımızı şenlendirdi...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Dün gece, hayatımdaki güzel kalpli insanlar için bir kez daha şükrettim. Ve yaşamımda, kötü niyetli, olumsuz insanlar olmamasının ne kadar şahane olduğu farkettim. Burada kendi kendime karaladığım kelimelerin, karşıma bu kadar hoş insanlar çıkarmış olmasına gülümsedim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8794940183499452904?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8794940183499452904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8794940183499452904&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8794940183499452904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8794940183499452904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/09/tesekkur.html' title='teşekkür'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8338409504580131870</id><published>2009-09-04T11:51:00.005+03:00</published><updated>2009-09-04T11:59:51.940+03:00</updated><title type='text'>elitim elitsin elit</title><content type='html'>Evet, dün gece büyük bir merakla "aşk-ı memnu"yu izledim. Çok banelim, evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şu "ben bir tek dizi izliyorum o da avrupa yakası", "digitürkü sadece belgesel kanalları için aldık" insanlarını anlayamıyorum. Bir de eskiden sabahlara kadar süren siyaset meydanı, hulki cevizoğlu olayı vardı, ne katılanlar ne izleyenler bir yere varamazdı. Bal yapmaz arılar gibi, vıızzz vızzz vızz! Şimdi onlardan bir teketek falan kaldı sanırım. Neyse, bu kadar insan nasıl belgesel ve açık oturum seyrediyor, geri kalan şeyleri kim seyrediyor o da bir garip. Ailecek belgesel seyrediyorlar, sonra muhtemelen kitap fuarında onlar hakkında fikir teatisi yapıyorlar. Bir de gazeteyi muhakkak pazar kahvaltılarında okuyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir adaya düşen, zamanı büken, ölüp geri gelen, kendi geçmişine giden falan insanları izlemeyi anlayabiliyoruz da, basit bir soap operaya bu denli ilgiyi neden anlamıyoruz? Yani beş sezondur, "bu black smoke da ne ola ki?" sorusu pek entel ama "kim bastı lan bunları?" merakı sığ, öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesin, aptal aptal tvye bakmak istediği, hiç bir şey düşünmeden -zaten farkettiyseniz, aşkı memnu'da (ve benzeri dizilerde) seyirciye anlaması ve zihnini yorması için bırakılan tek bir şey yok, adam geçmişi mi hatırlıyor direk görüyoruz, bilmem neyle bağlantı mı kurdu direk ekranda, hiç olmadı bir nedensellik mi var, illa ki karakterlerden biri seyirciye açıklıyor: bilmem ne yüzünden bilmem ne falan diye- hiç kendini yormadan, ayaklarını uzatarak izlemek isteyeceği bir şeyler olabilir. İnsan bazen banel olmak isteyebilir hatta. Bu ülke meselelerinden, gündeminden uzak olduğu, lay lay lom bir insan olduğu anlamına da gelmez. Bu aşağılamayı anlamıyorum, mesele türk yapımı olması mı? Çünkü, daha bir sürü gerzekliği izliyoruz hepimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, seyirciyi aptal yerine koyan bir ton devamlılık hatası, evet seslendirmedeki özensizlik, evet sabah evden çıkan bir bihterin, ancak ikindi ışığında gideceği yere varması, bir gecede markası değişen telefonlar gibi ve daha bir çok mantıksızlık vardı amaaa; adı üzerinde "türk işi". Ki sadece bunlarla dalga geçmek bile oldukça eğlenceli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;/&lt;br /&gt;Ayrıca, Ertuğrul Özkök nasıl bir iki yüzlüdür, o üç noktalarla dolu yazıları ve kullandığı ingilizce deyimler (bugünkü mucizesi no man's land mesela) nasıl zavallıdır, yoksa bu sadece bana mı öyle gelmektedir? İnsan canlısı nasıl tamamen omurgasız ve ilkesiz olabiliyor? Çok merak etmiştik iyi ki anlatıyorsun ihrama girip girmediğini, alkol ve diğer meseleleri yazı dizisinin sonuna saklaman da hakkaten reytingleri arttıracak kesin, bütün hesaplayabildiğin buysa; çok ama çoook zekisin :P "Benim ananem de hacıydı" geyiğinden bir paragraflık yazı çıkarabilmen, boşluklarla yazabilmen falan ayrı bir başarı, sayesinde üç nokta kullanımı yayıldı. Hangi konu olursa olsun yazdığı, kürt açılımından, krize kadar farketmiyor, hep aynı anahtarı kullanarak kabul sağlamayı deniyor: Atatürk. Bunu söyledikten sonra, aslında bence bu düşünce sistemine aykırı olan bir şey bile yazsa, kabul gördüğüne inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe arman olsun, ahmet hakan olsun, şahane bir ekipsiniz sahiden. Nasılsa size tapınıyorlar, "iki parende atsanıza, aerobik olayını anlayalım" deseniz yapacaklar eminim. Bu üçlüyü daha bir çok ortamda görmek isteriz... Malum her kılığa kolayca bürünebiliyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Hakan'a gelince; gözlem gücü ve tespitleri dahiyane; yok engin noyan tavrı olmamış, "inkılap" geçirmemiş. Merak etmesine gerek yok bence, onun bizzat geçirdiği inkılabı ve kemiksizliği yaşayabilecek pek insan yok zaten. İstese de esaslı bir dönüş yapamayacağını söylüyor, esaslı hiç bir şey yapamaz. Peki ya arap kahvesiyle taze hurmanın, Salomanje'nin menüsune eklenmesi önerisi? Hakikaten çok zekice. Yazısını, beyinsiz olmaktansa diyerek bitirmiş, beyni olduğundan nasıl bu kadar emin? Ya "umreden mahrem notlar... Devamı yarın..." gibi bir cümleye, ağzınızla bile gülmezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Misal, blog falan yazıo olsalar, hakikaten okunmayacak kadar aşağıda bir kaliteye sahipler ve kocaman gazetelerin başında, kocaman paralar, kocaman mevkilerdeler... Oraya da büyük ihtimal bu "omurgasızlıkları"yla gelmişler. Buna üzülüyorum. Diğer bütün "çirkin insan halleri"ne üzüldüğüm gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8338409504580131870?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8338409504580131870/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8338409504580131870&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8338409504580131870'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8338409504580131870'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/09/elitim-elitsin-elit.html' title='elitim elitsin elit'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-7730149842666387466</id><published>2009-09-01T17:05:00.002+03:00</published><updated>2009-09-01T17:15:31.648+03:00</updated><title type='text'>eylül bir</title><content type='html'>Nihayet beklediğim, özlediğim, iple çektiğim mevsim geldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elektrik tellerinden bile daha çok genleşen, uzayan günler bitti. Beyni süngere çeviren uykulardan uyanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzündekiler "eylül 1" şöleni yaptılar sanki. Yağmurlar, rüzgarlar... Takvime bakmadan da anlardım yılın neresinde olduğumuzu. Yaz boyu bugünü bekledim ben, bahar çocuğuyum ben, hatta belki kış, yağmuru, yaprakları, üşümeyi, ürpermeyi severim. Sonbahar hüznü, romantizm falan değil bu. Zaten, mum, şiyir, şarap, loş ışık romantizmi insanı değilim ben:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları nasıl yazın, güneş parlarken neşe doluyorsa, işte öyle. Ocak ayında yaşamadığım, "yeniden başlama" coşkusu, yeni kararlar, yeni defterler. İyi bir haber alacakmışım gibi. Bu keyif bende mayıs'a kadar gider... Hani ben leylek olsam, sonbahar olan yerlere göçerdim. Sabah beri, geziyorum evin içinde, dışarı çıksam büyü bozulacak sanki, şarkı söylüyorum, bşyler karalıyorum, okuyorum, zihnimin kırışıklarını düzeltir gibi ütülüyorum, gülüp duruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi; sinemaya gitmek var, kestane aramak yollarda, ayaklarımı onunkilerle ısıtmak, ancak tadını bilenlerin anladığı bir mevsimi paylaşmak var, kitaplar, kitaplar, kitaplar, atkılar, kahve, sıcak çikolata, tende yazdan kalan renklerin açılması, üşümek, ellerimi cebine saklamak, dik yakalı kazaklar, en sevdiğim sarı ışık, neşeli hırkalar var... Saatler ileri alınırken, sonbahar sakin ama telaşlanmaya hazırdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı başlıklı kız olur muyum? Her yıl bir armağanla gelen eylül, bu yıl cebine neleri koymuştur acaba? Acaba ona bir atkı daha örsem mi? Bir kaç çorba tarifi daha eklesem mi deftere? Kaz tüylerini indirsem mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dahası; bu yıl ben kendi yaşamımın, hani "daha mutlu olamam" diyebileceğim bir mevsimindeyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-7730149842666387466?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/7730149842666387466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=7730149842666387466&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7730149842666387466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/7730149842666387466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/09/eylul-bir.html' title='eylül bir'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-2197815017764908315</id><published>2009-08-25T16:15:00.002+03:00</published><updated>2009-08-25T16:41:28.003+03:00</updated><title type='text'>aksi</title><content type='html'>Güleryüzlü banka görevlisine hiç rastladınız mı?&lt;br /&gt;Belki vardır ama o da yalnızca reklamlarda oynama işini yapıyor. &lt;em&gt;"Hoşgeldiniz nasıl yardımcı olabilirim?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz şu ana kadar yalnızca bir kere rastladık, fakat o da şehrin karşı kıyısında kaldığı için artık yalnızca telefonla yardımcı olabiliyor bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banka görevlileri; özellikle kadınlar, beş kere aksi! Minik bir sorunuzu mutlaka sizi tersleyerek yanıtlıyorlar. Gözler devriliyor, iç çekiliyor falan. Evet sen atom mühendisisin, ben de sana "ee elektron nasıl dönüyordu" falan diye bir sordum, sinirlenmekte pek haklısın. Onları oturarak çalışmaktan şekil almış bedenlerinden ve içlerinde rahat etmedikleri kesin olan gürültülü topuklu ayakkabılarından tanıyabilirsiniz. Şlak, şlak, şlak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somurtuk bir surat, beyin cerrahıymış da, yanlış bir hareketi ölüme yol açarmış gibi bir gerginlik. "Kızdırmayalım yoksa işimizi yapmaz" gibi bir elektrik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve inanılmaz bir yavaşlık... Ah pardon "sistemlerinizde bir yavaşlık var"dır kesin. Tabi tabi, sen sallamıyorsun işini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet siz isterseniz 10, isterseniz 100 işlem yapın aynı maaşı alabiliyor olabilirsiniz, amacınız tamamen mesai doldurmak da olabilir, ama bizlerin vakti gayet kıymetli. Evet, anlamıyorsak aynı şeyi bir kaç kere tekrarlamanız gerekebilir. Hayır, bir şeyi ağzında gevelemek soruya cevap vermek anlamına gelmiyor. Evet, insan ayırd etmeden yardımcı olmak zorundasınız. Hayır, o kadar önemli bir iş yaptığınıza inanmıyorum. Evet, sizin yerinize bu işi yapabilecek bir çok insan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam dünyanın gerçekten en sıkıcı işini yapıyorsunuz, ama bir deha gerektirdiğini sanmıyorum ki; bildiğin para saymak:) Gişedeki memur kastettiğim, geniş bir hizmet yelpazesini de kapsamıyor işi. Fatura, hesap hareketleri, döviz vs. Hani bankada üst düzey bir görevli, genel müdür vs değil, ki onlar çoğunlukla daha saygılı oluyorlar zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesaileriniz uzun değil, öğle tatillerini geniiiiş geniiiiş kullanıyorsunuz, bir dakika öncesinde biri ölse kılınızı kıpırdatmıyorsunuz, gayet "ben bu işi yapmazsam dünya dönmez" havalarındasınız. Bütün gün somurtacağınız bir işi seçmek sizin suçunuz, benim değil. Ve bu da bahane değil. Gayet güleryüzlü ve neşeli çöpçüler tanıyorum, hoş sohbet kasiyerler, gününüzü iyi geçmesini sebep olacak kadar pozitif esnaflar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke daha mutlu olacağınızı bir işi seçseydiniz de, hepimiz rahat etseydik. Dahası, iyi ki sizin gibi insanlar, hemşire falan değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ümitliyim gerçi. Yok bu insanlardan değil. Şu an zaten, bizim bankada, fatura dahil pek çok işlemi makineler yapıyor. Şanslıyız ki, bu gibilere binde bir işimiz düşüyor. Yine de umutluyum. Bir gün bu somurtuk insanların da yerini tamamen makinelerin alacağı günü iple çekiyorum. Belki o zaman düşünürler, "aa eskiden ne güzel bir işimiz vardı, hiç değilse bir işe yarıyorduk" falan diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Eminim işini severek yapan, güler yüzlü, çalışkan olanları da vardır. Eminim. Sadece ben şimdiye dek bir kez rastladım:)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-2197815017764908315?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/2197815017764908315/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=2197815017764908315&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2197815017764908315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/2197815017764908315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/08/aksi.html' title='aksi'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-737447777656737611</id><published>2009-08-22T13:55:00.004+03:00</published><updated>2009-08-22T14:05:57.483+03:00</updated><title type='text'>220809</title><content type='html'>Aşıksınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerine akıllıca gelmeyen şeyler yaparsınız, hallere bürünürsünüz. Basit ama sizce dünya değerinde şeyler. Sırf bir simidi bölüşmek için, uzun saatler deniz aşmak gibi, yıllar önce okuduğu, artık toplatılmış bir kitabı, kütüphane kütüphane arayıp armağan etmek gibi, bir öpücüğün ardından şaşkınca bakakalmak gibi, nefesi olmadan uyuyamamak gibi, küçük bir şeye birlikte saatlerce gülmek gibi, bir sinema biletini, bir el izini, bir sözcüğü saklamak gibi, ahşaptan müzik kutusu oymak gibi... Binlerce minik şey. Minik elmaslar kadar değerli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birileri gıptayla bakar, bilirler çünkü o zehrin tadını. Birilerine de aptalca gelir bunlar. Anlayamazlar. Sahi, aşk ne zaman "akıl" işi oldu ki? Ölçülü, cetvelli, hesaplı ablalar, uzaktan ve tepeden bakar size. Siz kimsenin bilmediği bir sırrı bilmektesinizdir onlara göre. Matematiğe vururlar bütün bunları, sığmaz denklemlere, tek tek hesaplarlar, içinden çıkamazlar. Yanılacağınıza emindirler, ölçüsüz olmanın sizi zarara sokacağına. Aşkın kar-zarar defteri olur mu ki? Çok iyi bilirsiniz ki, anlatsanız, kelimelere dökseniz de sonuç aynı olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlayamazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ve sadece, aşkı tatmışlar anlar sizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece yarısını geçmiş, pencere kenarında tıkır tıkır yazı yazıyorum, kelimelerle oynuyorum. Sesler duyuyorum, çatal kaşık sesleri, tatlı bir telaşa dair sesler... Ne yapar bu insanlar? Neye sevinirler bu kadar? Bu saatte uyanmak onları neden mutlu eder? Uykunun en tatlı yerinde uyanıp, koca bir aileyi doyuran anne nasıl heyecan duyabilir? O sofraya nasıl keyifle ve neşeyle otururlar peki? Bir dakika önce yerken, bir dakika sonra yemeyi bırakmayı nasıl başarırlar? Bunu nasıl anlar, kabul eder ve uygularlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çayın altını yakmaya gittiğimde bunları düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşıkları anlayamayacak insanlar gibi, onları da hiç bir zaman anlayamayacak olanlar hep var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-737447777656737611?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/737447777656737611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=737447777656737611&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/737447777656737611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/737447777656737611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/08/220909.html' title='220809'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-6171123388427415490</id><published>2009-08-20T17:10:00.003+03:00</published><updated>2009-08-20T17:13:02.410+03:00</updated><title type='text'>200809</title><content type='html'>&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372035072727375010" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/So1Nb7ba3KI/AAAAAAAAAk8/s_h39QT10rE/s400/DSC03441.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Fringe izliyoruz, evet lost gibi değil, evet zaman zaman bayıyor, evet belli bir "düzen" içerisinde ilerliyor ama yine de fena değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sırayla tim burton filmleri, bazıları ilk kez, bazıları yeniden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dün, battaniyemin ilk sıralarında yapılmış bir hata yüzünden ağlayasım geldi. Ama işe yaradı, şöyle ki, o linkten bakarak kendim, tek tek çözdüm ve yeniden başladım. Sanki birden zekam falan açıldı:)))) Ki ben bir ilmek bile sökmemek için yüz takla atabilen biriyim:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sevdiceğimin gün içi mailleri içimi aydınlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kaslarımda minik minik ağrılar. Kesinlikle işe yarayan bir spora başladım, daha önce sonuç aldığım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Callanetics!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hop kum saati denizkızıyım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Dün çok keyifle okuduğum ve heyacanla linkini paylaştığım bir blog yazısı, herkes okusun: &lt;a href="http://puck-robin.blogspot.com/2009/08/buyuklerin-dunyasna-hosgeldiniz.html"&gt;http://puck-robin.blogspot.com/2009/08/buyuklerin-dunyasna-hosgeldiniz.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Twitter çok tatlı bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Nihayet, bu gece yarısı uyanarak başlayacağımız, bir aylık heyecan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***Ve salı gecesi süprizi; &lt;em&gt;"insan biraz kendine zaman çalmalı"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski şarkılar, albüm kayıtlarından bin kat iyi bir performans, ortak anıları olan melodiler, kahkahalar, keyif sigaraları, ezbere bilinen sözler, yüksek sesle bağır çağır eşlik edilen şarkılar, neşe, son derece cool bir sevgili, son derece zıplak bir ben. kenan doğulu'nun şahane süprizleri, "tutamıyorum zamanı"ya eşlik eden baba, deniz kokusu bulaşan şarkılar... Bir de nolur yılmaz erdoğan, o korkunç aksanıyla, kötü vurgularıyla şiir okumasın, bunu ayrı bir postta inceleyeceğim. Böyle gırtlaktan bir "etme" söz konusu mevlana bile olsa, antipatik ötesi oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dipnot: Bu arada; kuruçeşme arena'ya giden denturlarda, "konser alanında 10 lira vereceğinize burada alın" diye anons edilerek bira satılmasını hiç bir şey değilse, bayağı bulduğumu eklemeliyim.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Üç boyutlu fotoğraf çeken bir makine istiyorum, böyle ses falan da olacak, hayır kamera gibi değil, dondurup yeniden yaşamak veya tam olarak birine anlatmak istediğimiz anlar için, hani kelimeler, fotoğraflar yetmez ya, işte öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5372045544336841234" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/So1W9dNq2hI/AAAAAAAAAlE/fpvVtD1KuMI/s400/DSC03466.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir şiyir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece bitkilerinden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece bitkilerinden korkuyorum,&lt;br /&gt;hayır geceleri bitkilerden!&lt;br /&gt;gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır&lt;br /&gt;bana açtığın her telefon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki kalp arasındaki en kısa yol:&lt;br /&gt;birbirine uzanmış ve zaman zaman&lt;br /&gt;ancak parmak uçlarıyla değebilen&lt;br /&gt;iki kol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;an ki fiskiyesi sonsuzluğun&lt;br /&gt;keşke yalnız bunun için sevseydim seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c.süreya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bir de burdan, kendisi beni dürtmese blogumu unutacağım &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;deryik hanım'a &lt;/a&gt;açık bir çıkma teklifi.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;-gevezelik, boncuklar, nar çiçeği şurubu, kolaj, kumaş makası, örgü, anıt dedikodusu, bol kahkaha, kikirdeme, dertlenme, çok kelime-&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-6171123388427415490?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/6171123388427415490/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=6171123388427415490&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6171123388427415490'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/6171123388427415490'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/08/200809.html' title='200809'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/So1Nb7ba3KI/AAAAAAAAAk8/s_h39QT10rE/s72-c/DSC03441.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7332765923762586689.post-8953532671008704097</id><published>2009-08-12T14:30:00.006+03:00</published><updated>2009-08-12T14:40:42.191+03:00</updated><title type='text'>nihayet blog!</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SoKW7XuMEiI/AAAAAAAAAkY/-1UIM8sKJhI/s1600-h/DSC03237.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5369019652503245346" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SoKW7XuMEiI/AAAAAAAAAkY/-1UIM8sKJhI/s400/DSC03237.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluyum ben! Ve dahası kuşlar kadar hafiiif...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep bir telaş halinden yazamadım ve söyleşi haberi tepede kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bir hafta, açıklanamazinsanhalleri vol.1 i bitirdim, sonra tam kafamı dinleme haline geçiyordum, aha vol.2. Ben hakikaten bazı insanları daha doğrusu bazı insan davranışlarını anlamıyorum, anlayamayacağım, anlamak üzerine kafa yormak istemiyorum. Ve belki de kolayı seçiyorum, hooop üzerlerine bir çarpı işareti onları dışarda bırakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozam kozam benim cici kozam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar gecelerimiz hep uzuyor, dışardaysak geç geliyoruz, sonra evin tadını çıkarıyoruz, geçen cumartesiyi sabah 6.30'da kapadık hatta. Film, dizi, oyun, vırvır derken yapacak bir sürü şey buluyoruz ve çok fazla birlikte vakit geçiriyoruz. Hiyu! Havalar serinledikçe, akşam keyfine kahveleri de aldık yeniden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde yapacak bşyler istiyordu canım. Zihin dağıtmak için, dinlenmek için. Yani ben maharet abla olmasam da, veya fotoğraflayıp sergilemesem de, cici şeyler boyarım, anahtarlarımızı astığımız baloncuklu bşy, mor bir gazetelik, çeşitli taşlar, şamdanlar, şişeler ilk aklıma gelenler... Hani bazı -&lt;span style="font-size:78%;"&gt;aklı başından gitmiş- &lt;/span&gt;bloggerlar gibi ayakkabılarımı fotoğraflayıp koymasam da ayakkabı giyiyorum ben, onun gibi:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraaa dün, benim en süper bir arkadaşım geldi, muhabbet, kahve, sigara derken, &lt;a href="http://sarhosbalikvetopalmarti.blogspot.com/"&gt;funda'&lt;/a&gt;dan gördüğüm ve hastası olduğum şeyi ona sordum. Funda da, daha önceki makarna vakasında olduğu gibi, çok yardımcı oldu, vırvır bütün gerzekçe sorularımı yanıtladı ama dilini bilmiyordum. O deli arkadaşım, bir şeye bakar ve bana anlayacağım dilde tercüme eder, gerekirse resim çizer, gerekirse şablon yapar, gerekirse şarkı söyler, gerekirse en aptalın bile anlayacağı komutlar yazar. Hep "röleve alan bir insan tabi bunu şıp diye çıkarır" dedim durdum:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veeee: &lt;a href="http://attic24.typepad.com/weblog/neat-ripple-pattern.html"&gt;http://attic24.typepad.com/weblog/neat-ripple-pattern.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna başladım. Elimdeki talimatlara baka baka yapıyorum, alıştım bile artık. Bu kış zilyon tane atkı, bere ve çorap örmek yerine, enerjimi buna vericem. 85 yaşıma geldiğimde, sevdiceğimle yürüyüşten dönmüş, sallanan sandalyede çayımızı içerken, dizlerime örtmeyi planlıyorum. Büyük ihtimalle o zamana yetişir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı anda her zincirde bir kere "eylül" dicem, üç gün. Ve sonbahar gelecek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Zevkle okuduğum bloggerların, örneğin; &lt;a href="http://deryik.blogspot.com/"&gt;"aslında çok zor" &lt;/a&gt;daha çok daha çok yazmasını istiyorum. Bir de &lt;a href="http://defneyleyasamak.blogspot.com/"&gt;şurdaki &lt;/a&gt;fotoğraflara bayılıyorum. Bir de &lt;a href="http://sardunya.blogspot.com/"&gt;o&lt;/a&gt; hep yazsın istiyorum, ne olursa olsun. &lt;a href="http://tanyasecil.blogspot.com/"&gt;O &lt;/a&gt;ise hep neşeli olsun. &lt;a href="http://teneketrampetler.blogspot.com/"&gt;Bu &lt;/a&gt;ise, postlarını ve gevezelik etmeyi çok özlediğim biri:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;Fotoğraf: Gelibolu dönüş yolundan.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="right"&gt;&lt;em&gt;pek sevdiğim ayçiçekleri ikindi ışığında boynunu bükmüş.&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;yazdı denizkızı&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7332765923762586689-8953532671008704097?l=mormermaid.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mormermaid.blogspot.com/feeds/8953532671008704097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7332765923762586689&amp;postID=8953532671008704097&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8953532671008704097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7332765923762586689/posts/default/8953532671008704097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mormermaid.blogspot.com/2009/08/nihayet-blog.html' title='nihayet blog!'/><author><name>mermaid</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07876349517141377111</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_At9Q0WGMhr0/SK0tqgtS3KI/AAAAAAAAARs/rpvNO1-1RCc/S220/little-mermaid-1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:
